THY-TR Çıkışlı % 10 İndirim

Terbiyesizliğin dik alası…

21 Aralık 2017 Perşembe

Siz yokken de biz vatanseverdik” isimli bir okuyucumuz, “Asgari ücret, yine” başlıklı yazımıza, terbiyesiz bir üslupla değerlendirme göndermişler…

Şöyle ; 

“siz ne kadar kazanıyorsunuz?? ayıp bu yazdıklarınız .Asgari ücret deki vergi yükünü niye yazmıyorsunuz?? cengiz lerin silinen vergi borçlarını niye yazmıyorsunuz. Dediğiniz gibi bekara karı boşamak kolay”…

Şimdi cevaplandıralım da, merak yükünden kurtulsun…

Söz konusu yazımız, üzerinde çok konuşulan, çok tartışılan, çok şikayet edilen, alanı olduğu gibi vereni de memnun etmeyen “asgari ücret’in ne olduğunu, niçin olduğunu ve neden hır çıkardığını, kendi kaba çerçevesi içinde, yetersiz de olsa, belirtme ve izah yazısıdır…

Evvela açalım da sorgucu rahat etsin, 

Yirmi yedi yıllık hizmetimin karşılığı emekli maaşımı alıyorum. Eski Çalışma Bakanlarından birinin vatanseverlikte emekliye biçtiği azami üç-beş yıllık ömre karşılık, kırk beş yıldır emekli maaşı alıyorum… 

Yazıya amatörce başladım. Hem de görevli devlet personeli iken. Bu, benim için bir zevk, aynı zamanda da hizmet. Emekli oluşumun haftasına Tünel’de bir mümessillik firmasında bir sene kadar İngilizce daktilo hizmetlisi olarak çalıştım. Akabinden TULOG’a hizmet veren bir nakliye şirketine atladım…

Amma yazıcılık benim için bir hizmet idi, amatörlüğümden şaşmadım. Sonra burayı bırakarak içeriye düşen bir akrabamın özel aracıyla korsan dolmuş ve taksiciliğe bulaştım…

Korsan taksicilik, hukuksuz demokraside kanun dışı idi. Dolayısıyla suç olduğundan vergi de ödeyemiyordunuz. Defterdarlık ve Maliye Bakanlığına destanımsı mektuplarla beni vergiye bağlamalarını istedim…

Bağladılar bağlamasına da, bakkal manav gibi defter dışı basit mükellef olarak değil, üç defterli büyük mükellef sınıfına yerleştirmişler. Üç yıllık tüccar sınıfından gelir vergisi tarh ettiler…

Bunların gecikme ve usulsüzlük cezalarını faiziyle birlikte ödeye ödeye beş yılda anca bitirebildim…

Amma ben yine kalemimde amatör idim, halen devam ediyor ve de memnunum. 

Ne zamana kadar? Allah Bilir…

Gelelim asgari ücrete…

Şeytanlıkla adına Asgari ücret konulan en düşük ücret gelirinden vergi almak, kanuni demeyelim amma, insani ve vicdani değildir. Zira asgari ücretin “kendisi” ücret değil, gün sağmak için açlık bastırmasıdır…

Asgari ücret denilen kurnazlık, devletin kazanç sahibi vatandaşların her birinden sene sonunda alacağı vergiye mahsuben, peşin olarak tahsil ettiği bir avanstır… 

İşçi kesimi, asgari ismi konulan en düşük ücretin yüksek olmasını, üç dört kişilik bir aileyi geçindirebilecek bir seviyede olmasını istiyor...

İşveren kesimi de buna karşı kurnazlığa kaçarak şöyle itiraz ediyor. Asgari ücret maliyet unsurudur. Yükselirse maliyet artar ve pahalılık başlar…

Oysa, ücretin en azıcık kırıntısı değil, azı çoğu ve çayı çorbasıyla birlikte maliyet unsurudur. Onların amacı, “asgarisi” düşük tutulsun ki, yukarıya doğru yükselişler de buna uygun olarak pek fazla uçmasın…

Nitekim uçurmuyorlar da. Sebebi derseniz, artık değeri tırtıklamak suretiyle haksız kazançla kule dikmek, başkasının sırtından abad olmak… Başkası kimler ola ki,

Hem işçiler hem de vergi geliri tırtıklanan devletin bizatihi kendisi..,

İşveren sendikaları en düşük ücreti akılları sıra, çalışma hayatına yenilerde atılmış, uzmanlığı ve pek de tecrübesi bulunmayan kaba saba getir götür işlerinde tek kişinin aylık doyum ihtiyacı olarak tanımlıyor…

Sermayenin arzuladığı, istediği ve siyasete dayatmasındaki amacı;

İşçiler tek kişi olarak hadım gelsinler ve çoğalmadan da hadımlığı üzerlerinde geldikleri gibi tek kişi olarak gitsinler. Ayrıca, “benden atlasın da nerede patlarsa patlasın”, maden kazalarında görüldüğü gibi… 

Kısacası, en düşük ücret de neticede bir emek karşılığı olduğundan devlet babamız ücret piyasasını disipline almak amacıyla bu ücreti belirli bir narha bağlamış. İnsan emeğine ihtiyacı olan kişi, narhın altında bir ücretle emek hırsızlığına kalkışmasın…

Gel velakin devletler ve onların hükümetleri de koydukları bu düzenleyici kanunları yeterince takip ve kontrol edemiyorlar.

Şunun bunun vergi borçları silinerek niye af ediliyormuş?..    

Sorduğuna bak! Dünya büyük amma, Birleşmiş Milletlerdekibeş, hepsinden daha büyük, Esasen Devlet Başkanları Tayyip Erdoğan da buna fena halde içerlemiyor mu?

Global dünyanın kendi içinde bir sürü mahalli dünyacıklar mevcut. Bunların da sermaye cinsinden büyükleri, aynen gerçek global dünya gibi, siyasetten de büyük…

İşte bu her türlü affa mazhar büyüklere, siyasetin finansörleri derler. Onlara diş geçirilemez…

Anladın mı terbiyesiz vatansever?..  

 

YORUM YAZ