Oksidentalizm

20 Kasım 2017 Pazartesi

Başta FETÖ olmak üzere karanlık örgütlerin anlaşılmasında öncülük eden Aytunç Altındal’ın 18.11.2013 tarihinde suikast olduğu şüpheli şekilde, aslında belki de suikast olduğu şüphesiz şekilde ölümünün üzerinden tam dört yıl geçti.

Milletimize yönelik karanlık saldırılar Aytunç Altındal’ın öldürülmesinden yaklaşık bir ay sonra başladı. Halen biçim değiştirerek devam ediyor.

İlginç ve müstesna bir kişilik olarak tanıdık Aytunç Altındal’ı. Vatanseverliği konusunda hiç kimsenin şüphesi olmadı. Batının karanlık yayılmacılığının politik askeri ve ekonomik saldırganlığının boyutlarını az ya da çok hepimiz biliyorduk ama bu saldırganlığın geri tarafında yer alan ezoterik teşkilatları ve kirli ittifakları ilk defa Aytunç Altındal gözlerimizin önüne sermişti.

Aytunç Altındal’ın açtığı yoldan ilerleyen pek fazla kimse olamadı. Belki de karanlık odaklar, son saldırılarına başlamadan hemen önce Aytunç beyi ortadan kaldırarak, buzdağının su altındaki kısmını gizleyebileceklerini düşündüler.

Karanlık ve kirli saldırganlığın yer altındaki kısmı hakkında gerçekten de bilgi ve fikir sahibi başka bir kimseyi bulamıyoruz.

Yaşadıklarımız bize gösteriyor ki, batının kirli yüzü ile savaşı çok geniş bir alana yaymamız, herhangi birinin üzerine bu yükü yükleyerek hedef haline getirmememiz, aramızdan yüzlerce belki binlerce lider kişilik yetiştirmemiz gerekiyor.

Masonik kirli güç merkezleri konusunda yüzlerce uzmanımız olsa, Aytunç Altındal’ın aramızdan ayrılması ile bir boşluk ortaya çıkmayacak olsaydı, yani suikast ile bu karanlık çete bir boşluk yaratamayacağını bilseydi belki de halen Aytunç Altındal yaşıyordu.

Sanıyorum bunu bildiği için de yakınlarına Oksidentalizm merkezleri kurulması konusundaki arzusunu sürekli iletiyormuş. Birkaç kez üniversitelerde Oksidentalizm kürsüsü kurma konusunda girişimleri olmuş ama bir türlü bir sonuca bağlanamamış.

Oksidentalizm doğunun kavramları ve doğunun çıkarları temelinde batının analiz edilmesidir. Oryantalizm kavramını birçoğumuz bilir. Oryantalizm, batının kavramları ve batının çıkarları temelinde doğunun analiz edilmesidir. İşte Oksidentalizm bunun tam tersi bir arayıştır.

Kavram olarak adına bile çok yabancı olduğumuz bu çalışmaya ne kadar ihtiyacımız olduğu bugün daha çok ortaya çıkıyor.

Biz batının retoriği ile yani dış görünüşü ve propagandası ile uğraşıyoruz. Batıyı dışa vurulanlardan ibaret saymak olabilecek en büyük yanılgıdır. Buzdağının su üstündeki kısmını şekillendiren son derece kirli, karanlık, ezoterik ve acımasız örgüt yapıları olduğunu yavaş yavaş anlıyoruz. 

Bu yapıyı bir bütün olarak anlamadıkça, kirli ve karanlık ittifakın bileşenlerini teker teker ortaya çıkarmadıkça, problemler çözülmeyecek konjonktüre göre şekil değiştirerek tekrar tekrar karşımıza çıkacaktır.

Üniversitelerimizin oksidentalizm konusunda şimdiye kadar herhangi bir adım atmamış olması çok çok büyük bir eksikliktir. Özellikle de istihbarat örgütlerimizin bünyesinde ezoterik batılı teşkilatları inceleyen ve takip eden birimlerin kurulması gerekir.

Üniversiteler Oksidentalizm araştırma merkezlerinin ve araştırma enstitülerinin kurmalılar. Hatta bu konuda yapılacak akademik çalışmaların bir kariyer alanı olarak düzenlenmesi bu nedenle lisansüstü öğretim programlarına dahil edilmesi gerekir.

Doğu ile batı arasındaki tarihi hesaplaşmanın en kritik aşamalarındayız. Hiç kimseye tek başına bu yükü yüklememek lazım. Tek başına bu yükü üstlenenler hedef haline geliyor. Aramızda yüzlerce Aytunç Altındal olsaydı, suikastın bir sonucu olmayacağı için suikasta gerek görmezlerdi.

Yani mücadeleyi yaygınlaştırmak, sadece millet olarak varlığımızı garanti altına almayacak, kişi olarak da bizi hedef olmaktan çıkaracaktır.

YÖK’ün de ipe sapa gelmez konularla hem kendi gündemini hem de milletin gündemini ziyan etmek yerine, milletin geleceğine ilişkin önemli konulara kafa yorması gerekiyor.FETÖ konusunda kolluk ve adliye teşkilatı ile istihbarat birimleri cansiperane çalışıyor. 

İnsanlık tarihinin en karanlık ve en kirli örgütünün anlaşılması konusunda üniversitelerimizin yaptığı ne var. YÖK’ün böyle bir gündemi var mı mesela. Üç beş kişiyi ihraç et. Aradan çekil. Bu mu mücadele yani.

Bünyesinde seçim yapılan kurumlarda FETÖ’cü listesi yüzde birlik bir yanılma ile bilinir. Çünkü seçimlerde büyük bir özgüvenle kendilerini deşifre ettiler. Yargı o nedenle yüzde doksan dokuzluk bir isabetle ve büyük bir hızla tasfiyeleri bitirdi.

Son olarak şunu söyleyeyim. Türkiye’nin egemenliğine saldırıda bulunan ABD’li savcı bozuntularına soruşturma açma cesaretini gösterenleri gönülden tebrik ediyorum.

Türkiye’nin uluslararası terörizmle mücadele sözleşmelerinden kaynaklanan süreçleri büyük bir titizlikle işletmesi ve Türkiye’ye karşı terör örgütleri ile işbirliği yapanlara karşı etkili şekilde kararlarını alması gerekiyor.

Bu soruşturma çok iyi bir başlangıç oldu.

 

YORUM YAZ