Yeşil çuhalı masadan…

04 Aralık 2017 Pazartesi

Kılıçdaroğlu durduk yerde ortalığa bir laf attı. Lafına bakarsanız doğru da olabilir yanlış da…

Doğruysa, muhabbet kanun yoluna dökülmüş…

Yanlışsa,…

Ya gaflettendir ya da ihanetten.

Gaflete gerekçe, pek fazla olmayabilir…

Benim çocuklarım da zaman zaman takılırlar. Hele en küçükleri yok mu!...

“Baba, sen Avrupa’da olsaydın, çoktan iptal ederlerdi ehliyetini”…

Zaman işte efendim. Törpüsünü vurdukça, gaflete yol açıyor…  

Demiş ki “Cumhurbaşkanı Erdoğan’lar nikâh yoluyla gelme akrabalarıyla birlikte kan yakınları, yabancı bankalarda milyonlarca dolarlık-liralık hesapların sahibidir”…

Bu havadan böyle bir şeyler işte…

Devlet Başkanları Tayyip Erdoğan da, yeşil çuhalı masa başında, “rölans”a hiç el atmadan Kemal’in blöfüne kendi politik ve siyasi kimliğini masada ileri sürüp, restini çekiyor…

Kılıçdaroğlu’nu, kumardaki doğru veya yanlışını yargının belirleyeceği  bu üsluba yönlendiren, acaba ne ola ki?...

Mesela tarih-i kadim’den veya yakın siyasi  çevresinden…

Devr-i İsmet’ten “Yavuz-Havuz” yolsuzluğu desek, üç-beş bin liralık bir vurgun idi, hatırlamaya değmezdi...

Ereğli Kömür Ocaklarından çıkarılan kömürün savaş halindeki düşmanımızın namluları Dolmabahçe’ye çevrik İtalyan donanmasına satılması desek, “savaş başka ticaret başka” fehvasınca Meclis tarafından aklanan başkanına toz kondurulamazdı…

Kala kala 28 Şubat’lı günler kalıyor. O günlerin her iki başbakanına yöneltilen, bankalar boyutundaki yolsuzluk suçlamalarını da, yine kendi takımlarınca karşılıklı olarak meclise temizletmeleri, siyasetin tabiatı gereğidir denilip geçilir…

Kala kala bir tek yakın çevresinin Ergun Göknel’li İSKİ skandalları ve klor yolsuzluklarıyla tarih-i kadim kalıyor…

Göze görünür derecede yüklü bir servet yığınının kapitalizmle beraber vücud bulduğunu ve bulacağını sanmak, yanıltıcıdır. Osmanlı toplumunu, hatta daha yakınlara gelelim, 80 sonrasını ele alırsak, bizleri de çözülmeye götüren şahıslar, özel ve kamu, birlikte hareket etmişler.. Bu itibarla, ticari kâr ve kazançlarla bu denli birikimlerin sağlanamayacağı gerçeği karşısında, mutlaka başka sebeplerin düşünülmesi gerekmekte…

Bizim şanlı tarihimizde devasa servetlerin esnaflık ve ticaretin getireceği kazançların akıllı ve hesaplı bir faaliyetinin sonunda birikmiş olabileceğine inanmak, çok defa, hileli yollardan gidenlerin cümlece, insafsız bir karakter sahibi olduklarını gözden kaçırmak olur. Hele hele siyasi kaynaklı servetler söz konusu edildiğinde !...

Sanırız, yakın çevresinde vuku bulan İSKİ skandallarını bir an için hatırlayınca, iradi veya gayri iradi, Tayyip Erdoğan’a da, böyle bir yüklemeden kendini alamadı… 

Her neyse, tarih-i kadim’den çözülme devri dünyasının siyaset zemininde elde edilen, sahiplenilen devasa servet yığınlarının, tasavvufi veya rindmeşrep bir tasarrufun eseri olmaktan öte, genellikle özel ya da kamu kaynaklı başka birimlerden sadece el değiştirme usulü meydana gelişi fişeklemiş olabilirdi, Kılıçdaroğlu’nu…

Hele hele İbni Haldun’dan da biraz kıraat etmiş ise Kemal Bey, mantığının ipi de, bu karambol arasında elinden kaçıp gitmişti, zahir…

Kırklı yıllarda bizleri mayalayıp eğiten öğretmenlerimize duyduğum hürmet ve saygının ötesinde bir muhabbetimizin bulunmadığı için, bizlere laf düşmez…

Amma, Kemal Bey’in elinden kaçırdığı mantık ipini, gelecekleri bakımından kontrole almak, gerçekten hayati bir görev olarak üzerlerine düşüyor, CHP kurmaylarının…

Geriye kalıyor bir özür beyanıyla, af dileyip helalleşmek…

 

YORUM YAZ

  • AyseAyse4 ay önce
    Kişi kendinden bildirmiş işi hayatları çamurabatmislar diğerinde öyle sanır ıhanet ederlermiş chpkk artık rezil olmuş veya olmamış yaratıkklanidir