THY- Euroleague

Amerika’nın intihar dalışıdır bu

08 Aralık 2017 Cuma

Trump’ın Kudüs kararı elindeki cephanelerinin tamamını cepheye sürmektir. Bir anlamda altın vuruş veya Rus Ruleti diyebileceğimiz son harekettir.

Hareket noktasını ABD iç politikası oluşturuyor. Bu konuda hiçbir kuşku yok. Amerikan başkanı kendi aklınca Amerikan derin devleti ittifakından kapı aralamayı bekliyor.

Son ABD Başkanlık seçimlerinde seçimin kaybedeni Amerikan derin devleti oldu. Amerikan derin devletinin küresel ölçekteki ilk mağlubiyeti Putin olmuştu. Recep Tayyip Erdoğan ile devam eden mağlubiyetler zincirinin en ağırı Trump’ın seçilmesi oldu.

Dikkat ederseniz yürütülen FBI soruşturmalarında Putin ve Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte Trump da hedefte.

Trump seçildiği gün yazmıştım. Trump’ın seçimi gölge iktidarlar döneminin sonuna geldiğimizi gösteriyor. 

ABD içinde tarihin görmediği kadar büyük bir iktidar savaşı var. Amerikan Başkanı, koltuğunu korumak için taktik bir adım olarak Kudüs kararını aldı.

Bu karar Trump’ı kurtarmaya yetecek mi onu kısa zamanda görmüş oluruz. Eğer bu kararların devamında yürütülen FBI soruşturmalarının yönünde bir değişme olursa, anlayacağız ki bu taktik adım birinci aşamada Trump açısından istediği sonuçları sağlamış oldu.

İster Trump taktik bir avantaj kazansın, isterse de Amerikan derin devleti karşıt bir taktik hamle ile avantaj kazansın işin sonu değişmez. Bundan sonra Amerika açısından bir gelecek kalmamıştır.

Büyük kütlelerin ağırlığı bir stratejik avantajdır ama aynı zamanda en büyük risktir. Büyük bir yapının altından bir tuğlayı çektiğinizde Allah’tan başka hiçbir kuvvetin kontrol edemeyeceği kadar ciddi sarsıntılar oluşur. Sarsıntının nerede duracağını kimse kestiremez. Büyük ihtimalle de büyük yapıların sarsıntılarının oluşturduğu etki ile yapı tümüyle çöker. Arkasından kaos dönemi başlar.

Trump binanın altından bir tuğlayı değil, temelin tamamını çekip aldı.

Amerika kısa bir zaman sonra kendi içindeki çatışmanın etkisi ile sarsılmaya başlayacaktır. Bu kadar büyük yapının sarsıntısının oluşturacağı kuvvet o kadar büyük olur ki, hiç kimse sarsılmaya başlayan bu yapıyı tekrar eski hale getiremez. Amerikan rejimin kendi iç hesaplaşmalarından doğan bu saldırı bir intihar dalışına dönüşecektir.

Bu hamle Kudüs’teki fiili durumu değiştirmez. Ama İslam dünyasının siyasi atmosferi açısından bu olay bir milat haline gelir. Gelecek planlarını Amerikancı çetelere bağlamış olanlar bir anda çırılçıplak ortada kaldılar. Bundan sonra herhangi bir Müslüman ülke Amerika’nın karanlık merkezleriyle en azından açık ortaklık kuramaz.

Amerika’nın bu hamlesi bir buçuk kutuplu dünyayı bir anda üç buçuk kutuplu dünya haline dönüştürecektir. Artık dünyanın bir kutbu Amerika, bir kutbu Rusya-Çin, bir kutbu merkezini Türkiye’nin oluşturduğu İslam dünyası yarım kutbu ise Avrupa’dır. Çok kısa zaman sonra ise ABD bu denklemin dışında kalır.

ABD’nin intihar dalışı Müslümanların birlik olmasını ve merkezinde Türkiye’nin bulunduğu birinci dünya gücü olarak doğmasının başlangıcı olur.

Bu saatten sonra Amerika’nın müttefikleri Mısır ve Suudi Arabistan dahil hiç kimse Amerika ile ortak siyaset etrafında birleşemez.

Türkiye dış politikasının ritmini bu yeni denge ve yeni düzeni ayağa kaldıracak şekilde revize etmelidir.

Körfez bölgesini son birkaç ayda Amerikalı ve Kanadalı şirketlerin terk etmeye başladığı görülüyor. Amerika’nın ayakta kalmasını sağlayacak tek aptallık, körfez bölgesini içine alan bölgesel bir savaşın tetiklenmesi olur. Böyle bir hazırlık içinde oldukları görülüyor.

Herkesin aklını başına alması ve bu alçak planı yapanların kafasına bu planı geçirmeleri lazım.

İslam dünyası kendi içinde bir savaş çıkmadan beklemeyi başarırsa, Amerikan rüyasının sonunu görmemiz çok yakın demektir.

 

YORUM YAZ