“Kıdem nedir” diyelim...

07 Eylül 2017 Perşembe

Kıdem, canlılar arasındaki tarih saat bakımından yaşlılığı ve eskiliği ifade ediyor. Müsabakalar sonucu önde gelenleri gerideki takipçilere nisbet değerlendirmeleri de…

Ne var ki sportif müsabakalarda tecrübenin yaşı ve senesi söz konusu edilmemekte. Fiziki yarışmalar kas gücü üzerinden yapıldıklarından, kıdemlerini orman kanunları belirler…

Peygamber ocağı denilen kışla ve garnizon eratı arasındaki kıdem ise, nizamiye kapısından içeri adım atma sırasına göre deftere geçirilir…

¥

Yıllardır işittiğimiz bir kıdem lafı vardır. Kıdem tazminatları şöyle olmalı, böyle verilmemeli, bir fonda toplanmalı ve ölçü birimi de aylık değil haftalık olmalı vs, vs…

“Tazminat” konusunda bahsi geçen kıdem, çalışan kişinin tam yıl hesabıyla o mekândaki yaşını gösterir. Tazminat için para cinsinden hesaplanacak toplam değer, işçinin, yani çalıştırılan kişi olarak emekçinin aylık ücretiyle belirlenir…

¥

Her yaşayan canlı varlığın sosyolojik ve fizyolojik kıdemi değer bakımından birbirlerinden farklılık gösterir.. Sebze ve meyvelerin kıdemleri dallarından koparıldığı tarih ve saate göre başlar. Bunlar kıdem aldıkça değersizleşirler. Pazara çıkan kadınlar taze fasulyanın kıdemsizini ararlar. Beşer olarak insanın aşırı kıdemlisi, materyalist dünyada hiç kimsenin işine yaramadığı için, kendilerini çöplüklerde bulurlar…

Amma yine aynı insanoğlunun kıdem aldıkça özel hayatındaki ihtiyaçları da artar. Çünkü biyolojik organları eskimiş, pörsümüş ve fonksiyonları da kayba uğramıştır…

Bunların tadil, bakım ve onarımı için masraf gerekir…

Düşünsenize be kardeşim, niye devletin boynuna borç oluyor ki, elden ayaktan çekilmiş ihtiyarlara açıktan maaş versin? …

Belediyeler de bunların hanelerine torba torba fasulya mercimek taşısın ve otobüslerinde bilet parası almasın…

Niye? 

Demek ki kıdem, insanoğlunun fiziki değerini düşürse de, maşeri vicdandaki saygınlığını yükseltiyor…

İnsanlık bakımından utanılacak bir haldir ki, kendi kıdemine saygı gösterilmesini değer verilmesini isteyen insan, hayvanının kıdemine boş verip geçiyor. İhtiyarlayan atlarını yem parasından tasarruf amacıyla dağ başında dışarı atıveriyor, hiç utanıp sıkılmadan…

Yılkı atları, insanlığın yüz karasıdır…

¥

Hükümetler de, oylarına muhtaç çalışan hemşehrilerine karşı kendi yüzlerini ak çıkarmaktan, üzülerek ifade edelim ki, çoğu kez kaçınıyorlar. Yıldan yıla memurlarının maaşlarına zam yapıyorlarsa da, beşeri kıdemlerine değer vermekten kaçınıyorlar…

Hükümetlerin bütün yaptıkları, çalışanların sağlık ve sosyal yapılarında yılların kıdemiyle ortaya çıkan amortisman giderleri ve sosyalleşmeye bağlı zaruri masraflarını hiç hesaba katmaksızın, kendi hatalarından olma kul yapısı enflasyon yaralarını aspirinle yamamaktan öteye gitmiyor, gidemiyorlar…

Asgari ücret tesbit komisyonları da, hükümetlerin tesirinden, devletin çizgisini aşmıyor aşamıyor. Sonuç bildirgeleri de ekseri şöyle noktalanıyor…

“Enflasyonun götürdüklerini geri getirmenin mutluluğunu yaşıyoruz”…

Yaşşayın beee !

¥

Yahu adamın hane halkında bir iki artış olmuştur. Sobası eskimiş sandalyesi çürümüştür. Kızı gelin olacak oğlu da komşu ilde üniversiteye gidecektir. Duvarların badanası ve pencerenin perdesiyse, yıpranmada kıdemlerinin son durağını çoktan var ki aşıp geçmiştir…

Ayrıca bu adam, Meclis Lokantasında çorba da içemiyor!...

Allah acısın!... 

 

  • MiLLETMiLLET2 ay önce
    Atila,abi bizim kim meclis lokantasin da çorba içmek atila abi dogru diyorsun aldigim para 1600 tl cocuk bursada okuyor 350 kira veriyor kişi basi burs da yokbu kara kara düşünüyorumallah inşallah yardim eder