THY-TR Çıkışlı % 10 İndirim

Asgari ücret, yine...

18 Aralık 2017 Pazartesi

 “1404 liraya geçinebileceğini söyleyen bir milletvekili varsa, bir yıl boyunca onun bütün işlerini ücret almadan yaparım” demiş, 20 senelik nakış işçisi Zakir Bey…

2000 lira ücret alan kardeşimize bu dahi yetmiyormuş…

Anlattığına göre, en düşük ev kirası 1000 lira, eskiden 100 ile çevrilen mutfak şimdi kira kadar götürüyor. Üç çocuğun mektep masrafları dünya kadar. Kitaplarını devlet temin ediyorsa da öğretmenler kaynak kitap istiyorlar ve teki elli lira, imiş. Ve soruyor, 

Nasıl alacağız?..

Geçenlerde sol tandanslı bir işçi partisinin duvar ilanı gözüme ilişti, “Asgari ücret 2500 lira olmalı”…

Bekara karı boşamanın kolaylığı!...

Ücretler aynen mazot gibi, hammadde gibi, vergiler ve kiralar da maliyet unsurudur. Mazota zam yapıldıkça otobüsler bilet ücretini yükseltir. Bu itibarla siyasette usuldendir, muhalefet iktidarla cebelleşirken daima ücret silahını kullanarak bel altından saldırır…

Asgari ücretin fonksiyonu nedir? İnsanoğlu bencildir, ister ki takunyacı misali, yongalar hep kendi kucağına düşsün. Bundan murad edilen, hiç vergi vermemek. Verilmesin değil, vermesinler…

Teröriste karşı bir tek uçağın masrafı saatte 50.000 lira. Devlet de ister ki, kaçakçının bencilliği meşru yoldan kırıla. Bu amaçla da beher mükelleften hiç değilse belirli bir meblağı daha işin başından garantilemeye kalkışır…

Zararın neresinden dönülürse kârdır…

Asgari ücreti de, bütçe hırsızlığına kaşı, hafif çaplı önleyici bir araç olarak kullanır…

Yumuşak Otoriterlikte devletin başında bir kişi bulunur. Bu Baş’ın yetki ve mesuliyet yüklediği çevresindeki bakanlar, kaymakamlar ve mebuslar gibi, mahalli bölgelerde de aynı şemadan merkeze bağlı kadrolar Baş’a destek verir. Bunlar hep birlikte haksız iktisapla kamu haklarını götürenlere karşı kanun yolundan giderek, kafa koparıcı zecri politika uyguladıklarında, Zakir bey gibisinden hayattan umudunu yitirmişlerin nispeti çok düşük olur....

Gayri memnuniyetin düşük yoğunluklu günlerinde, halkın çoğunluğu azıcık aşım kaygısız başım fehvasınca kendi işinin patronu olarak asude bir hayat sürerdi. Çünkü, “malikiyet ve serbestiyet” denilen üretim tarzı, işlevini bu zemin üzerinde yürütürdü … 

Bizim ecdadımız kendi yeni çağına dek kapitalizmle henüz tanışmamıştı. Osmanlı ülkesinde servet seman yığınları edinmiş pek çok şahsın varlığı bir hakikat olmasına karşın. İşin ilginç tarafı, bu varlık yığınlarının ömürleri de sahiplerinin ölümleriyle sona eriyor olmasındaydı… 

Bu birikimler sıradan bir esnaflığın helalinden başarabileceği bir iş olamazdı. Devlet görevlilerinin elinde biriken basit tasarruflardan meydana gelemiyeceğine göre, böylesi zenginlikler, mal ve emval yığınları nasıl hayat bulabiliyordu?..

Tepeleme servetlerin hiç değilse tamamına yakın büyük bir kısmının, yeni sahibi tarafından yerlerinin değiştirilmesiyle…

Yeri değiştirilen servete el konulur ve değiştiren bütçe farelerinin de kafaları koparılır (dı), Devr- i Osmani’de… Yerinden kaldırılıp götürülerek yer değişikliğine uğrayan servet birikimine el konulur ve kamu malını iç eden hırsız yetkili ve görevlilerin de kafaları koparılır (dı)…

Şimdi böyle kesin hesapçı ne bir adli ne de siyasi sistem mevcut..

Bölgeleriyle birlikte tepelerin yetkili çevirgenleri, egemenliğine inandırılan halkın tercihiyle sandıklarda belirleniyor. Halka tercihini yönlendiren etkin güç ise, paranın bizatihi kendisi. İdari ve kanuni uygulamada nizamnameler, açık kapı usulüyle paranın isteklerine göre şekillendirilince, bütçe hırsızlığının önü alınamıyor…

Tekerleğin keşfiyle, buhar makinesinin icadını takip eden sanayi sermayesi, kendini yeniden üretebilmek için sömürgecilik yoluna baş koydu. Çevre ülkelerine hayatın pembeliklerini aşıladı. Bu pembelikler de, “malikiyet ve serbestiyet” yolunda asude bir hayatın sürdürüldüğü Türkiye gibi sermaye yetersizliği çeken ülkelerde, bütçe krizlerine yol açtı…

Nereye baksanız, kiminle konuşsanız, meşru yoldan gelen maaş ve ücretlerle yetiremiyorlar. Sebebi, yetiremeyenlerle birlikte topyekun olarak, arzu istek ve özlemlerimizdeki pembelikler…

Gelelim zurnanın son deliğine…

Devlet, tahakkuk ettirilecek gerçek vergiye mahsup ön ödemeleri asgari ücret ölçeğinde aldıktan sonra mükelleflerine dönerek diyor ki,

“Haydi bakalım beyannamelerinizi verin vergilerinizi de ödeyin”… 

Fareler de işte tam bu kertede bütçeyi kemirmeye başlıyorlar. Toplamı beş-on kişiden ibaret yeni işçi istihdam edilmesine karşın, beyannamesinde yüzde üçü-beşi hariç, hemen tüm işçilerini asgariden beyan ediyor…

Mükellefin namuslusu yok mu? Var olmasına var da, onlar da genellikle kendi sektörlerinde tekel oluşturmuş karteller. Maliyet ne kadar artarsa artsın, rekabet edecek kimseler bulunmuyor karşılarında…

Böyle olunca da, bütçesi kemirilmiş devletin öğrencilerine; ücretsiz, bedava, meccanen verdiği kitaplar da yetersiz kalıyor…

Ahlaki yetersizlik, bütçe yetersizliğine sebep oluyor. Sonra da bu kollektif yetersizlik, kanunları yetersiz kılarken bu karambolda, mutfaklar da yetersizliğe duçar olup kalıyorlar…

Durumdan yakınarak şikayetinde ısrar edenlere de hemen yapıştırıyorlar…

Tek elin nesi var aslanım, çalıştır karını da!..   

 

YORUM YAZ