Bir yerel kalkınma analizi: Terme

20 Ekim 2017 Cuma

Milli ekonominin temel ayaklarından biri yerel kalkınmadır. Yerel kalkınma hareketleri milli ekonomide kaynak çeşitliliğini geliştirir ve refahın tabana yayılmasında köprü olur.

Anadolu’nun birçok yerinde yerel ekonomi havzaları var. Gidin ve yerinde görün. Şaşıracağınız hikayeler dinleyeceksiniz. Yerel ekonomi havzalarını geliştirecek bir bakış açısı olmazsa sadece döviz rezervlerinin artmasıyla, enflasyonun düşmesiyle ekonomi düzelmez.

Anadolu’da birçok yerde ilginç hikayeler var. En ilginç örneklerden biri de Terme.

Samsun’un doğu sınırında, Çarşamba Ovası’nın doğu kenarını oluşturan, Karadeniz duble yolu üzerinde merkez nüfusu otuz bin civarında bir ilçe.

Fındık tarım aletleri üretim merkezi. Fındık, aletli tarıma çok uygun bir ürün değil. Vazgeçilmez tarım aleti sanıyorum fındık patozları. Türkiye’de sadece Terme’de üretiliyor. Fındık patozu ile başlayan makine sanayii tamamen kendi çabaları ile çok ciddi mesafe kat etmiş.  Terme Türkiye’nin fındık kırma sanayiine de öncülük eden bir şehir. 

Bir pirinç üretim alanı. Pirinç sanayiinin tartışmasız merkezi konumunda. Sanıyorum Türkiye’nin pirinç fabrikalarının çoğunluğu Terme’dedir. Terme dışındaki pirinç sanayicilerinin büyük çoğunluğu muhtemelen Termelidir.

Çarşamba ovasının tarım arazilerinin çok önemli bir kısmı Terme sınırlarında kalıyor. Ova her türlü tarım için son derece müsait. Kapasitesinin çok çok altında bir üretim yapılıyor. Tarım üretimini çeşitlendirecek ve üretimi artıracak bir hareket henüz yok.

Tamamen kendine has bazı lezzetleri var. Pide kültürünün bilindiği diğer şehirlerle polemik meydana getirmek istemem ama pidenin başkenti Terme’dir. 

Ördek etinden yapılan salamura unutulmaya başlamış. Terme derelerle örülü bir bölge. Eskiden her aile yerel ördek cinslerinden çok sayıda yetiştirir, genellikle aralık başında ilk kar yağışından sonra onlarca ördek kesilir ve etleri salamura, tüylerinden de kuş tüyü yastıklar yapılırdı. Bir ay civarında salamurada bırakılan ördek eti, kavurularak pirinç pilavlarının üzerinde servis edilirdi. Benim çocukluğumda kış ve bahar aylarında tuzlanmış ördek eti pirinç pilavlarının ayrılmaz parçasıydı. Şimdilerde bu yerel lezzetler de kaybolmaya başladı.

Yerel yöneticiler bir şehir kimliği inşa etmek istiyorlarsa, şehirlerinin ürettikleri değerlere sahip çıkacak bakış açısına sahip olmalılar. Şehrin değerlerine sahip çıkmak zenginleri ile mutad yemekli toplantılar yapmak, şehir girişlerine sloganik tabelalar asmakla olmaz.

Yerel tarihin bir parçası olan değerlerin ve lezzetlerin yaşatılması gerekir. Globalleşmeye karşı yerelleşme diyoruz ya gıdada endüstrileşmeye karşı da yerel lezzetler dememiz gerekiyor. 

Pirinci, pidesi, yerel turşuları, ördek salamurası ve daha burada saymakta zorlanacağım kadar geniş lezzet listesi bulunan bir ilçenin ürünlerinden bir teki bile markalaşamamış ise hiç kimse bana yerel yöneticilerin başarılı bir yerel kalkınma vizyonu olduğunu söyleyemez.

Terme Türkiye’nin en önemli sulak alanlarından birine sahip. Bu nedenle amazonların ülkesi kabul ediliyor. Sulak alan tarımı deyince akla ilk gelen pirinç ise ikinci gelen manda yetiştiriciliğidir. Hükümetimiz manda yetiştiriciliğinde nerdeyse devrim yaptı. Bu devrimden payını alamayan tek şehir manda yetiştirmek için en uygun koşullara sahip olan Terme. 

Esas altı çizilmesi ve üniversitelerde tez olarak araştırılması gereken hatta akılları zorlayan başarı hikâyesi ise minibüs ticareti konusunda yakalanan çizgi. Türkiye’nin neresinde biri minibüs alacaksa Terme’ye geliyor. Minibüs satacak olanın da ilk uğradığı yer Terme. Şehrin merkezinden geçen Samsun Trabzon duble yolunun iki yanı minibüslerle sıralı. Kim nasıl başardı belli değil. Açık bir minibüs borsası var. Böyle bir başarının dünyanın başka herhangi bir yerinde olabildiğini sanmam.

Yıllardan bu yana yerel yöneticiler bu ticareti geliştirecek en küçük bir adım atmadı. Bu konu esasen sadece yerel yöneticilerin sorumluluğunda da değil. 

Karadeniz duble yolu Terme’nin içinden geçiyor. Yolun iki yanı açık minibüs borsası gibi. Şehrin merkezine giden ana kavşakta ciddi bir yaya trafiği var. Bu kavşakta onlarca kişi öldü. Hem şehirlerarası trafik yavaşlıyor. Hem de insanlar için çok çok büyük bir tehlike oluşturuyor. Karayolları Genel Müdürlüğü kaza istatistiklerine sanıyorum hiç bakmıyor. Böyle bir ticari merkezde, insanların bu kadar büyük bir tehlike içinde yaşamalarına duyarsız kalınması anlaşılabilecek bir durum değil. Bir kavşak düzenlemesini bile akıl edemeyenlerin vizyonuyla elbette bir adım ileri gidilmez.

Rıfat Ilgaz’ın otobiyografisi olan Sarı Yazma’da Cumhuriyetin ilk yıllarındaki Terme’nin sosyal hayatı ile ilgili ilginç tespitler var. Hababam Sınıfı yazarının çocukluğu Terme’de geçmiş. Benim gibi ilkokul sonrasında yatılı okul için ayrılmış Terme’den.

Daha söylenecek çok şey var ama son söz olarak şunu söyleyeyim. Yolunuz Terme’ye düşerse. Trabzon yolu üzerinde Ulusoy tesislerinde pide yemeden geçerseniz çok şey kaybetmiş olacağınızı bilin.

 

  • burhanburhan1 ay önce
    Ne düşünüyorsun?agzina saglik ama iki şeyi unutmuşsun limonata dondurma