Şiddet Eylemlerinin Azmettiricisi Bulundu!

05 Ekim 2017 Perşembe

Beyaz bir Amerikan vatandaşı konser alanındaki insanların üzerine aynı filmlerdeki gibi ateş açarak 58 kişinin ölümüne yüzlercesinin de yaralanmasına neden oldu.

Olayda herhangi bir örgütsel bağlantı bulunamadı.

5 yaşındaki Suriyeli Muhammed Hacı Derviş 19 yaşındaki Alican K. Tarafından yirmi beş yerinden bıçaklanarak öldürüldü.

Katil ifadesinde, 5 yaşındaki çocuğun kendisine küfrettiğini söyledi.

Yol kenarında yatan mia adından köpeğin karnına yanından geçen bir vatandaş tarafından  tekme atıldı. 

Serbest bırakılan maganda tekme için “bir nedeni yoktu” dedi.

Güzellik yarışmasında birinci seçilen bir şahıs 15 Temmuz Şehitlerini mide bulandırıcı bir yöntemle andığını belirtti.

Tacı geri alınan şahıs, gergin zamanımdaydım dedi…

Genelde şiddete dayalı eylemleri siyasal bir tavır veya örgütsel bir tutuma mal etmeye eğilimliyizdir.

Böylesi kolaydır…

Eğer çarşıda bir bomba patladıysa ya da biri elindeki AK 47 ile bir marketi kurşun yağmuruna tuttuysa bu bir yerlerde çöreklenmiş kötü kalpli insanların bir işiymiş gibi görünür bize. Hele eylemi bir örgüt üstlendiyse, tamamdır.

Kınarız, küfrederiz ve olasılıkla kanalı değiştiririz.

Zap genellikle bir konuyu kapatma yöntemi olarak kullanılır.

Ya da başka bir sayfayı tıklayarak meseleleri halının altına süpürürüz.

Korktuğumuz şeyleri geride bırakmaya ve bizi dışarıdaki dünyadan izole eden rutinimizi bozmamaya çalışırız.

Şiddeti doğuran asıl şeyin yozlaşmış kültürümüz olduğu gerçeğiyle yüzleşmek istemeyiz.

Çünkü o nasıl yaşayacağımızı, nasıl hissedeceğimizi, nasıl bir insan olacağımızı bize dayatan kültürdür ve bizim zayıf irademizle ortadan kaldırılması olanaksız gibi görünür…

 

Hiçbir sorun bastırma veya yok saymayla kaybolmaz.

Problemler oradadır.

Problem, bizzat şeytan tasarımı olan popüler kültürün ta kendisidir.

Sadece en iyi dans eden, en iyi şarkı söyleyen; en güzel, en yakışıklı ve en utanmaza itibar eden popüler kültür ahlaki ufkumuzdan kopmamız sayesinde meydana gelebildi.  

Popüler kültür insanoğlunu içinde erdem, sevgi, şefkat, iman, dostluk, sadakat olmayan sezgisel bir diktatoryanın içine hapsetti. Sefiller’i, Faust’u, Diriliş’i, Mesnevi’yi okumuş kitlelerden yalnızca slogan atan ve nefret kusan bir insanlık var etti.

Yalnızca akşam televizyonda izlediklerinden bahseden, sadece ünlülerin adına magazin denilen hayatlarından söz eden, cahil, nezaketsiz ve merhametsiz bir toplum inşa etti.

Popüler kültür kitle iletişim araçlarıyla toplumun hayattan beklentilerini gerçek dışı bir biçimde artırarak insani değerlerin tümüne acımasızca saldırdı.

Tuhaf olan, yarışma programlarıyla herkesin diğerini çelme takılması gereken bir rakip, bir “düşman” olarak gördüğü toplum artık kimse tarafından yadırganmıyor.

“Katil” kahramanlar, “fahişe” rol modeller, “sahtekar” idoller gayet normal karşılanıyor.

 Bu kişiler sosyal medyada takip ediliyor, şarkıları ezberleniyor, dizileri izleniyor…

 

POPÜLER KÜLTÜR KANSERİNE YAKINDAN BAKMAK

Ortalama standartlara sahip bir insanın izlediği dizilerdeki saldırganca zenginlikle, kusursuzmuş gibi sunulan bedenlerle nasıl aşağılandığını düşünün…

O popüler kişilerin el üstünde tutulmalarının yegane nedeni olan güzellik veya yakışıklığa böyle tapınılırken, o ölçülerinden yoksun geniş kalabalıkların nasıl bir umutsuzluk çukuruna savrulduklarını…

Bu umutsuzluğun acısını hafifletmek için mağazalar ve eğlence mekanları arasında mekik dokuyarak acınası bir varlık savaşı verenleri fark etmişsinizdir. 

Kendini prenses veya prens gibi gören, özel, “eşsiz bir kar tanesi” olduğuna dair şaşmaz bir inanç geliştiren insanlar, sizin de dikkatinizi çekmiştir.

En küçük şeye bile tahammülü olmayan, farkında olmadan dokunduğunuzda dünyayı başınıza yıkacak kadar öfkelenen bu aşırı şişirilmiş egolar, kendileri dışında ki her şeyi değersiz, aptal ve tehlikeli görmek konusunda medya aygıtları tarafından zehirlenmiş kurbanlardır aslında.

Diğer insanların saygınlığı, duyguları ve acılarına karşı buz gibi kayıtsızdırlar.

Aynı popüler kişiler için olduğu gibi dünyada onlardan daha önemli, daha değerli daha dikkate değer hiçbir şey yoktur.

Bu kişiler Popüler kültür kahramanları gibi saygınlığa! sahip olmadıkları ve gerçek değerlerinin farkına varılmadığı için en yakınları da dahil topluma karşı büyük bir hınç duyarlar.   

Bu değer yargılarını, müsrifçe bir görkemin içinde anlamsız, duygusuz, gerçekten uzak bir hayat yaşamaktan kurtulamayan popüler dizi kahramanlarından öğrenirler.

Elbette bu kötücül duyguları frenleyecek Allah korkusundan da yoksundurlar.

Bu yüzden varlıklarını takdir etmeyen topluma gözlerini kırpmadan ateş açabilir,

küfür bahanesiyle birini bıçaklayacak kadar kibirli olabilir,

Bir canlıya zarar verecek kadar sadistleşebilir ve halkın kutsalına mide bulandırıcı bir hakarette bulanacak kadar kayıtsız, ruhsuz olabilirler…

Ne de olsa onlar dışındaki herkes ve her şey sadece bir “hiç”tir…

Hisleri de meseleleri çözüm yöntemleri de taptıkları popüler kültür kahramanlarından farksızdır aslında.

Onlar yalnızca medyadan “gördüklerini” uygulayan robotlaşmış kişilerdir.

POPÜLER KÜLTÜRLE ADIM ADIM YENİ DÜNYA DÜZENİNİN “KUL”LARI YETİŞTİRİLİYOR.

Görüldüğü gibi bu kullar, ait oldukları toplum içinde yaşamaktansa ölmeyi, öldürmeyi, zarar vermeyi kolaylıkla göze alacak ölçüde anlamsızlık kanseriyle sarmalanmış kişilerdir…

Bu kişilerin yaşadıkları ruhsal çöküntü modern toplumdaki şeytani değerlerin bir kandırmacadan ibaret olduğunun göstergesidir. 

Toplumun bu değerlerle devam edemeyeceği gün gibi ortadadır…

Siz zap yaparak gündemi değiştirmeye çalışsanız da, dizinizi açarak konuyu geçiştirseniz de bu kötülüğün mekanizmaları yanı başınızda çalışmaya devam ediyor.

Onlar, dizilerin izlendiği her yerdeler…

Onlar, pop müziğin dinlendiği her yerdeler…

Onlar, magazinin takip edildiği, sosyal medyanın kullanıldığı her yerdeler…

Bunlar daha iyi günlerimiz…

Bu nedenle…

Ne kadar çok popüler kültür, o kadar az insanlık…

Ne kadar çok popüler kültür, o kadar az dindarlık…

  • ismaisma1 ay önce
    Tv, sosyal medya, internet vs.. Çağımızın iletişim araçları. Herkesin fikrine göre varlık gösterip insanları etkileyebildiği mecralar. Madem bunu şer için kullanan var ve insanların ahlakında,hayata bakışında ciddi tesir oluşturuyor, biz de düşmanımızın silahıyla silahlanmalı, bu mecraları hayrı ve güzel ahlakı yaymak için kullanmalıyız. Bununla derdi olan iş adamları, zenginimiz ve tabi münevverlerimiz elbirliğiyle bu sahalarda aktif olmalı, insanlara alternatif sunabilmeli.Yapmak istedikten sonra çaresiz değiliz. Bilinçli ve birlik ruhuyla aktif olmalıyız. Yazı da katılmadığım tek nokta : -Eğer yanlış anlamadıysam-Mesnevi nin de insanlara olumsuz tesir edip, ifsad eden eserler arasında sayılması. Zira mesnevi , hakkıyla tefekkür ederek okunduğunda değil anarşist ya da sloganik yapmak, ehli hak ve Allah korkusu olan, kendini bilen bir insan eder. Çünkü onun süzüldüğü menba, varlığın ve yokluğun sırrına ermiş Hz. Mevlânâ...