Su üzerine gevezelikler…

16 Ekim 2017 Pazartesi

Hayatın dört ana unsuru bulunuyor. Bunlarsız canlı hayatın mümkün olmadığı ilmen tesbit edilmiş. Bunlar sırasıyla, su, hava, güneş ve toprak…

Çağımızda, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bu dünyada zihniyet ve uygulama olarak, kapitalizm egemen…

Kapitalizm, liberalizmle birlikte uygulanıyor. Ferdiyetçilik biçimini alıyor. Bunun devletçi pratikleri de pek yok değil. Amma onlar, Sovyet Rusya ve Çin’de uygulandığı gibi komünizme dümen kırıyor…

Türkiye’de liberal kapitalizm uygulanıyor. Bu zihniyet fertleri, “hep benim olsun” ihtirasıyla zırhlıyor. Digergamlık denilen yardımseverlik, konu komşuyu düşünmek yok oldu. Peygamberimizin, “Komşusunun açlığını bile bile sıcak yatağına çekilmişlere ikazı” üzerine tövbe ile uyanıvermek gibisinden insani ve dini hasletler, benden atlasın da nerede patlarsa patlasın fehvasınca duygu, düşünce ve vicdanlardan silinip atıldı… 

Böyle olunca da bu menfi gelişme ve modernleşme sonucu hayatın bu dört ana unsurunun dördü birden metalaştı.

 Şimdi her şey, alınıp satılan borsaya kote edilmiş meta. Su parayla, hava parayla, güneş ışığı parayla ve mezar toprağı da parayla…

 Paranız yoksa eğitim ve sağlık hizmeti alınamıyor diyorlar. Tecrübesi bedava… 

ABD Başkanı Trump, 211 milli parkı çevreleyen Büyük Kanyon’da ambalajlı su satışını yasaklamış.

 Önümüzdeki seçimlerde kısmet olur da Tayyip Erdoğan Başkanlık Hükümetini kurduğunda, Osmanlı dönemi ve eski Türkiye’de olduğu gibi, şehirlerimizi sokak çeşmeleriyle donatabilir mi?.. 

 Donatır mı değil, donatabilir mi?...

 Buyurun sizlere kafa karıştırıcı olduğu kadar düşündürücü bir mesele…

Büyük Kanyon’un senelik gezginci ve ziyaretçi sayısı 300 milyondan fazla imiş. Bunların mataralarını yanlarına almayı unutmuş olabileceklerini, aralarında had safhada susamışların da yer alabileceğini düşünerek milli parkları çeşme musluklarıyla donatmış…

Ambalajlayıp piyasa malına dönüştürdükleri suyu şişeleyerek pazara süren sucular, Trump’a şiddet kusuyorlar…

Şimdi çıkınız dışarıya, orta ölçekli kasabaların yanında hemen bütün şehirlerimizde büyüğü ve küçüğüyle birlikte insanların ellerinde birer yarım litrelik plastik su şişesi. Ne Osmanlı günlerinde ne de tek partili erken Cumhuriyet yıllarında görülmüştü böyle manzara…

Mazinin eski günlerinde suyun siyaseten niteliği, hayatın dört ana unsurundan biri olmak idi. Mülkiyet bakımından da içip kullananın malı. Ve de, meccanen…

Belediyeler ya da devlet, suyu kaynağından alıp getirir ve yerleşim alanlarında halka bila ücret dağıtır. Ton hesabıyla aldığı ve alacağı para ise, yapılan masrafların ortak karşılığı olurdu, olmalıydı.

Yasakçı Trump’a verilen rapora göre, yasak döneminde Büyük Kanyon’da 2 milyon plastik su şişesinin kullanılması önlenmiş. Bu 2 milyon şişenin atmosfere salınan karbon dioksit gazına eşit petrol hacmi de, 326.000 varil…

 •

 Milli bütçe ile ödemeler denge açıklarının etkili unsurlarından birisi sağlık harcamaları. Bizimkilere kalsaydı hiç akıllarına getirmek bile istemezlerdi. Baktılar ki, hem de kapitalizmin en koyu pratiklerinin uygulandığı ABD’de, kapalı mekanlarda sigaraya sınırlama getirmişler, hemen bu da taklit edildi. Çünkü sigara, milli bütçenin savunma harcamalarını karşılama gücünü tahrip ediyordu….

Su şirketlerinin, Allah’ın dindar dinsiz bütün kullarına bedelsiz ikramını üç kuruş karşılığında, yönetimdeki halifesidevletten satın alarak metalaştırdıkları suyun plastik şişeleri, sigaradan daha mı az zararlı?.. 

 Eski Türkiye Bursa’sında bütün halk belediye suyu içerdi. Haylice yumuşak bir su, Devrengeç suyu idi ve o da Setbaşındaki bir camiin avlusunda bedava… Bir de sadece lokantalarda cam şişelerle müşteriye sunulan kaynak suyu…

 İstanbul’da da Beykoz, Yakacık ve Çatalca civarlarından cam damacana içerisinde kamyonlarla haftanın belirli günlerinde getirilip satılan kaynak suları…

Fatih Hırka-i Şerif Caddesindeki imam evinde oturan dedemin su ihtiyacını da camiye yakın kitabesi koparılmış çukur çeşmenin sakası yaşlı amca, eşeğinin sırtına yüklediği tenekelerle getirirdi…

Şimdi gidip bakınız, çeşmenin yalakları, yanındaki bakkalın ambalaj atıkları ve her türden dünya pislikleriyle silme dolu…

Demokrasidir. Anayasa hürriyetleri medenilik getirmiştir. Ticaret hakkı kutsaldır gibisinden bir sürü hikaye…

Valilikler, hem de, kamu ihtiyaçlarına finansman düşüncesiyle olmaksızın bölgelerindeki suları tüccarlara kiralıyorlar. Haydi silah ve cephane temini için olsa, eyvallah. Kasaba yollarının tamiri…

 Sigara tüttürmek temel hak ve hürriyetlerden, amma kamu sağlığı gerekçesiyle bu hak ve hürriyet sınırlanabiliyor…

 İyi de oluyor…

 Su kabzımallığı da temel haklardan birisi, amma su, hem temel ihtiyaç, hem canlı hayatın olmazsa olmazı ve hem de mal değil, içip kullanan hepimizin ortak hakkı…

 Olamaz, kamunun kullanımından kopartılıp satılamaz…

 Madem ki Allah’a ve kullarına karşı yapılmış bu kötü iş,

 Niye bir ölçü tartı kısıtlaması getirilerek, savunma giderlerinin karşılanması gerekçesiyle yarım litrelikler yasaklanarak bütçe tasarrufuna gidilemesindi?

 Sermaye tekellerinden mi korkuluyor?

 

  • MiLLETMiLLET1 ay önce
    Atila abi şimdi yakacik suyu sagliksiz diye belediye kullanmayin diye gazteye ilan veya beyanet veriyor yakacik suyu icemiyoruz zaten çeşmeleride damacanda su satanlar kiriyormuş yani çogu akmiyor ceşmelere yazzilar asiyorlar kullanmayin diye yani herşey tuzak olmus atila abi