THY - İmaj

Toplumun Kundaklanmasına RTÜK Seyirci Kalmamalı

18 Aralık 2017 Pazartesi

Başbakan Binali Yıldırım geçtiğimiz günlerde RTÜK üyeleriyle yaptığı görüşmede, ana haber bültenlerinin reyting ölçümlerinden çıkarılması talimatı verdi. Başbakan Yıldırım, vatandaşların büyük çoğunluğunun akşam saatlerinde yayımlanan ana haber bültenlerini izlediğini, bültenlerde katliam, kaza, cinayet gibi adli olayların uzun uzun verildiğini belirterek bunun reyting kaygısından kaynaklandığını söyledi. Yıldırım, reyting ölçümlerinden ana haber bültenlerinin çıkarılması halinde televizyon kanalları arasında rekabetin kalkacağına işaret etti.

Başbakan’ın bu iyi niyetli teklifi çok haklı ama eksik

Evet ana haber bültenleri vatandaşın korku duygusunu körükleyecek vahşi haberlerle dolu…

Evet, ana haber bültenlerinde kazadan, tecavüzden, cinayetten, terbiyesizlikten başka bir şey yok.

Evet, insanlar akıl sağlıklarını korumak için haberlerden uzak durmaya çalışıyorlar.

Bu haberciliğe müdahale edilmeli, hatta çok geç kalındı, bu net.

Ancak aynı mantığı haberciler kadar televizyonun en çok tüketilen ürünü olan dizi film yapımcıları da  gütmüyorlar mı?

Televizyon izleyen herkes dizilerin kendilerini “cinsellik ve şiddet”le sattığını biliyor.

Maalesef bu iki tema, Müslüman bir ülkede  yayımlanan dizilerin değişmez merkezini oluşturuyor.

Dizilerin hangi özellikleriyle basında haber olduklarına bakın, konu daha iyi anlaşılacaktır.

Denilebilir ki cinsellik ve şiddet dizi filmlerin geçim kapıları…

O halde ana haber için yapılan çalışmanın bir benzeri diziler için neden yapılmıyor?

Neden dokunulmazlıkları kaldırılarak bu dizilere yasalar çerçevesinde çeki düzen vermek kimsenin aklına gelmiyor.  

Tek meselesi, cinsellik ve şiddeti pompalayıp dizisini izletmek olan, hiçbir insanlık değerinden nasibini almamış bir yapımcılar ve oyuncular zümresine televizyonu terk etmek akla uygun bir tutum değil.

Çünkü televizyon bizde hala en önemli bilgilenme ve eğlenme aygıtı olarak görülüyor.

Bir elin parmaklarını geçmeyecek ve parlatmak için bin bir formül ürettikleri ünlülerle halka her türlü melaneti en çok izlenen kanallarda, en çok izlenen saatlerde satabiliyor bu insanlar.

Ama bu adamların diledikleri gibi at koşturmalarına, canlarının istediğini yapmalarına uygun ortamı oluşturan yasalar değil, RTÜK…

İyi işletildiği takdirde 6112 sayılı kanun ve ilgili maddeleri televizyonu daha nezih hale getirmek için çok şey yapmaya imkan tanıyor aslında.

6112 sayılı Kanun’a göre hiçbir televizyon yapımı,

 (f) Toplumun millî ve manevî değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz…
(g) Suç̧ işlemeyi, suçluyu ve suç̧ örgütlerini övücü, suç̧ tekniklerini öğretici nitelikte olamaz

(ğ)Şiddeti teşvik edemez… 
(h) Alkol, tütün ürünleri ve uyuşturucu gibi bağımlılık yapıcı madde kullanımını özendirici nitelikte olamaz…

 (n) Müstehcen olamaz… 

 (ş) Şiddeti özendirici veya kanıksatıcı olamaz…”

Ayrıca  “Çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlakî gelişimine zarar verebilecek türde içerik taşıyan programlar bunların izleyebileceği zaman dilimlerinde ve koruyucu sembol kullanılsa dahi yayınlanamaz.deniliyor.

Kamuoyunun şahitliğiyle sabit ki bu maddelerden birini veya bir kaçını bir arada bulundurmayan televizyon dizisi yok denecek kadar az.

Dizilerdeki şiddet ana haber bültenlerinde olandan kat be kat fazla, üstelik bonusu da var, cinsellik…

Peki RTÜK bu dizilere gerekli cezaları kesiyor mu?

Bunu, RTÜK’ün geçtiğimiz hafta aldığı birkaç ceza kararını inceleyerek söyleyelim.   

RTÜK’ÜN BAZI DİZİLERLE İLGİLİ ALDIĞI KARARLAR YETERLİ Mİ? 

Bu köşeden dizi isimleri vererek RTÜK’e defalarca çağrıda bulunduk.

Büyük desteğinizle toplu dilekçe gönderimi bile yaptık.

Yankısı ta Ankaralardan geldi…

Nihayet RTÜK geçtiğimiz hafta şikayette bulunduğumuz o dizilerle ilgili ceza kararı aldı.

Söz konusu dizilerden Show TV’de yayımlanan Çukur’a, “çocuklar ve gençler için zararlı olabilecek içerikler’ ve ‘alkol kullanımı, yoğun öpüşme ve sevişme sahnelerine yer verildiği’ gerekçesiyle, ceza kesildi.

Fox TV’de yayımlanan Kalbimdeki Deniz’in ceza alma nedeni ise: “Kadın bizim oralarda bildiğin mal. Babamın ahırdaki atı kadar bile değerim yok benim. Ha konağın iti ha ben” sözleri…

Siyah Beyaz Aşk’a ise, Ferhat isimli karakterin, Dr. Aslı karakterini zorla alıkoyması, yalvarmalarına kulak asmaması ve ölümle tehdit edip evlenmeye zorlamasına yönelik görüntülerle ‘kadına yönelik şiddeti destekleyen söz, görüntü ve olay örgüsüne yer vermesi gerekçe gösterilerek ceza kesilmiş.

Peki, RTÜK’ün kestiği bu cezalar, ceza bekleyenleri tatmin etti mi?

Hayır elbette.

Ceza, zarara denk olduğunda ancak tatmin edici olabilir. 

Peki biz ne istiyoruz?

Sadece, adalet…

Evet biz, bu adamların yol açtıkları yıkıma muadil bir adalet istiyoruz…

Fakat bunun mümkün olmadığını da biliyoruz.

Ama bizler hiç değilse RTÜK’ün Ekim ayında “Hande Ataizi ile” adlı evlendirme programına uyguladığı  cezaya denk bir ceza bekliyoruz.  

RTÜK üst kurulu, Planet Pembe adlı kanalda yayımlanan evlendirme programına ortamdaki birden çok damat adayının aynı kadınla ilgilenmesi veya bir kadının aynı anda birden çok erkeğe ilgi göstermesi, ekranda yakınlaşma yaşanması ve kavgaların da ekrana taşınmasının gençler üzerinde olumsuz rol model oluşturduğunu öne sürerek ceza kesmişti.

Üst Kurul, bu durumun aile birliğini sarstığını, gençleri olumsuz yönde etkilediği düşünmüştü. Bundan dolayı 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinde yer alan "Toplumun milli ve manevi değerlerine, genel ahlaka aykırı olamaz." hükmünü ihlal ettiği gerekçesiyle programa hem para cezası hem de “idari tedbir olarak, ihlale konu programın yayınının beş keze kadar durdurulmasına..." karar verilebilir hükmünden hareket ederek beş kez yayın durdurma cezası verilmişti.

Program yayın durdurma cezasıyla baş edemeyeceği için bir süre sonra kendiliğinden yayın kalkmıştı. Bunun diğer programlara örnek olduğuna şüphe yok.  Yayın durdurma cezasının şu rezil, seviyesiz dizilere neden kesilmediğini merak ediyorum.

Bu yasaya göre evlilik programına beş yayın durdurma cezası kesilebiliyorsa pekala dizilere de kesilebilir.  RTÜK dışında bunun önünde bir mani yok!

Tabii şu piyasa şartlarında bir diziye yayın durdurma gibi bir ceza verilmesi halinde o dizinin yayından kaldırılması gerekeceğini RTÜK üyeleri de gayet iyi biliyor olmalılar.

İyi ama RTÜK’ün görevi vatandaşın yasalarla belirlenen haklarını korumak değil mi?

Dostlar alışverişte görsün minvalinde cezalarla bir caydırıcılık oluşturulmasının mümkün olmadığı görülemiyor mu?

Diziler kanal, yapımcı, yönetmen ve oyuncular için müthiş bir rant kapısı…

Bu kapının tartışmasız anahtarları ise başta cinsellik ve tamamlayıcısı olan şiddet…

Şurası çok net ki dizilerin cinsellik ve şiddet pazarlayarak kazandıkları servetin yanında RTÜK’ün cezaları devede kulak kalıyor.

Dolayısıyla yayın durdurma cezası derhal uygulanmalı.

Bu ceza diziler için ölüm anlamına geleceği için yapımcı ve senaristler Kanun’un çizdiği çerçeveye uymak durumunda kalacaklar.

Kimse ticari iştahına uygun, hayal gücü elverdiği ölçüde pervasız sahneler yazıp çekemeyecek.

Ekranlar bu kadar kirletilemeyecek…

Bir başka merak ettiğim konuysa bu yapımcı şarlatanlar ahlaksızlıklarıyla toplumu büyüleyip baştan çıkarıyorken RTÜK üyeleri rahat uyuyabiliyor mu?

Hak edilen cezaların kesilmemesinden anlaşılıyor ki uyuyorlar…

Hatta bizim de uyumamızı istiyor, rahat uykular diliyorlar.  

Ama bu bizim için mümkün değil…

Bu nedenle okuyucularımızla birlikte bu meselelerin takipçisi olacağız.

Çünkü biz, daha yaşanabilir bir toplum için bu dizileri izlememenin yetmeyeceğini aynı zamanda izlettirmemek gerektiğini de düşünüyoruz.

Başbakanımızdan da ana haber bültenleri kadar hatta ondan daha da acil, dizi konusunu gündemine almasını bekliyor gereken adımların ivedilikle atılmasını istiyoruz.  

Not: Değerli okuyucular bundan böyle Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri burada olacağız. Görüşmek üzere…

YORUM YAZ