İmam Yahyaları çok iyi tanımalıyız...

23 Kasım 2017 Perşembe

Hemen hemen her Müslüman Türkün evine, zamanla bir şehit haberi gelmiştir. Yemen, Çanakkale, Sakarya, Dumlupınar, Sarıkamış, Galiçya, Hicaz bölgesi, Medine-i Münevvere, Libya, balkanlar ve daha bir çok yerde Müslüman Türklerin kanı akmış, o topraklar da Türk şehit kanları ile sulanmıştır. 

Yemen ve Medine-i Münevvere’yi korumakta olan Türk askerlerinin çektiklerini, Albay Naci Kıcıman’ın yaptığı kahramanlıkları, Kutulamare kahramanlıklarını, bize dayatılan ve gizlenen yalancı tarihten öğrenememiştik. Tarihimizdeki bir kısım gerçekleri ancak bugün geçmişine bağlı, gerçek tarihçilerimiz sayesinde öğrenmeye başladık.... Naci Kıcıman’ın “Medine müdafaası” isimli eserinde okumuştum. Yemen’in nasıl kayıp edildiğini incelediğimiz zaman da, iki yüzlü “Hoca efendi” diye isimlendirilen İmam Yahya’nın yaptığı alçaklıklar ve çevirdiği dümenlerden öğreniyoruz. Yemen’in elimizden gitmesi için en büyük rolü “İmam Yahya” oynamıştı.. İnsanoğlu menfaatı için neler yapıyor şu fani dünyada, neler?... İmam Yahya bazen osmanlı tarafına geçti, onlardan dünyalık menfaatlar, silah ve cephaneler aldı. Bazen işgal kuvvetleri ile birlikte oldu.. Onlardan paralar saf, saf altınlar aldı... Dini ve imamlığı istismar eden İmam Yahya en sonunda, Yemen’i de, Yemenliyi de, Osmanlıyı da sattı.. Gündüzleri asla! dışarı çıkmayan İmam Yahya, geceleri dışarı çıkarmış ve mutlaka yüzüne peçe takarmış. İmam Yahya’nın yüzünü kimse açık olarak göremezmiş. Yüzüne peçe takar, öyle dışarı çıkarmış. Geceleri ise; yüzüm parlasın diye de yüzüne fosfor sürermiş. Geceleri dışarı çıkınca da peçe altından fosfor parlarmış. Zavallı halk ta onu, o halde görünce yüzünden nur fışkıran bir veli, bir Allah dostu, bir hoca ve gerçek bir imam zan eder, öyle tanır ve öyle inanırmış... Aman Yarabbi ne münafıklık ve ne mürailik?... Fani dünya için, üç beş kuruşluk menfaat için, dini istismar ederek bu kadar alçalmaya değer mi?...

Ancak o peçenin altından İmam Yahya, Yemen’i pazarlamak için ne filimler çevirmiş...

Sonunda Yemen de gitmiş. Vakti, saati gelince İmam Yahya da gitmiş. Ebedi alemdeki halini de Ancak Cenabı Allah (CC) bilir. Mahkeme-i Kübra’da mutlaka hesabını verecektir. HZ. ALLAH c.c. İmam Yahya tipindeki din adamlarından ümmeti Muhammedi korusun. 

Peki durup dururken İmam Yahya haininden niçin bahis ediyorum?.. Bizde bir kısım vatan haini, din istismarcısı  İmam Yahyalar var da ondan. Bizdeki İmam Yahyaları daha iyi tanımak için, eskideki İmam Yahya’dan bahsediyorum..

Bilindiği gibi bundan bir süre önce ülkemizde bir gezi parkı fitnesi çıkartılarak ne yazık ki, kardeş kardeşe vurdurulmaya çalışıldı. Kamu ve özel binalar, işyerleri, araçlar yakılıp yıkıldı.. Bezm-i Alem Valide Sultan camii bile saldırganların saldırısına uğrayabiliyordu!?... Camiye ayakkabılarla girildi. Cami yaralılar için bir revir gibi kullanıldı. Türkiye’de görev yapan polisler aydan mı geldiler? Onlar bizim çocuklarımız, evlatlarımız değil mi? Neden polisimize bu kadar düşmanca davranılıyor?.. Yakılan, yıkılan arabalar, işyerleri neyin nesi ?.... Yeşili, ağacı korumak bu mudur?.... Yakmak niye?...Yıkmak niye?..

Ülkemizde sergilenen gezi parkı rezaletleri kökü ve tetikçileri dışarıda olan bir kısım şer odakları ile birlikte, maalesef arkasında sürgünde yaşayan hain bir İmam Yahya’nın olduğu (FETÖ) bütün delilleri ile ortadadır. Gezi olayları sebebi ile memleketimizde ve dışarıda olan bir kısım “İmam Yahya”ların ortaya çıkarak nasıl yeni roller üstlendiklerini ibretle ve hayretle gördük… Kendi kardeşi üzerine tankları sürenler, uçaklarla bombalar atanlar, kiminle birlikte idiler? Necip Türk milletinin ferasetinden hiç bir şey kaçmaz. 17 Aralık’ta “İmam Yahya”ların dahli ile oynanmak istenen oyunu da milletimiz çok, çok iyi çözmüş ve okumuştur. Peki dün düşman bloklarda olan basın kuruluşları ve siyasi partilerin, bugün bu dostlukları ne için?... Bu sevgi ne için, bu birlik neyi hedefliyor? Bazı allı, pullu, şöhretli, tarihi antıka (!) değeri olan köşe yazarlarının nasıl bir anda değiştiklerini de hayretle izliyoruz... Nerede ise teröre aleni destek veriyorlar. Pek tabii sayın yazarlarımızın da çok ince hesapları vardır, vatan sevgisi (!) üzerine...

Bazı hallerde siyaha beyaz, beyaza da siyah demek onlara göre bir erdemlik olsa gerek... En iyisi rüzgara göre yelken kullanmak.... Ekip olarak cepleri doldurmak.... Para gelsin de nereden gelirse gelsin.... Onların bütün arzuları zaten para menfaat ve değil mi?... Bazı sahtekar İmam Yahyalar gezi meydanına gidip, güya dualar ettiler..... Gülelim bari... Hele hele okyanus ötesinden kin ve nefrete dayalı beddualar; vatan düşmanı, gerçek bir din istismarcısı “Fetö”dan gelmedi mi?. Okyanus ötesinden gelen bedduaların; çok şükür milletimiz üzerine hiç bir tesiri olmadı... Daha çok birliğimizin pekişmesine sebep oldu. Yüzü peçeli İmam Yahyaları millet çok iyi tanıma fırsatı buldu. İmam Yahyalara bağlı bir çok ünlü insan, kahraman(!), mücahit(!)insan bir yolunu bularak ülkemizden kaçtılar. Akla hayale gelmeyen metotlarla, bazen bavul içinde, bazen arabanın arka koltuğunda gizlenerek kaçıyorlar. Neden mi? Hocaları da hizmet(!) uğruna kaçmıştı da ondan. Peki giderken neden Mekke’ye yahut Medine veya bir islam ülkesine değil de Pensilvanya’ya gittiler? İbretle, hayretle izledik. Nefrete dayalı hiç beddua olur mu? Müslüman, müslümanın kardeşi değil mi? Müslüman müslümana niçin beddua etsin? 

Değerli kardeşlerimiz: Ülkemizde oynanan oyunların farkına varalım.... Biraz daha sabırlı olalım.... Aman ha!... Dikkat edelim.... Bir ülke düşünün İMF’ye borcunu kapatmış. Faiz girdabından kurtulmuş.... Bunu batılılar, haçlı ittifakı asla güzel karşılamaz.... Şurası kesin ki, ülkemizin ayağa kalkmasını istemiyorlar. Bunu bilelim ve çok, ama her zamankinden çok daha dikkatli olalım... Birlik ve beraberliğimizi güçlendirelim. Fitneye, fesada yer vermeyelim... Allah rızası için sevelim ve sevilelim. Herkesin bir hesabı olabilir... Unutmayalım ki, alemlerin sahibi HZ. Allah’ın (c.c.) da bir hesabı vardır. Görelim Mevlam neyler, Neylerse güzel eyler... 

Bilirsiniz meşhur bir karadeniz fıkrası vardır; “Adamın biri ben hastayım dedi. İnandıramadı. Başım ağrıyor dedi inanılmadı. Midem ağırıyor dedi inandıramadı, kimse hastalığını kabul etmedi. En sonunda da adam öldü ve mezar taşına şöyle yazdırmışlar: Hastayım deduminanmadunuzBaşum ağırıyı dedum inanmadunuz. Midem ağırıyı dedum inanmadunuz. Ya şimdi ne oldi?” 

Evet değerli kardeşlerim ya şimdi ne oldu?. 15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye’de yaşananlar ne idi? Türkiye’de neler oldu? Bu menfur kalkışmanın arkasında Pelsinvanya’da ikamet eden; adına din adamı, hoca, din hizmetkarı ya da imam denen İmam Yahya misali zat “Fetö” yok muydu?... Bir zamanlar kürsüden Kur’anı kerimi cemaatın üzerine fırlatıp, atan “alın işte kuranınız” diyen, bağıran, papanın karşısında iki büklüm olarak duran, dinler arası diyalogu icat eden, kelime-i tevhitten “Muhammedün Resulullah” bölümünü kaldıran, İbrahimi dinler icadı ile kafirlere cennetin yolunu açan, anlatıldığı kadarı ile kendini peygamberden üstün bir konumda gören, peygamberimizi (SAS) çöp kamyonuna kadar indiren zatın hali şimdi ne oldu!?

Hala ona bir hizmet ehli mi diyeceğiz? Bir din adamı gözüyle mi bakacağız? Kendi din kardeşini kurşunlatandan veli olur mu? Allah dostu olur mu? Müceddid veya mehdi (!) olur mu? Elbette ki, hayır… O ve ona bağlı olanlar vatan hainidir. Alçaktır ve şerefsizdirler. Bunca hakim, savcı yalandan mı tutuklama kararı veriyor? Bunca emniyet teşkilatı, MİT teşkilatımızın bütün evrakları asılsız ve düzmece midir? 

Artık uyanma vakti gelmiştir. Oynanan oyunu ve oyunları fark etmemiz lazımdır. Maşayı tutan ve tutturan elleri görmemiz lazım.. Buna benzer dini istismar eden, din tüccarlığı, din bezirganlığı yapanlardan dini celili islamı korumak ve kurtarmak lazımdır! Ümmeti Muhammed’in bir yardım olsun diye verdiği bunca kurbanlar, zekatlar, fitreler, sadakalar, teberrular, himmet yardımları ne oldu? Bazen Kıbrıs’ta kumar parası, bazen il imamlarına malikane, bazen yabancı devlet adamlarına rüşvet oldu. Ve adına da hizmet, himmet dediler. Yazıklar olsun size. Hem de binlerce defa yazıklar olsun. Bunca açıklamalardan sonra hala acaba diyen, bu işe hizmet gözlüğü ile bakan saf müslümanları Hz. Allah (CC) uyandırsın. Başka ne diyebiliriz? Bir önemli husus ta şudur: Bundan on on beş sene önce FETÖ’nün bir terör örgütü olduğu söylenseydi kim inanırdı?.. İmam Yahyalar maalesef ülkemizde çoktur. Her şehirde yüzlerce veli, mürşit, şeyh ve hizmet (!) edenler vardır. Bu dine hizmet ediyorum diyenlerin bir çoğu namaz kılmaz, camiye gitmez. Helal haram düşünmez. Sadece sömürür. Zavallı müslümanlara cennet vaat ederler, şefaat vaat ederler onların birikimlerini, zekatını, fitresini, kurbanını, menkul ve gayrimenkulunu çeşitli isimler altında alırlar. Hiç te vicdanları sızlamaz, yerin altını düşünmez ve Cenabı Haktan korkmazlar.. İlgililerden istirhamımız; ülke genelinde dine hizmet ediyorum diye yola çıkanların çok iyi bir şekilde tasnifi yapılarak kim nedir, ne yapıyor, ne yapmak istiyor? İyice ayıklanmalı, bilinmelidir. İhlasla dine, ümmetin birliğine hizmet edenlerle, sahtekarlar mutlaka ve en kısa zamanda ayrılmalıdır… İleride yeni, yeni FETÖ’ler; guruplar ve cemaatlar, şeyhler, mürşitler ve mehdiler karşımıza çıkmasın. Rabbim hepimizin, bütün müslümanların yardımcısı olsun. Gerçek hizmet ehlinin yollarını açık eylesin. Cümleniz Cenabı Hakka emanet olunuz…

  • Mikâil okuroğlu Mikâil okuroğlu 1 ay önce
    Hayır dır İhsan hoca nedir prof mırof heryerde çıkıyor sun yeter diyelim mi? .