Plan mı pilav mı?..

26 Ekim 2017 Perşembe

Planlama, devletin öncelikli görevidir. Lakin yapılan planlar, millete güven verici ve inandırıcı olacak. İnancı sarsılmış ve ahlakı da bozulmuş bir toplumda devlet bu görevini hakkıyla yerine getiremiyor...

Bu görüş, özellikle belirtmek gerekiyor, Üstat Bediüzzaman Saidi Nursi’ye aittir... 

Devlet, şimdilik kendi partisinden dört büyük belediyenin başkanlarını istifaya çağırdı... 

Bu belediyeler, icraatlarını planlama yanlışlıkları üzerine oturttmuşlar. Başka ne suçları vardı?, var idiyse eğer. Bilerek ya da bilmeyerek yapılan yanlışlıklar, son tahlilde kamu yararı yerine kamunun zararına yol açmış, açmış ise...

Milletin refah ve mutluluğu için planlı kaynak tahsisinde dinin kutsal emirleriyle takva geleneği, yanılgılara karşı devletin tek kılavuzu olarak gösteriliyor...

Zira, inancı sarsılmış ve ahlakı da bozulmuş bir toplumun idare edilmesindeki zorluk”, ortada. Yaşayarak görüyoruz...

Amma, beri yandan merkez ve taşrayı da kapsayan ilginç bir gerçeklik var. Devlet, müstecirlerinin şahsında yüzde altmış-yetmiş oranında inancı sarsılmamış ve ahlakı da bozulmamış bir beşeri yapı görüntüsünde...

Amma, bu durumda görüntü zahiri olmalı, aldatıcı yani...

Aksi halde niçin istifaları emredilsindi bu dört başkana?..

¥

Teşebbüs-ü şahsi denilen girişimcilik bir ülkenin kalkınması için en önemli unsurlardan biri olarak gösteriliyorsa da, yalnız dikkat buyurula, yerine göredir bu kabullenme...

Zira, taş yerinde ağırdır...

Oysa Özal Demirel işbirliğiyle teşvik üzerine teşviklerle desteklenen girişimciliğin hızı ve yoğunluğu günden güne artıyor. Buna rağmen bütçe açıklarının azalması bir yana, tahminlerin hilafına yükseliyor...

Demek ki, teşebbüs-ü şahsilik, yerine sağlam oturtulamadığında, kendinden bekleneni vermiyor...

¥

Bir kere, Osmanlı’dan miras bedii, ahlaki ve dini kültür değerlerimizin kalıntı bırakmamacasına yok edilmesini başarıyla gerçekleştiren bir Recep Peker politikası, tarlayı kıraca çevirmiş ve halen toprak, eski safiyetine erişemedi.

Bunun fiziki ve sosyal tezahürüyse, gelecekte merkez ve taşranın da yönetimlerini devralacak adayların inanç ve ahlaki yapılarındaki bozulma ve yetersizlikler biçiminde meydana çıkacak....

Başka ne sebebi olabilirdi ki, istifa emrinin? 

¥

Şimdilerde deniliyor ki, demokrasiyi tam anlamıyla benimseyebilirsek, ırkçılıktan vaz geçebilirsek, içeride ve dışarıdaki komşularımızla yeniden dostluk kurabilirsek, din ve fen ilimlerinden birini alıp diğerini önemsemezlikten kaçınabilirsek ve hür teşebbüse de önem verip kapıları açabilirsek, kimseler tutmasın bizleri!..

Sulh ve huzur da gelir, refah ve mutluluk da...

Acaba?..

¥

Hür teşebbüs denildiğinde, içinde devlet parmağının yer almadığı iktisadi faaliyetler anlaşılır. Dolayısıyle bu, özel teşebbüstür. Bundan ötürü devletin kalkıp da “şunlara yönelin, bunların üretimine ara veriniz” gibisinden kendilerine “planlayıcı buyruk” vermesini istemezler...

Nitekim, hür teşebbüsçü Adnan Menderes’in de meşhurdur “ anti plancılığı”. Kendisine planlama tavsiyesinde bulunan İsmet İnönü’ye, sanmıştı ki planlamadan murad edilen Sovyet Sistemidir...

Plan yerine pilav politikasıyla İnönü’yü cevaplamıştı...

Sonraki yıllarda Devlet Planlama Teşkilatı kurulduysa da, sermaye gücünün etkisiyle siyasa, onu da işlemez hale getirdi, getirtti...

Plan yerine pilav düşkünlüğüdür, özü ve kökeni itibarıyle bugünkü ekonomik ve ahlaki perişanlığımızın ana sebebi...

¥

Pilavcı politika, meraları imara açtırır. Bu ahlaksızlığın asli failleri ikidir. Birisi sahib-i hür teşebbüs. Diğeri de kamuda seçimle ya da tayinle yer alan karar mercii, siyasa...    

Bu ikilinin aralarındaki plan dışı anlaşma sonucu meralar betonlaşırken, tarım bakanlarının da, plansızlığın memlekette oluşturduğu hayvan kıtlığından,

Etekleri tutuşur...

 

  • Ercan GüvenErcan Güven21 gün önce
    Atilla ağabey Allah size ve kaleminize kuvvet versin.Yazının başlığında plan ifadesi görünce imar planı aklıma geldi.İmar planlarında değişiklik yapmak neyse de 5194 sayılı imar kanununun 18nci madde uygulamasıyla vatandaşın elindeki taşınmazın yüzde kırkına el konuluyor kimse de itiraz edemiyor.Bu konuyu da gündeme getirseniz iyi olur. Haydi büyükşehirlerde rant artışı sağlandığı için fazla itiraz olmayabilir ancak küçücük beldelerin belediye başkanları da bu kanunun arkasına saklanarak vatadaşın malını gasbediyor. Mahkemeye gidebilen de ancak avucunu yalıyor.