THY- Euroleague

Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu istifa etmeli

09 Şubat 2018 Cuma

Hükümetin Barolar Birliği’nin adından Türkiye ifadesini çıkarma ve baro tekelini kaldırma kararı bir günde ortaya çıkmış bir karar değil.

Hiç kimse bu kararın barolar birliği yöneticilerinin siyasi eğilimlerine karşı bir yaptırım olarak göremez. Eğer siyasi karşıtlık temelinde bir hamle olsaydı, bunun için on beş yıl beklemezlerdi.

Barolar birliği avukatların ihtiyaç ve itibarlarına odaklanmak yerine, alternatif bir muhalefet odağı gibi davranarak kredibilitesini sıfırladı. Önce adli yıl açılışlarının dışına itti avukatları. Sonra sorun çözecek mekanizmaların tamamının dışına itilmesine neden oldu. Avukatlık mesleği, itibar kırıcı propagandaların hedefinde iken, bunu azaltacak şekilde değil artıracak şekilde davrandılar.

Avukatlık mesleğine gram faydaları olmadı. Tüm kazanımlarını yerle bir ettiler. Barolar birliği yönetiminde avukatlar olmasaydı bile bu kadar zarar veremezlerdi. 

Ortaya çıkan tablonun birinci sorumlusu Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’dur. Bu saatten sonra avukatlık mesleğine yapabileceği en büyük iyilik istifa ederek, avukatlık mesleğini bu gerilimin ve hesaplaşmanın dışına taşımaya çalışmak olur.

Bu tablonun ikinci sorumlusu biziz. Yani avukatlar. Şu kadar senede avukatların mesleki ihtiyaç veya itibarlarını gündemine bir kez bile almayan bu yönetimi değiştirecek müşterek bir iş planı ve irade ortaya koyamadık. Bazı haklı nedenlerimiz de var ama her şeye rağmen bu yönetimi onaylamadığımızı gösterecek daha aktif bir mücadele ortaya konulabilirdi.

Üçüncü sırada iktidarın bizzat kendisi var. On beş yıldan bu yana dünyanın en adaletsiz delege sistemini değiştirmediler. Cumhurbaşkanını seçmek için doğrudan oy verebiliyoruz. Barolar birliği başkan ve merkez organlarının seçiminde avukatlar doğrudan oy kullanamıyor. Barolar birliği organlarının seçiminde tek parti döneminde milletvekili seçimi için uygulanan, esas seçmeni müntehib-i evvel sıfatı ile nihai karar aşamalarının dışına atan, çeşitliliği sıfırlayan, tek tipçi delegelik sistemi geçerli. Yüz bin vatandaşın imzası ile Cumhurbaşkanı adayı olunabilirken, yüz bin avukatın imzası ile barolar birliği başkanlığı ve yönetimine aday olunması mümkün değil.

Yasal düzen nasıl olursa olsun, avukatların meslek örgütü çeşitliliği koruyan, avukatların mesleki gündemine odaklı bir yönetim anlayışını hakim kılabilirdi. Bu yapmak yerine barolar birliğini kurtarılmış siyasi bölge gibi yönetmeye başladılar.

Yapmayın etmeyin dedik. Dinleyen olmadı.

Sonunda olacağı buydu. Defalarca yazdım. Barolar birliği avukatların mesleki sorunlarına odaklansın. Barolar birliğini siyasetin yedek kulübesine çevirmesin. Oyun arasında sahaya atlamak için fırsat kollayan sabırsız oyuncular gibi davranmasın.

Magazin programlarında sosyetik davalarla ilgili kadrolu yorumcu rollerine bürünmesin.

Referandumlarda ve seçimlerde siyasi partiler gibi kampanyalar düzenleyip, masrafları iki yakasını bir araya getirmekte zorlanan avukatların ödediği aidatlardan karşılamasın. İki yüz küsur oyla seçilip de, yirmi beş milyon civarında oy alan referandum sonuçlarını gayri meşru ilan edip, avukatlık mesleğinin alaya alınmasına neden olmasın.

Çocuğuna helal rızık ve saygın bir hayat peşinde koşan avukatlar darda kaldıklarında arkalarında duracak bir meslek örgütleri olduğunu hissetsin.

Vatan hainliği iddiasıyla tutuklu birini cezaevinde ziyaret edip, “ Bana karın gibi sarılabilirsin ama fazla ileri gitme” demesin. Ya da ne yapıyorsa yapsın ama bunu avukatlar adına yapmasın. Destek verdiği terör sanıkları tahliye olduktan sonra yurtdışına kaçıp, Türkiye aleyhine kampanyaların sözcüsü gibi davrandığında en azından çıkıp temsil ettiği avukatlardan özür dilesin. Bir meslek örgütü gibi davransın. Avukatların mesleki itibarını yerle bir etmesin.

Çok söyledik. Dinlemediler.

Eğer itibarınızı yerle bir ederseniz sizin bu davranışlarınızın faturasını namusuyla mesleğini yapıp, maişeti dışında bir kaygısı olmayan avukatlara ödetirsiniz. Olan avukatlık mesleğine olur dedik.

Siz kerameti kendinden menkul fantezilerinize zemin oluşturacak yorumlarla bazı yasa maddelerine işaret ederek yetkiyi yasalardan aldığınızı söylediniz.

Biz yasalar size o yetkiyi vermiyor, kaldı ki yasalar böyle bir yetki verse bile bu yaptıklarınızla avukatların itibarını ve geleceğini tehlikeye atıyorsunuz dedik.

Siz sadece yasa dediniz.

Meşruluğun tek kaynağı yasa ise. Alın size yasa.

Şimdi hiç bağırıp çağırmayın.

Biz size bunun buraya varacağını çok önceden söyledik. 

Temel’in mezar taşına yazdırdığı gibi. 

Ölüyoruz deduk. İnanmadinuz. Ne oldi!

 

YORUM YAZ