Demokrasi... Nesi beğenmeye değer ki!

27 Kasım 2017 Pazartesi

Meclis’in ikinci yarı dönem başkanlık seçiminde AKP’li birkaç üye, desteklerini partinin adayı İsmail Kahraman Beyden sakınmışlar...

Hüseyin Öztürk kardeşimiz de bu harekete fena halde içerlemiş. Diyor ki,

“İsmail Kahraman’ın dava adamlığına, engin tecrübesine, ağabeylik mevkiine hürmet, edep gerekirdi. Daha büyük bir hürmetsizlik ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı yapılmış demektir”….

Bendeniz efendim, gazete yazıcığında kişilerin, “aldı gitti, kaptı geldi”, gibisinden politik hareketleriyle ilgilenmiyorum. Ayrıca demokrasiye de itirazlı olduğumdan, fireye mireye hiç takmışlığım da olmadı… 

Hayırlısı olsun ve İsmail Beye de sağlıklı başarılar dilerim…

Demokrasi, çoğunluğun hakimiyeti olarak tanımlanır. Demokrasiyi var kılan esas şart, hararetli tartışmalardan sonra nihai kabul tercihinin çoğunluğa aidiyetidir…

Mebuslar, şirket ve dernekler, spor kulüpleri ve sendikalarda, kendi üyelerinin dışında başkalarının karar süreçlerinde tercih belirleme hak ve yetkisi bulunmadığından, buralarda çoğunluğun tesbiti hem kolay ve hem de gerçeği yansıtabilir. Amma genel anlamda çoğunluğun tesbitine gelince, çoğunluktan ne anlamamız lazım gelecek, ona bakmak gerekir… 

Demokrasi, çoğunluğun hakimiyet rejimidir. Eyvallah. Amma çoğunluk milletin mi çoğunluğudur, seçmenlerin mi?

Bütünün içinde de hangi dilimlerdeki çoğunluk?...

Kadınların mı, erkeklerin mi, varlıklıların mı yoksulların mı ve en nihayetinde de çobanların yoksa sopranoların mı?...

Dağdaki çobanla dizilerde rol alan yıldızların oyu hiç eşit olabilir mi!... 

Diktatörler, hükümranlıklarına devam ruhsatını çoğunluğun tercihinden almıyorlar mı? Kenan Paşa,  elindeki kamuya ait silahıyla gasbettiği devlet başkanlığını yüzde doksan dokuz oy çoğunluğuyla millete tasdiklettirdi. Dağdaki çobanlarla operalardaki şantörler de elbirliği ederek bu çoğunluğun içinde yer aldılar!...

Latin Amerika külliyen diktatörlük rejimleriyle çekilip çevriliyorsa da, hepsinde de seçmen çoğunluğunun karma tercihi bulunuyor…

Demokrasinin tek referansını çoğunluğa bağlıyorlar. Oysa çoğunluk tek başına mutlak değildir. İşin içinde azınlığın da söz ve tercih hakları bulunmalı. Azınlıkta yer alanlar bu haklarını kullanarak günün birinde çoğunluğa erişebilmeli…

İktidar hırsı, insan fıtratında her dem alestadır, zira…

Demokrasi, nitelik ve nicelikleri önceden tesbit edilmiş çoğunluk tarafından oluşturulan küçücük bir azınlığın tercihiyle alınan kararların uygulama safhasında genel çoğunluk tarafından serbestçe kontrol edilebilmesidir…

Amma, nerede o kontrol ve denetleme serbestisi…

Bu zaviyeden bakarsanız demokrasi iyidir hoştur… Geliniz bir başka cephesinden bakalım… 

Kabaca ve kısa yoldan gidelim…

Yakın geçmiş olarak vaktin birinde telefonlu dolandırıcılarından birisi, devrin başbakanının örtülü ödeneğinden 5 milyonunu söğüşledi. Her ne kadar gizli kaldıysa da bu dolandırıcılık, bir başka ifadesiyle, gaflete dayalı dolandırılma, sonunda basına aksetti…

Bir müddet sonra yükü milletin sırtına yüklenmiş bankalardan birisi, yine devrin bir başka başbakanının emri mucibince, dostlarından birine ikram ediliverdi. Bu hadise de basında yer aldı…

Bunun üzerine taraflar birbirlerini yolsuzlukla itham, gensoru silahıyla tehdit ettiler ve sonunda davalarını Meclisin kararına götürdüler…

İlk celsede birinci davanın işi görüldü. Meclisteki toplantı yeter sayısını oluşturan azıcık mebusların yarıdan fazlasının, yani çok küçük bir azınlığın, 

Bunda bir suç yok” demesiyle suçlanan kişi aklandı…

Ertesi hafta diğer davanın dosyası açıldı. Meclis yine aynı meclis, mebuslar yine aynı mebuslar ve yine aynı usul ve bu kez, öteki maznun için aynı tercih ve çok küçümencik bir azınlığın kararı…

Bu işte bir suç yoktur, beraatine”…

Çoğunluğun hakimiyeti denilen demokrasi işte budur. Fireleriyle birlikte el üstünde tutulur…

Egemenler tarafından kapıları açık bırakılmasa, eyvallah…

Ne var ki, demokrasi, vasat insanın değil, bertahsis onların…

 

 

YORUM YAZ

  • NejatNejat4 ay önce
    Sayın Yusuf Naci Ejder, "secim zamani geldiginde akil feraseti kullanmayi bilme" zaten bu dediğiniz sandıktan doğru kadroların çıkması için yeterli olurdu.