Mevlid Kandiliniz mübarek olsun...

28 Kasım 2017 Salı

Doğumu ile alemleri nurlandıran, insanlığa huzur getiren Hz. Muhammed A.S efendimizin mevlid kandilini çok şükür bir kerre daha idrak etmiş bulunmaktayız. Peygamber efendimiz dünyaya gelmezden evvel bütün dünyayı bir baştan bir başa; küfür, cehalet ve zulüm kaplamıştı. İnsanlık dışı hareketler ve akla gelebilecek her türlü rezaletler hüküm sürmekteydi. Tabir caiz ise insanlık bitme noktasına gelmişti. Mübarek Beytullah, Allah'a şirk koşan müşriklerin elinde idi. Kabe'nin içi ve dışı putlarla doldurulmuştu. İmandan eser kalmamış ve vicdanlar kararmış vaziyette idi. Zulüm alkışlanmakta edep, haya ve ahlaktan eser yoktu. İnsanlar ahlaksızlık ve zulmün her çeşidini işler olmuşlardı.

Mehmet Akif o günleri şöyle anlatıyor:

“Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta,
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi.”

İnsanların fikirleri felç olmuş, ne mabudu bilen ve ne de Hz. Allah'a ibadet için mabetlere giden kalmıştı.
Böyle bir durumda insanlık kendisini kurtaracak ahir zaman peygamberini bekliyordu. O beklenen resul; “Hz. Adem'in heybetini, Hz. Nuh’un hilmiyetini, Hz. Eyyüb'ün sabrını, Hz. İbrahim'in teslimiyetini, Hz. İsmail'in itaatını, Hz. Yusuf'un güzelliğini, Hz. Musa'nın yed-i Beyzasını, Hz. İsa'nın ruhlara hayat iksiri gibi nüfuz eden nefesi"ni kendinde toplayan Ekmelurrusul olmalıydı.

O da Hz. Allah'ın (CC) lütfu, insanlığa bir defa daha erişecekti. İnsanlık çekmekte olduğu çileden kurtulacaktı.
Bu Hz. Muhammed (AS) doğumu ile gerçekleşecekti.

Akif şöyle diyor:

"On dört asır evvel yine böyle bir geceydi,
Kumdan ayın on dördü bir öksüz çıkıverdi.”

Peygamberler peygamberi Hz. Muhammed (AS) Mekke-i Mükerreme'de Rebiul evvel ayının on ikisine rastlayan bir Pazartesi günü dünyaya şerefler kazandırmıştır. Daha henüz tan yeri ağarmadan Mekke ufuklarından doğan nur-u Muhammedi ile bütün dünya aydınlandı. Hikmet-i ilahı olarak Rebiul evvel ayının peygamber efendimizin hayatında çok önemli bir yeri vardır. Hz. Resulullah efendimiz Rebiul evvel ayında doğdu. Bu ayda Mekke'den Medine'ye hicret etti. Bu alemden ebedi aleme de Rebiul evvel ayında göç etti. Peygamberimizin Rebiul evvel ayında doğduğunda ittifak vardır. Ancak ayın kaçında doğduğu üzerine ihtilaf varsa da, ekseri ulema peygamberimizin Rebiul evvel ayının 12. Pazartesi günü doğduğu üzerinde birleşmişlerdir.

Merhum Süleyman Çelebi bu kutlu doğum olayını şöyle anlatıyor:

"Ol Rebiul evvel ayın nicesi, On ikinci gece isneyn gecesi.."

Bazı tarihçiler fil vakasını, bazı tarihçiler de Kabe'nin tamirini esas alarak peygamberimizin doğumunu hesaplamışlar ve bunun için de farklılık meydana gelmektedir. Peygamber efendimiz Mekke-i Mükerreme'de büyük dedesinden dedesi Abdul Muttalibe intikal eden Da’rüd- Tabai denilen evde dünyaya gelmiştir. Şu an peygamberimizin doğduğu ev Mekke'de kütüphane olarak kullanılmaktadır.

Peygamber efendimizin dünyaya gelmesi ile yeryüzünde bir çok harikalar meydana gelmiştir. Bazılarını sayarsak:
Kisra'nın sarayının burçlarının yıkılması, İran'da bin yıldan beri yanan mecusilerin ateşinin sönmesi. Save çölünün kuruması..
Bunlar, yaşananların sadece bazılarıdır. Peygamber efendimiz doğduğu gece zuhur eden bazı olaylardan dolayı Yahudi alimleri: “İsrail oğullarından peygamberlik gitti. Yahudi alimlerinin itibarı kalmadı" diyerek hayıflanmışlardır.

Abdulmuttalip torunu Hz Muhammed'in doğumuna çok çok sevindi. Çok genç yaşta kayıp ettiği oğlu Abdullah'ın acısını dünyaya gelen nur topu torunu ile hafifletmiş oluyordu. Torununun doğumu üzerine bir ziyafet tertipliyor, Mekke'nin ileri gelenlerini bu ziyafete çağırıyor. Ve bir erkek torunu doğduğunu adını da MUHAMMED koyduğunu bildiriyordu. Davete katılanlar torununa bu ismi neden taktığını sorduklarında şu cevabı veriyordu: “Onu gökte meleğin, yerde beşerin çok seveceğini umuyorum Bu sebeple ona bu adı koyuyorum” dedi.

Peygamber efendimizin en yaygın ismi : "Muhammed"dir. Kuranı Kerim'in dört ayrı suresinde, bu mübarek isim geçmektedir. Bunun dışında peygamberimizin; Taha, Yasin, Hadi, Nur, Müddesir, Rahim, Rauf, Beşir, Nezir, Ahmed, Mustafa, Mahmud gibi isimleri de vardır. Peygamberimiz baba ve anne tarafından asil ve yüce bir soya sahip bulunmaktadır. Nesep alimleri Abdullah'ın soyununun Hz.İbrahim'e kadar çıkartmaktadırlar.Peygamberimizin 20.dedesi Adnan'a kadar nesep alimleri ittifak etmişlerdir.Peygamberimizin annesi Zühre oğulları kabilesinin reisi Veheb'in kızıdır. Onun soyu da peygamberimizin 5. dedesi Kilab'la aynı soyla birleşmektedirler. Peygamber efendimiz bir hadisi şerifinde şöyle buyurmaktadır: "Ben Adem oğullarının (yaşadıkları) asırlarda (dededen babaya intikal ettirilerek gönderildim. Nihayet içinde bulunduğum asra gelmiş oldum. Allah, İsmail'in evladı arasından Kinane'yi, Kinana oğullarından Kureyş'i, Kureyş'in içinden Haşimoğulları'nı seçti. Beni de Haşimoğulları arasından seçti” buyurmaktadır.

Hz. ALLAH (c.c.) Kuranı Kerim'de Peygamber efendimizle alakalı olarak şöyle buyuruyor:

"And olsun, size kendinizden öyle bir peygamber gönderilmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır ve güç gelir. Üstünüze çok düşkündür. Müminleri cidden esirgeyicidir,bağışlayıcıdır.”( Sure-i Tevbe 128)

Resulullah efendimizin babaları henüz peygamberimiz ana karnında iken ticaret için çıktığı Suriye yolculuğunda yirmi beş yaşında iken Medine'de vefat etmişti. Peygamberimiz doğduğunda onu öz annesi, üç veya yedi gün kadar emzirmişti. Evvela Ebu Leheb'in cariyesi Süveybe, sonraları ise Halime-i Sadiye peygamberimize süt analık yapmıştır. Peygamberimiz beş yaşına kadar süt anası Halime validemizin yanında kalmıştır. Bu zaman zarfında Halime validemizin evinde çok büyük bereket ve bolluklar göze çarpmaktadır. Hatta peygamberimizi alıp evine götürürken bir çok alametler zuhur etmişti bile.

Peygamberimiz süt anasının yanında iken, Hz. Cebrail ve bir kısım melaikelerle meleki bir ameliyat geçirmiştir. Peygamberimizin kalbini açarak "bu şeytanın sendeki nasibidir.” diyerek çıkarıp atmışlar. Daha sonra kalbini, altından yapılmış bir tasın içinde zemzemle yıkayıp yerine koymuşlardı. O an beraber oynadığı çocuklar hemen Hz. Halime'ye koşarak “ Muhammed öldürüldü “ diye haber verdiler. O anda peygamberimizin rengini biraz sararmış buldular. Hz Enes R.A.diyor ki: "Ben Resulullah'ın göğsünde dikiş izleri gördüm."

Resulullah altı yaşına gelince, Anne Hz. Amine (RA), oğlunu ve Ümmü Eymen'i yanına alarak zevci Abdullah'ın kabrini ve Neccar oğulları adı verilen hısımlarını ziyarete gitmek maksadı ile Medine'ye gitmişlerdi. Dönüşte Mekke'ye yaklaştıklarında kendi halini anlayan ve ölüm vaktinin geldiğini idrak eden Hz. Amine, oğlunun yüzüne bakarak şu beyitleri söyledi:

"Eğer rüyada gördüğüm doğru çıkarsa, sen insanlara ve cinlere helal ve haramı bildirmek üzere peygamber gönderileceksin. Kavimlerle beraber devam edip gelen putlardan Allah seni korudu. Her yaşayan ölür. Her yeni eskir. Yaşlanan herkes zeval bulur. Her çok tükenir. Evet, (fani olmam itibarı ile) ben de öleceğim. Fakat ebediyyen anılacağım. Zira oğlumu hayırlı bir halef bırakıyorum.” dedikten sonra, fani aleme gözlerini kapadı. Böylece peygamberimiz (SAS) altı yaşında, annesinden de öksüz kaldı. Sekiz yaşına kadar dedesi Abdül Muttalib'in yanında kaldı. O da vefat edince, amcası Ebu Talib'in yanına gitti.

Resulullah efendimizin çocukluğu son derece afif geçmiştir. O putlardan nefret eder, doğruluktan ayrılmazdı. Doğru sözlü olup, yalana çok kızardı. Onun meziyetlerini saymak, anlatmak ve yazmak mümkün değildir. Hiç kimseden tahsil görmediği halde ilim ve irfanın zübdesi idi. Mübarek dudakları kıpırdadığı zaman, ağzından ledünni ilimler akardı. Bir hadisi şerifinde peygamberimiz: "Beni Rabbim terbiye ettiği için edebimi güzelleştirdi” buyurur. (Feyzulkadir C.1 s.224)

Mevlid kandilini idrak ettiğimiz peygamber efendimizin on üç senesi Mekke-i Mükerreme'de, geri kalan kısmı Medine-i Münevvere'de geçmiştir. O insanların en sevgilisi, alemlere rahmettir. O son derece mütevazı, merhametli ve insanlık tarihinde en güzel ahlaka sahip olan mübarek zattır. Açık ifadeli, tek tek konuşur ve hiç bir zaman yalan konuşmaya itibar etmezdi..

ALLAH'IN sevgili kulu Hz. Muhammed'i anlatmaktan aciziz. Peygamberimizin doğumu ile alakalı olarak dini kitaplarda bir çok harıkulade haller vardır. Onları buraya alıp bir bir saymamız mümkün olmuyor. Mevlam cümlemizi şefaatına nail eylesin. İnşallah bu mevlid kandili, alemi islamın kurtuluşuna ve akan müslüman kanının durmasına vesile olur.

Bu mübarek geceyi elimizden geldiği kadar evradu ezkarla geçirmeye ve uyanık olmaya gayret edelim. Müslümanlar olarak biribirimize gıyaben dualar etmeye çalışalım. Ülke olarak zor bir dönemeçten geçiyoruz. Secdelere kapanıp göz yaşı dökelim. Rabbim milletimizin yardımcısı olsun. Bu vesile ile bütün müslüman kardeşlerimin Mevlid kandillerini gönülden tebrik eder ve sözlerimi şairin şiiri ile bitirmek isterim:

“Kalemle kal ile tarif olunmaktan münezzehsin.
Nekaisten seraba aksin ya Resulullah.”

Allahın selamı, rahmeti ve bereketi ile Resulullah'ın şefaatı hepimizin üzerine olsun.. AMİN....

NOT: Bu arada “Kutlu doğum haftası” garabetinden, eskiye yani Rebiul evvel ayına dönüldüğü için Hükümetimize ve Diyanet İşleri Başkanlığı'na teşekkürlerimizi sunarız. .

  • Osman Hocaoglu.Osman Hocaoglu.1 ay önce
    Kutlu Doğum kutlama haftasının yanlış olduğu aydın din adamı Yaşar Nuri Öztürk tarafından her zaman dile getirilmiştir. 2 arti 2 eşittir dört kadar basit bir hesaplama sonucu cikacak tarih, maalesef tutucu çevrelerce yıllarca yapılmamış ve toplum yaniltilmistir. Şimdi doğru bulunmuş ve yıllar öncesi uygulamaya donulmustur. Yaşar Nuri hocada şimdi mahşer de mutlu olmuştur. Allah rahmet eylesin.