Parti patırtı günahkârlığı…

21 Haziran 2018 Perşembe

Parti patırtı günahkârlığına pek saptığımı sanmıyorum. Kişiler arasındaki kapışmalarda taraf tutmuşluğum olmadığı gibi, kampanya panayırındaki çirkin gürültülere de kulağımı kapadım. Dikenli çayırda politik kispetleriyle arz-ı endam edenler, evvelce kadehe sarılan ellerinden utanmadan bir de tekbir gösterisine kalkışmışlar. Hiç ilgilenmedim. 

Benim tercihim;

Tepeden tabana yönetim erkini, sadece adil insanların kullanması…

Başörtüsünü teferruattan saymışlardı. İnanç ve iman külliyatında bunun dayanağı bulunmadığından, hep birlikte yuh çektik. Ayıpladık ve küfrettik…

Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde Meclis-i Mebusan ve Ayan Meclisi reisliklerinde bulunan Ahmer Rıza Beyden “Tereddi ve sebebleri” konusunda birkaç satır aktaralım…

“Eski yüksek tabakanın savaşlar neticesinde yok olması, maalesef manevi otoriteyi azaltmış. Alicenablık, merhamet, nezaket, zarafet ve sevk-i selim de azalmıştır. İstibdada eğilimli savaşçı hükümdarlar, etraflarına bilgili, serbest görüşlü, katı telakkileri yumuşatmaya çalışan aristokrasi tabakası yerine, savaş meydanlarında aristokrat payesi verilmiş bilgisiz, görgüsüz, kaba saba savaşçılardan oluşan bir tabakayı toplamayı tercih ettiler” (Batının Doğu politikasının ahlaken iflası). 

Böylesi bir sosyal ve ahlaki tereddi sonunda bir de bakmışsınız ki, milli irade rotasını değiştirmiş…

Vicdanen ve dinen hak olan başörtüsü kullanmak, bir kanun tebdiliyle kısıtlanıvermiş…

Biliyorum, “tövbe de” diyerek, beni paylayacaksınız. Amma, imani bir gerçek değil midir Allah’ü Azimüşşün’dan gayri her nesnenin ömürlü oluşu?…

Xxxxxxxxx

Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Haydar Baş’ın kendine özgü olup, ilk göz atıp kulak verildiğinde pek de inandırıcılığı yokmuş intibaını veren fikirleri vardır. Atatürk der ve başka bir laf etmez…

Aslında kimsenin Atatürk’e laf attığı falan yoktur. O bir ihtilal yoluyla hemen hemen yakılıp yıkılmış Türkiye’yi ayaklandırmak istemiş ve başarılı da olmuştur. Amma ihtilal ya da devrim denilen hareket, mevcut hukuki ve sosyal yapıyı bütünüyle alt üst etmeksizin yerinde tutunamaz. Atatürk ve bir grup arkadaşının devriminde de, yeni’den eski’ye giden bütün irtibatlar kesilerek, garpvari biçiminde yeniden şekillendirilmiş…

Kimine bakarsanız, aşırıya gidilmiş, kimine göreyse Yeni Türkiye Batı üretimi sağlam kazıklara bağlanmış. Bunun sonucu, bu iki kesim handiyse kanlı bıçaklı denilecek biçimde birbirlerine düşman kesilmişler…

Düşmanlar oturup da karşılıklı sütlü kahve ikram edecek değildir. Başlamışlar savaşmaya. Savaş ise hileden başka bir şey değil…

Türkiye’nin mektepleriyle birlikte her karış ili ve ilçesi heykellerle bezenince, birilerinin aklına gelivermiş; 

Heykelleri tuzaklamak, “bubileyip” tuzaklamak…

Sittin senedir bu tuzakçılık devam edip gider. Kazıkçılar hep tuzaklar…

Ah ne tuzakçıdır o sahte Atatürkçüler…

İyi olmuş. Şimdi Haydar hocaya “İkinci Atatürk” mahlası uydurulmuş…

Geleceğin ufkunda “New Atatürk” iktidarı görünüyor…

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Kaytar TaşKaytar Taş7 ay önce
    ...Ayasofyanın açılacağı günlerin yaklaştığının beklendiği bir dönemde 'New Atatürk iktidarı' havasını alır, müzeye gider, oradan da binanın mahzen katına uğurlanır. 60- 65 yıl sonra tekrar diriltilmek istense de artık başka modern küfür ideolojileri ona pek de gerek bırakmaz. Sonrasında ise artıkın hızla kıyamet süreci işler.

Günün Özeti