İtidale ihtiyacımız var

11 Eylül 2017 Pazartesi

Herkesin herkesi suçladığı veya suçlamaya hazır olduğu bir ortam aklımıza getirmediğimiz hatta getiremeyeceğimiz sonuçlara neden olur.

Büyük bir ihanetle karşı karşıyayız. 

Sarsılmadan hiçbir şey olmamış gibi yolumuza devam edebilmeyi zaten hiç kimse beklemiyor. 

İddia edilen her şeyi enine boyuna ve tüm bileşenleriyle birlikte dikkatli ve soğukkanlı bir şekilde incelemeye ve değerlendirmeye ihtiyaç var.

Darbe girişimiyle kamu düzeni tehlike altındayken enine boyuna düşünmek için fırsat yokken bazı kararların acele alınması son derece normaldir. 

Ama darbe tehdidi ortadan kalktıktan sonra sabırlı ve titiz bir inceleme aşamasına gelmemiz gerekiyor.

Küçük hatta küçücük bir detaydan yola çıkıp arkasına ve önüne bakmadan aşırı yorumlar ve ağır suçlamalar yapılması sağlıklı değil.

Kırk yıldan fazla zamanda yerleşen bu alçaklardan tamamen kurtulmak için kısa bir zaman yetmez.

Zorunlu olmadıkça acele kararlar ancak bu alçakların işine gelir.

Kısa zamanlı hedef bu alçakların psikolojik hakimiyetini çökertmek olmalı.

O kadar geniş bir kirlenmeden söz ediyoruz ki, zaten mücadele için büyük bir efor lazım.

Cepheyi daha da genişletecek, hatta hainlerin karşısındaki cephede bulunanların arasında ihtilafa neden olacak aşırılıklardan uzak durmak gerekiyor.

Hainlerle mücadele cephesinde sızmalar olabilir mi, elbette olabilir.

Ama mücadele hattında bulunan birine kripto FETÖ’cü demek için bir tek olay bir tek durum veya bir tek neden yeterli olmamalı.

Daha doğrusu bunun için acele edilmemeli.

Örgütün okullarında yönetici olup abi, abla kadrosunda olup da halen hakkında hiç işlem yapılmayanlar varken.

FETÖ ihaneti ortaya çıktığı günden bu yana mücadele içinde yer alanları suçlamak için acele etmek doğru bir davranış olamaz. 

Her birimizin kişisel kırgınlıkları kişisel kızgınlıkları olabilir.

Kişisel hesaplaşmalar da olabilir.

Şu anda şu konjonktürde bu kişisel hesaplaşmalar için FETÖ iddialarını dayanak haline getirmek haksızlık ve ahlaksızlıktır.

Birincisi, bu iddialar suçlananlar üzerine çok ağır etkiler meydana getiriyor.

Haklı ve dayanaklı bir suçlama ise sorun yok.

Ama ya dayanaksız bir suçlama ile insanlar geriye döndürülmeyecek zararlar görürse ne olacak. 

İkincisi her dayanaksız suçlama, FETÖ’cüler ile ilgili gerçek suçlamaların da değerini azaltıyor. 

Onların istedikleri zaten bu.

Olur olmaz herkes suçlansın. Bu karmaşa içinde FETÖ’cüler için saklanma alanları oluşsun.

Önümüzde taktik olarak iki seçenek var.

Ya kendiniz için güvenli alanlar inşa edeceğiz ya da FETÖ’cüler için saklanma alanları.

Güvenli bildiğimiz bütün alanları güvensiz hale getirmek de FETÖ’cülerin taktik hedefi durumunda.

Tanıdığımız bildiğimiz insanlara kolaylıkla saldıranlara dikkatli bakmakta fayda var.

Cumhurbaşkanı’nın en yakınındakileri bile suçlayanlar var.

Cumhurbaşkanı’nın en yakınındakilerin suç işlemesi de mümkün ama samimiyet bunu sadece ilgilisine iletmekle yetinmek değil mi?

Çıkıp bu iddiaları ortada konuşmanın kime ne yararı var.

Cumhurbaşkanı’nın en yakınındakiler konusunda bile şüphe yaygınlaşırsa işin içinden nasıl çıkacağız.

Herkese ve her şeye güvenin kaybolduğu ortam FETÖ’nün tam da istediği ortamdır.

Öyle anlaşılıyor ki saldırılar artacak.

İran’la anlaşıp İranlı bakanlarla kol kola fotoğraf verip, sonra İran yaptırımlarını deldiniz diye bizim bakanımız hakkında tutuklama kararı verilmesi ya cinnettir ya da bir saldırı dalgası.

Biz buradayız ve her türlü saldırıya karşı koymaya hazırız. 

Bir ve beraber olmaya ihtiyacımız var.

Birbirimizi zayıflatarak başkalarını sevindirmeye ve cesaretlendirmeye değil.

Birbirimize hakkı ve sabrı tavsiye etmenin tam zamanındayız. 

 

  • SelmanSelman2 ay önce
    Ben 19 yıllık bir öğretmen olarak sadece ve sadece biri yada birilerinin benim hakkimda uydurduklari iftira sonucu açığa bile alınmadan hiçbir sorusturma gecirmeden 672 khk ile ihraç edildim... müsebbiplerini Allah'a havale ediyorum. Hakkımı helal etmiyorum.