Zombi Yetiştirmenin Püf Noktaları!

16 Ekim 2017 Pazartesi

Antik Yunan’da insanlar her yıl Mart ayı geldiğinde Akrapolis’te bulunan Dionysos  Tiyatrosu’nda toplanırlardı.

Trajedi yazarlarının dehşetengiz oyunları sahnelenirdi tiyatroda. Temalar genelde

 yasak aşk, cinayet, felaket, ihanet etrafında şekillenirdi…

 

Ülkemizde televizyon sektörü de benzer bir muhtevayla çalışıyor.

Mesela sabah kuşağı, günün en psikopat kuşağını oluşturuyor.

Günde dokuz saat, trajedi yazarlarına mesleği bıraktıracak türde sadistik cinayetlerin işlendiği programlar yayımlanıyor. Dikkatinizi çekerim, tam dokuz saat…

 

Çocuğu kaçırılanlar, ortağını katledenler, komşunun çocuğunu öldürüp mevlidine gidenler, ilişki yaşadığı eniştesini sevgilisine boğduran yeni gelinlerin hepsi bu programlarda boy gösteriyor…

Bu programlar adeta bir otomobil galerisi gibi…

Suçun her türü, şiddetin her biçimi, barbarlığın her modelini bulmanız mümkün…

Elindeki poşeti taşımayı teklif ettiğiniz yaşlı teyzenin tacize yeltenmişsiniz gibi bakmasının sebebi işte bu programlar…

 

ARDINDAN HABER KUŞAĞI GELİYOR…

Bu kuşak yaşadığınıza şükretmeniz için özel olarak tasarlanıyor.

Alev alan klimalar,

patlayan telefonlar,

devrilen servis araçları,

rampada freni patlayan otobüsler,

üzerine yıldırım düşen sevgililer,

cani yan komşular,

saplantılı nalburlar,

anarşist işportacılar,

pedofili amcalar,

siyanürlü su içen köylülerle ilgili haberler kapılarınızı tekrar tekrar kilitlemenizi, perdelerinizi sıkı sıkı kapatmanızı sağlar.

Hayat kısadır, siz ve sevdiklerinizin hayatı da anlaşılacağı üzere pamuk ipliğine bağlıdır

İzlediğiniz felaketlerin sizin başınıza gelmediğine şükrettikten sonra hırpalanmış ruhunuzla bir üst seviye geçebilirsiniz artık.

BURASI DİZİLERİN KULVARIDIR…

Diziler günlük formatlanma işleminin Nirvana’sını temsil ederler…

Dizi kuşağı izleyicide yaşama şehvetini kışkırtmak için kurgulanmıştır…

Cinayet ve korku kuşağıyla afallayıp “Durdurun dünyayı inecek var!” kıvamına gelen izleyici artık dizinin renkli dünyası ve birbirinden aptal hikayeleriyle derin bir oh çekerek gevşer…

Lüks otomobiller,

hayalleri süsleyen malikaneler,

örgütlü cehalet,

görgüsüz zenginlik,

kamufle edilmiş cinsellik,

anadan doğma teşhircilik,

kabalık, şımarıklık, ahmaklık, entrikacılık, metresçilik, vahşilik “dizi” adıyla servis edilir.

Zekaya değil hormonlara seslenilir…

Yüreğe değil güdülere hitap edilir…

Gaddarca elde etmeler, hoyratça sahip olmalar, “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?”lar, kendini güce satmalar, şımarıkça teslim olmalar erkek ve kadın tabiatı olarak sunulur…

Pekiyi bu dizileri en çok izleyenler arasında kimler var?

Şu aralar cinayet haberlerinin baş aktörleri olan gençler…

Akademisyen Alev Üstündağ tarafından 10-18 yaş grubundaki 3654 öğrenciyle görüşülerek bir tez hazırlanmış..

Teze göre gençlerin yüzde 56’sı günde dört saat, yüzde 36’sı iki saat televizyon izliyormuş…

Televizyon derken, dizi yani…

Buna internet dizileri dahil değil.

Eğer TV bir okul olsaydı eminim pek çok veli müfredatının neden para, şiddet, güç ve seks’ten ibaret olduğunu sorgulardı.

Ancak televizyon hala bir eğlence aracı olarak görüldüğü için zehirli menüsü sorgulanmıyor.

Toplum günde 16 saat kendisine suç ve günahın bin bir türlüsünün sunulmasında tuhaf bir yan görmüyor.

Ama aynı toplum karşılıksız duygularına pompalı tüfekle çözüm arayan aşık genci, sevdiğini otobüs durağında kurşunlayan karasevdalıyı, ölümsüz aşk masallarıyla sarhoş kadının çevirdiği fırıldaklarıysa garipsiyor…

Şu ara çok revaçta olan sevgiliye kurşun yağmurusürprizlerini şaşkınlıkla karşılıyor.

Şaşırmayın, garipsemeyin…

Karşınızda TV ve internet ile büyümüş ve hücrelerine dek yeni nesil medyanın şekillendirdiği bir kuşak var...

Bu gençler gözlerini ekranlara açtıklarından bu yana dürüst, inançlı, asil tek bir rol modele şahit olamadılar maalesef…

Bu gençler en çok onları TV ve internete mahkum eden yakın çevrelerinin, bu dizi ve programları izleyerek destekleyenlerin ürünleriler…

Darda kaldıklarında bildikleri tek sorun çözme yöntemleri, sevgi ifade etme biçimleri bu…

Başka türlüsünü de bilmiyorlar zaten…

Günde şu kadar saat negatif enerji yüklediğiniz insanlardan pozitif bir şey beklemek hiç akıllıca değil…

Bir toplumu delirtmek isteseniz inanın daha iyisini tasarlayamazsınız…

Yunan tragedyaları yılda sadece bir kez izleyiciyle buluşuyordu zira bu kadarı kıssadan hisse çıkarmak isteyen seyirci için kafi idi…

Şimdilerde trajedisiz saat geçmiyor desek yeridir…

Amerikan korku türünün iletişim kurulamayan vahşi figürü Zombi’yi bilirsiniz…

Bu yazıda “Sağlıklı bir genç aşama aşama nasıl zombiye dönüştürülür”ü anlatmak istiyordum lakin lüzum kalmadı.

Vatandaş işin formülünü çoktan bulmuş zaten…

  • MiLLETMiLLET1 ay önce
    Sayin yazar bu yazdiklarin hakikaten çok önemli ama bunun suçlusu sadece izleyicimi veya o programlari yaptiranlarmi bu tvlerden sorumlu bakan var trt mudürü var rütük var bilem var oglu var bunlar bu islere elatsin yoksa herğün cinayet hirsiz tecavuz vs vs devam ediyor kurala uymuyan kanallari ikaz edecan uymuyorsa kapatacan gereğini halkla paylasacan bir gün değil aylarca yayin yapacan şu kanali şu şu gerekceğile kspattim diye