Yapının içinden ayna mektup…

20 Kasım 2017 Pazartesi

Sağlık hizmetlerinin uzun yıllardır halvet olmuş bir uzman doktorun mektubu, okumadan aşağıya alıyorum. Tenkit ağırlıklı mıdır, uygulamayı beğeniyor mu? bir kanaatim yok… 

 Öyle veya böyle bir aynadır. Hükümet, hasbel kader ele geçen bu aynaya bir atfı nazar eylemeli, var ise eksik ve yanlışlıklar, üzerine üzerine gidilmeli…

 Bizimkisi, ayna tutmak. Hepsi bu…

 •

 Yangına su taşıyan karınca misali mevcut sağlık sistemi üzerine düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. 33 aylık idarecilik sürecimde 4 defa TKHK başkanı ve 3 defa da Sağlık bakanı değişimi gördüm. Maalesef bakanlığımızda kalıcı kurumsal yapılanma ve hafıza olmadığı için, sorunlara kalıcı bir çözüm gelişmedi. Her bakan değişiminde kurumun bürokratları sil baştan değişti. Ancak iktidar el değiştirse bu kadar kadro değişimi yaşanabilirdi. Sağlık alanında halkın aldığı hizmetleri kesinlikle olması gereken şeyler olarak destekliyor (SSK kuyrukları, SSK, Emekli sandığı birleştirilmesi vs.), inkâr etmiyorum. Ancak bu süreçte katkısı tartışılmaz olan sağlık personelinin çok ihmal edildiğini ve halen de ihmal edilmekte olduğunu düşünüyorum.

 Gelelim sağlık sistemimizin sorunlarına:

1) Hastanelerin vitrini olan acil servisler aile hekimliğinin kurulduğu 2008 yılından beri felç olmuş durumda. Acilin ana gövdesi-motoru olan pratisyen hekimler acilde 5-6000 tl maaşla risk ve iş gücü baskısında çalışmaktansa, 10.000 tl’ye aile hekimliğine geçmeyi tercih ettiler ve aciller boşaldı (Haklılar)…

2)  Geçen 9 yılda bu konuda kalıcı bir çözüm geliştirilemedi ve yılın 6 ayında yeni mezun atamalarıyla dolan aciller, ikinci 6 ayda istifalar ve TUS kazanmalar sonucunda boşaldı…

3)  Bu sorunu bakanlığa ilettiğimizde ‘’uzman hekimleri acil nöbetine yazın’’ dediler. Psikiatri uzmanı, nöroloji uzmanı, benim gibi 51 yaşındaki genel cerrahi uzmanları yıllardır branş körlüğü nedeniyle görmediği hastalıklara bakması için acile nöbete yazıldı. Bu arada sıkıntılar şiddeti doğurdu, acilde hem çalışan hem de vatandaş, bu durumdan zarar gördü ve görüyorlar (teşhis ve tedavi anlamında da). 

Çözüm: 

1) Acilde çalışan pratisyenlerin maaşlarını en az aile hekimleri kadar yapmak ve acilde belli süre çalışmış ve çalışmak isteyen hekimlere ‘’acil hekimi’’ statüsü vermek (Pratisyen hekimlere kurslarla, aile hekimliği statüsü verildiği gibi)… 

Özellikle acillerdeki gereksiz yoğunluğu çözme adına aile hekimlerini acillerin yeşil alan muayenelerinde görevlendirmek. Aile hekimliği mevzuatını buna engel gösteriyorlar. Bu engel de KHK’lara konacak bir cümle ile aşılabilir…

TTB olaylara ideolojik yaklaşıyor ve bu nedenle de haklı itirazları bile bakanlığımız tarafından dikkate alınmıyor. Oysa aklıselim ile sorunları çözme adına, karşı görüşlerden de faydalanmak gerek. 

2) Performans sistemi çıktı, mertlik bozuldu. En sağlam kalanımız bile manevi tahribe uğradı. Kimi hekim 1000 tl ek ödeme alırken, kimi hekim 6000 tl alıyor. Zaman zaman bu durum aynı branş içinde bile çok farklı rakamlarla sonuçlanabiliyor. 10 yıl önce de aynı miktar ek ödeme alınıyordu. Uzman hekim için Temel maaş: 3500-3700 tl, sabit ek ödeme: 1700 tl. Basında uzman hekim maaşı: 5500 tl. diye gösterildi. Oysa sabit ek ödeme emekliliğe yansıtılmıyor. Emekli uzman hekim maaşı: 3000 tl. Davutoğlu’nun emekli hekime verdiği 1000 tl maaş zammı unutuldu. Yıpranma payı derseniz yılan hikayesine döndü. Ve bunlar “bizim” iktidarımız döneminde oluyor maalesef.

Çözüm:  Temel maaşımızı hakim-savcı maaşına yaklaştırıp ek ödemeyi azaltmak, emekli maaşını en az 5000 tl yapmak.

3) Neredeyse her ile Tıp Fakültesi açıldı ve altyapı hazır olmadan öğrenci asistan alınmaya başlandı. Sağlık memuru ayarında doktor, sağlık meslek lisesi ayarında tıp fakültelerimiz oldu. Acil servisten hasta danışmak için arayan yeni mezun hekim arkadaşlarımız hasta sunmaktan aciz ve çok eksik yetişiyorlar. 

Çözüm:  Hâlâ Samsun gibi 30 yıllık Tıp fakülteleri bile gelişimini tamamlamamışken, burası gibi küçük yerlere tıp fakültesi açarak insan ve para kaynağımız israf edilmemeli. Gelişmekte olan Tıp fakülteleri desteklenmeli…

4) Tıp fakülteleri sırf muayenehane yasağı yüzünden özellikle cerrahi branşlarda pek çok yetenekli hekimini özel sektöre kaptırdı. Nice anlı-şanlı tıp fakültelerinin içi boşaldı.

Çözüm: Muayenehanelerin tekrar açılarak bakanlığın iyi bir denetimiyle mesai sonrası hekimlerin çalışmasına olanak sağlayarak hekim iş gücü açığı kapatılmalıdır. 

5) Sağlıkta yönetici sistemi diğer alanlarda olduğu gibi “sadakat” üzerine yapılandırılmış. Eskiden de böyleydi şimdi de böyle. Oysa biz emanet ve ehliyete inanan bir düşüncenin temsilcileriyiz. İhlas, samimiyet, liyakat, adalet ve emanet, bizim olmazsa olmazlarımız. Biz bu insanları rüşvet, yolsuzluk, hırsızlık, fuhuş, kumar ortadan kalksın ve ihlas, samimiyet, liyakat, adalet tesis edilsin diye seçmiştik. Bunlar olmayınca sağlık başta olmak üzere her alanda moral ve motivasyonunu kaybetmiş, tükenmişlik sendromuna yakalanmış devasa bir çalışan grubu ortaya çıktı…

 Çözüm: Sağlık çalışanını merkeze alan, emanet ve ehliyet-liyakat öncelikli, onları (maddi-manevi) tükenmişlikten kurtaracak bir acil eylem planı yapılmalı. 

 6) Riski yüksek, geliri düşük cerrahi branşlar uzmanlık için artık tercih edilmiyor ve mecburen ihtisas yapmış olmak için tercih edilir hale geldi. Bu da cerrahi alanlarda kalite kaybına sebep olmakta.

 Çözüm: Zor ve riskli cerrahi branşların geliri, riskleri oranında yüksek ek ödeme katsayılarıyla teşvik edilmeli.

Allah’a emanet olun…

 •

 Bu uzman arkadaş benim tanıdığım bir kişi. Ankara’dan ötelere gittiğim günlerin birinde bilhassa, doktorum da olmuştu. Kendisi her hangi bir not düşmediğinden, açık ismini veremiyorum…

 Sebebi çok basit…

 Demokrasiye, özellikle Türk demokrasisine inancımın olmamasından…

 

YORUM YAZ

  • RmznRmzn5 ay önce
    Doktorlarında bir yıl asgari ücretle çalışmasını tavsiye ederim nefsin terbiyesi için gereklidir.