THY - TR Çıkışlı DAB

Kasımpaşalı olmak…

28 Aralık 2017 Perşembe

Devlet Başkanları Tayyip Erdoğan, çocukluk, gençlik ve erken siyasetçilik yıllarında Kasımpaşalı idi. Tabii sonralarında sosyal kimliğindeki sınıf artışlarına paralel, aidiyeti itibarıyla yerleştiği semt ve bölgeleri de değişti…

Amma ne kadar değişirse değişsin, Kasımpaşa’yı, özellikle yarı ömründe iç içe birlikte yaşadığı Kaptan-ı Deryalarımızdan Cezayirli Hasan Paşa’nın Kalyoncu Kışlası’na ki, Selimiye Kışlasına eşdeğerdir, duyduğu nostaljik özlemini ara sıra gidermek için, Kasımpaşa’dan bütünüyle uzaklaşmaması gerekirdi…

Kışla, çevrelediği alanın orta avlusunda yer alan tarihi Kalyoncu Camii, kışlasıyla birlikte bir süre evvel İl İdaresi tarafından aslına uygun bir üslupla restorasyona alınmıştı…

Kasımpaşa Ordu Evininin de yer aldığı sahildeki bölgenin görüntüsü çepeçevre dışarıya kapatılarak, milli ve tarihi varlıklar üzerinde restorasyon çalışmalarına başlandı…

Tamiratın başladığı alanda sahil boyunca muvakkaten konulan blok kaplamalarda, caminin iç ve dış mekanlarına ait mimari estetikleri, 1932 yılına ait fotoğrafları, geçmişiyle ilgili iftihar verici tarihi bilgiler yer alıyordu…

Restorasyon bitmişti. Kendi heybetli görüntüsüne nispet, aynı alanda yer alan Kasımpaşa Orduevini cansız, zevksiz ve çirkin bir gecekondu barakası görüntüsüne sokan Bahriye Kışlası, bir de baktık ki, yerinde yeller esmekte…

Koca devasa ve aynı zamanda da tarihi abide kışla yıkılmış ve enkazı da kaldırılıp bir yerlere dökülmüş…

Kaptan-ı Derya Cezayirli Hasan Paşa yanında oğlu gibi sırdaş ve yardımcısı Aslanı ile birlikte, bir kaide üzerinde heykelleştirilmiş mahzun kimliğiyle, öfkeli gözlerle yıkılan kışlasının kuru topraklarına bakıyor…

Hikmet-i Hüda, bir tesadüf müdür yoksa, muhtemelen rant beklentilerinin tarihi varlıklarımızı değerden düşürücü zihniyetlere karşı ders anlamında ilahi kaynaklı bir tavır mıdır, bilinmez…

Hasan Paşamız ve can dostu aslan, hemen arkalarında yer alan Belediye Sosyal tesislerine kıçlarını çevirmişler… 

Kasımpaşalılık kıdeminde sanırım Devlet Başkanımız Tayyip Erdoğan”dan epeyi ileride olmam gerekir. Üçüncü sınıfımı Taksim İlkokulu’nda okuduğum yıllarda Tarlabaşı-Dolapdere arasında oturmaktaydık. Dolapdere-Yenişehir aralığındaki fırınlardan birisi çıkarmaktaydı ikinci sınıf ekmeği. Süpürge tohumu, mısır ve arpa karışımlı ucuz amma besleyici ekmeklerle beslendik…

1942 yılının çok şiddetli geçen kışında odun kömür kıtlığı baş gösterdiğinde, Kasımpaşa’da kıyıya yanaşan Trakya Karadeniz’inden motorlar imdadımıza yetişirdi. Çuvalımızı motorcuya atar, doldurdukları odunları da kıyıda onlar tartar ve parasını verir, Tarlabaşı’na kadar sırtımızda taşırdık...

Çocuktuk yahu, analı oğullu çocuk!…

Harp yılları ve karartma uygulanıyor. Odun bulup da kurbağa sobamızı yakabilme talihine kavuştuğumuz gecelerde sobanın hava deliğinden dışarı sızan ışığın altında dersimizi yapardık…

O günlerden seyretmişimdir Bahriye Kışlasındaki asker talimlerini…

Haliç ile ilgili turizm projesinde Sütlüce Hasköy’den Haliç Tersanesine kadar uzayan alan otelleştirilip AVM’leştirilecek ve modern eğlence kumpanyalarına gösteri ve sergi alanları açılarak, kalkınma hızımıza da, hızlandırıcı bir ruh katılacakmış…

Camialtı Tersanesi daha şimdiden kapatıldı. Haliç Tersanesi faaliyetten alıkonuldu. Bahriye Deniz Hastanesi şimdilik Sağlık Bakanlığının hizmetinde, Kasımpaşa’daki Bahriye Kışlası da kökünden yok edildi. Orduevinin de eli kulağında…

Ölüm ise, canlı cansız tüm fanilere hak…

AKP, tabanından tavanına fani bir blok. Bu durumda elbet yeni gelenler de, söz konusu projenin hitamında behemehal diyecekler…

Yahu, bu caminin, projenin modern esprisinde ne işi var?...

Kışlanın yıkılması, Bahriye Camii için ön hazırlığı

İŞARET EDİYOR….

Kasımpaşa’dan yukarıya Dolapdere’ye doğru çıkıyorsunuz. İplikçi’ye geldiğinizde yol ikiye ayrılır, Dolapdere-Pangaltı.Diğeri de Piyalepaşa üzerinden Feriköy Mezarlığı ve Çağlayan. İplikçi – Mezarlık arası şimdi çok katlı ve çok büyük onlarca yüksek yüksek beton binalar.

 

YORUM YAZ