Resim, heykel, bayrak, vs, vs…

18 Eylül 2017 Pazartesi

İç Ege’de bir il. Maarifin mekteplerinden birisi kısmen yıkılarak yenileştiriliyor. Devlet; yapma, yıkma ve getir götür işlerine el sürmediğinden, piyasaya çıkıyor. Tabii, siparişlerde işlerin nasıl yürüdüğü, kullanılan betonda deniz kabuklusunun bulunup bulunmadığı ve demir ile çimentoda hile yapılıp yapılmadığı gibi can alıcı emniyet ve ahlak ilkelerine uyulup uyulmadığının da kontrol edilmesi gerekir…

Devlet, muhtemelen kendi elemanlarına güven duymadığı için olacak, bu kabil ahlaki sağlamlık ve uzmanlık isteyen denetim işlerini de, sivil piyasa veriyor…

Hâlbuki devletin adamı ile piyasanın adamı da aynı hamamın kurnasında yıkanıp, aynı mutfaktan besleniyor…

Her neyse, mektebi yıkmışlar ve yenisini dikecekler.  Eskinin moloz artıkları çevre halkının da çer çöpüyle birlikte yıkımın yanında bir yerlere yığılmış…

Tabii inşaat sürecinde şakul ve mala kullanan kişiler yüklenici firmanın takım elbiseli sahipleri olamazdı. Kontrol ve denetleme elemanları ise, ellerinde gönye, pergel ve sürmeli hesap cedvelleri, kazma kürekle harç karan ameleye benzemediklerinden, amelenin aksine, bunlar da uzman kişilerden olmalıydı…

Amele bakamazdı, bakınsa bile görüp fark edemezdi resimlerin, heykel ve bayrakların duvardaki yerlerinden koparak molozların arasına karışıp, karışmadığını…

Yıkılacak duvarlardan saygı ve hürmet ile sökülüp, uygun bir yere kaldırılıp kaldırılmadığını da, bilemezdi…

Ağustos enflasyonu 12’lere doğru fırlamış, aldığı üç kuruş yevmiye ile mektebe kaydettireceği çocuğu için okul aile birliğine ne verecekti?…

Zira, işçilerin derdi ve tasası başka idi, başka

İstenildiği kadar itiraz ediniz işçiler, bu konudaki siyasi, hukuki ve cebri görevlerini bilemez, göremez ve yerine getiremezlerdi…

Nitekim bilememişler, görememişler ve yerine de getirememişler…

Hakarete vatan bir üslupla vatan haini, insan müsveddesi, namussuz ve kanı bozuk haysiyetsiz gibisinden istediğiniz kadar kendinizi yıpratıcı haykırışlarla, mesela radyocu Okan Bey gibi, şövalyelik gösterisinde bulunun, ekmeğinin derdindeki yorgun amele, molozların arasına harmanlanmış memleketimizin bu şan-ı şeref simgelerini göremezdi…

İhaleyi açan kamu görevlileri, valisi ve maarif müdürü, muhtemelen bayındırlık ve defterdarlık yetkilileri hep birlikte iş emrini imzalar ve iş bitiminde de kontrol ve denetim görevlileri yardımıyla yapılan işleri kabul ederler.

Dışarıda yolları kapatıp çevreyi kirleten resimli olsun heykelli olsun her türlü inşaat artığı ile çevredeki komşuların atıverdikleri ev çöpleri olsun, bunlar da belediyelerin temizlik işlerini ilgilendirirdi…

Ne var ki Atatürk resmiyle Türk bayrağına gösterilmesi gereken ihtimamın kesif moloz bulutları arasında gösterilmediğini seçmen ziyaretinden dönen bölge mebuslarından birinin dikkatine çarpar… 

Aslında mebus beyefendi, siyasi görüşü bizi ilgilendirmese de, galiba CHP’li imiş, gördüğü bu kötü manzaradan ötürü haylice müteessir ve üzgündür… 

Bu arada; hayırlı olsun temennisiyle İl Eğitim Müdürünün yeni ders yılını da tebrik etmeyi planlamıştır. Nezdindeki resim ve bayrak ile müdürlük makamına gider…

Gider de, bir de baksın ki, Eğitim İl Müdürünün makam odasında ne Türk bayrağı var ne de Atatürk resmi!…

Haydi bakalım, ölür müsün, öldürür müsün?

Yeni eğitim yılını tebrikleşme bir yana, mebus bey, yanında getirdiği tozlu topraklı Türk bayrağı ile Atatürk resmini de Burdur Eğitim İl Müdürü’ne teslim ederken asabi bir halet-i ruhiye ve sesle; 

Buyurun, dışarıda bıraktıklarınız, eksiklerinizi tamamlayın!” 

İnşaat artığı molozların arasında Türk bayrağıyla birlikte Atatürk resmi bulmak, planlanmış politik bir savaş tekniği değil ise, gerçekten şans ve talih babanın herkese müyesser kılmadığı bir armağanı olmalıdır…

Zaten demezler mi, harpte ve savaşta her türlü hile, mübahtır !…

Eh, bu arada bize de, “gazaları mübarek olsun” demek düşer…

 

  • Zeynep kerencilerZeynep kerenciler1 ay önce
    Darısı senin basına