THY- Euroleague

Hani Türkiye dış politikada yalnızlaşmıştı

25 Aralık 2017 Pazartesi

Dünya, eşkıya dünyaya hükümdar olmaz demiş oldu. 

Bir tarafta küresel karanlık iktidarın merkez üssü ABD ve İsrail, diğer tarafta Türkiye’nin öncülüğündeki insanlık girişimi vardı.

Bir tarafta insanlığın değerlerine tutunma çağrısı diğer tarafta askeri ve ekonomik işgal tehditleri vardı. 

Birleşmiş Milletler tarihinde böyle ezici bir oylama sonucu hatırlayan var mı?

Türkiye’nin öncülüğünde dünya adalet ve insanlıktan yana bir tercih kullandı.

İç politikada Türkiye’nin yalnızlaştığı ve itibarsızlaştığını söyleyen akılsızlara bu karar kapak olmuştur.

BM kararının hukuki sonuçları işin küçük tarafıdır. 

Siyasi sonuçları bakımından insanlığın tanık olacağı en büyük dönüşümün kapısı aralanmış oldu.

Son yüz yılı kan ve gözyaşına bulayan eşkıya hükümdarlığına karşı ilk küresel başkaldırıdır bu karar.

İktidar psikolojik hakimiyetin yarattığı teslimiyet duygusudur. Meşruluk iktidara bağlı kalma hissiyatıdır. Elbette her iktidarın bir hükmetme arzusu her boyun eğenin de bir tahammül sınırı vardır. Meşruluk tahammül sınırlarının korunmasıdır.

Sınırları ancak günün birinde insanların başkaldırmak dışında bir yol olmadığını düşüneceği zamana kadar zorlayabilirsiniz. 

Tehditleriniz ancak başkaldırmak dışında bir çözüm olmadığını düşünmeye başlandığı zamana kadar hüküm ifade eder.

Vicdanı ancak isyana kadar kanatabilirsiniz.

İnsanlar toplu olarak başkaldırdığı gün, eşkıyanın iktidarının son bulduğu gündür.

Bundan sonra ileriye adım atsa başka bir sorun geriye adım atsa başka bir sorun ortaya çıkar.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yapılan oylama eşkıyanın iktidarına karşı ilk toplu başkaldırı denemesiydi. 

O kadar sağlam bir temel ve o kadar güçlü bir retorik üzerinden başkaldırma girişimi başlatıldı ki, eşkıyanın iş birlikçilerinin bile bu dalganın karşısında durmaları mümkün değildi.

Bu başkaldırının insanlığın tarihini değiştirecek kadar büyük etkileri olacaktır. 

İlk etkiler siyasi etkiler olacak ve dünya yeni siyasi entegrasyonlara tanık olacaktır. 

İkinci etkisi askeri olacak ve yeni siyasi entegrasyonlar temelinde askeri güç alanları yeniden düzenlenecektir. 

Üçüncü dalga ekonomide olacaktır. Dünyada dolar iktidarının sonuna gelinecek yeni bir dış ticaret takas ve ödeme sistemi gelişecektir.

Küresel eşkıyalık düzeninin bundan sonra atacağı her adım kendi aleyhine bir başka dalgayı harekete geçirecektir. 

Yeni saldırganlıklar bekleyebiliriz ama bundan sonra attıkları her adıma bir karşılık bulacaklardır. 

Türkiye yakaladığı bu kanalı elinden bırakmamalı.

İnsanlığın vicdan temelinde yeniden ayağa kalkışına öncülük etmeli. 

Kurumlarımız ve özellikle de sivil toplum kuruluşlarımız ayağa kalkıp yeni dünyada yerlerini alacak bir mücadele düzenine geçmeli.

Dünyanın geriye kalanı ile ilişkilerimizi sadece devlet olarak değil bireysel olarak da geliştirmenin yollarını aramalıyız.

Özellikle de sivil toplum kuruluşlarına büyük görevler düşüyor.

Yeni dünyanın kurumsal mekanizmalarını oluşturacak projelere ihtiyaç var.

Türkiye’den dünyaya götürülecek her öneri özgürlük ateşini daha da yükseltecektir. 

Spordan hukuka, ekonomiden tarıma, gıdadan bilime, silahtan barışa her türlü entegrasyon teklifine büyük ihtiyaç var.

İyi şeyler oluyor ve olacak. 

 

YORUM YAZ