Malikiyet – Serbestiyet…

21 Eylül 2017 Perşembe

Vehbi Kara, belki de farkında olmadan Fetotizmin tam bir deli saçması eko-politik sistemiyle ilgili bir yazı kaleme almıştı. Sistemin “emek ve ücret” le ilgili bir köşeciğinde şu ibareleri okuduk…

Batı toplumları dışındaki toplumlarda, ücret bağımlılık ile olan ilişkisini yitirmekte, ücret konuşulmasa dahi belirgin bir bağımlılık unsurunun ücret dışındaki nedenlerle ortaya çıktığı görülmektedir.”

Anlayabildiğimize göre Fetotizmde, işin başlangıcında ücretten bahsedilmese dahi işçi, ücret dışı bir takım farklı sebep ve düşüncelerle de olsa, kendini emek sarfına bağımlı görürmüş…

Ne olabilir bu farklı sebepler dediğimizde, kölelik görünür. Fisebilillah bir yardımseverlik duygusu,  kalkınma emri, kasabanın ortak ihtiyacını giderme imecesi ya da işverenin angarya zorlaması veyahut, Feto’nun ilahlaştırılması!

Oysa, dünyamızın kuzey ya da güneyinde yer alan hukukun egemen olduğu topraklarında emek sarfederek çalışmanın karşılığında işçiye bir ücret ödenir…

Kişi çalışırken behemehal bir beklentiye kilitlenir. Ya maddi kazanç ya da manevi huzur ve rahatlık veya sevap kazanmak. Daha olmadı mı, sağlık için spor…

“Ücretli sistemin büyük ölçüde yapısal olarak sona ermesi, herkesin kendisinin sevdiği işi yapması, insan hak ve hürriyetlerinin kâmil manada kullanılmasına imkân tanıyan malikiyet ve serbestiyet devrinde mümkün olacağı”gibi bir ifadede bulunuyor Vehbi Bey…

Malikiyet ve serbestiyet kavramlarıyla murad edilen, nedir, liberal kapitalizm mi, yoksa vahşi kapitalizm mi?...

Fetotizm ise bunu, yani ücretsizliği, parasız bedava emekçiliği liberal kapitalizmle süsleyip vahşi kapitalizme zarflayarak zavallı insancıklara pazarlamak istiyor…

Bir aşk uğruna veya her ne sebeptense ücret almadan bedava çalışmak, çalıştırılmak “insan hak ve hürriyetlerinin kamil manada kullanılmasına imkan tanıyan malikiyet ve serbestiyet devrinde mümkün” imiş…

Yani, hukukun egemen olduğu zeminlerde…

Tam anlamıyla deli saçmalaması…

Ücretli sistemin büyük ölçüde yapısal olarak sona ermesi” mutlak vahşi kapitalizmde mümkün. Ücretli emeğin yerine akıllı robot kullanacaksın. Kazın geleceği yerden tavuğun esirgenmemesinden mülhem, ilk ağızda biraz masraf ederek robot siparişini verip onu takiben ücretli işçilerini kapı önüne koyvereceksin…

Vehbi Beyin malikiyet ve serbestiyet diye tanımladığı Fetotizmin bu eko-politik sistemiyse, “İnsan hak ve hürriyetlerinin kâmil manada kullanılmasına imkân tanıyan” liberal demokrasinin evrensel hukuk normlarına ters düşer…

Vehbi Beyin Fetotizmin dip çamurunu karıştırdığı sistemi, insanın fıtri tabiatına da uygunmuş. Zira, “Ücretli sistemin büyük ölçüde yapısal olarak sona ermesi, herkesin kendisinin sevdiği işi yapması, insan hak ve hürriyetlerinin kâmil manada kullanılmasına imkân tanıyan malikiyet ve serbestiyet devrinde mümkün olacaktır. İnsanların kendi istidatlarına yani kabiliyetlerine uygun bir şekilde çalışması sağlandığı takdirde zorunlu çalışma diye bir şey söz konusu olmayacaktır. Nasıl ki bir sanatkâr, maddi kaygılardan ziyade kendi sanatını icra etmekten zevk alabiliyor ve ücreti ikinci derecede bırakabiliyor ise benzer şekilde hoşlandığı işlerle meşgul olarak çalışmak; insanın doğasında da mevcut” deniliyor…

Ücretli işçi, takım tezgâhını robotlara teslim ederek işyeri muhasebesinden ilişiğini kesip kendi sevdiği işi yapmaya koyulduğunda, ücretli çalışma diye ortalıkta bir şey kalmayacak…

 Oh ne ala…

Anlayabildiğimiz kadarıyla Fetotizmde, herkes kendi istidat ve kabiliyetlerine göre seve seve beğendiği bir şeylerle uğraşırmış…

İyi amma, ekonomik ve politik sistemlerde henüz ismini duymadığımız bu modelde de, behemehal günün muayyen zamanlarda insanoğlunun mide salgısı faaliyete geçecektir…

Kendi işinin başında severek çalışan bu adamın açlık hissiyle karnı zil çalmaya başladığında, yapacağı tek iş, her halde, kendi işinin başındaki mutlu çorbacıyı ziyaretolacaktır…

Peki, yağ tuz ve gaz ihtiyacı için çorbacıya kaynak nerede. Karnını doyurduğu insanlardan hizmet karşılığı ücret almayacak ki?…

Valla, Vehbi Binbaşının, Fetotizmin kıyı ve köşesinden çıtlattığı malikiyet ve serbestiyet’li akıl dışı eko-politik sistemini çözemedik…

Zira bırakınız tanrıtanımazlığını, bunların akılsızlıkları da cabadan…

 

  • Zahid NurZahid Nur2 ay önce
    Bilmiyorum ama Atilla nın Vehbi beye ne husumeti var aceba diye düşünmeden edemedim. Zira Feto nun kadim düşmanına nasil böyle ifadeler kullanabilir. Allah selamet versin...