Şeytanın Gönüllü Askerleri ve “Yobazlara” Ölüm!

25 Eylül 2017 Pazartesi

Kaç gündür sosyal medyada sağlam bir tartışma dönüyor.

Tartışmanın taraflarından birisi İhsan Şenocak Hoca…

Diğeri ise Birce Akalay adında bir dizi oyuncusu…

Tartışmanın fitilini ateşleyen habere göre Şenocak Hoca, sohbetlerinden birinde kız babalarına sesleniyor…

Ne diyor peki Şenocak Hoca?

“Kızın üniversiteyi kazanınca; ODTÜ'ye, Boğaziçi'ne gidince, doktor olacak, mühendis olacak, 5 milyar aylık alacak, arabaya binecek, eşine mecbur olmayacak diye sevindin…”

Buraya kadar tamam.

Başka ne diyor Hoca…

“Peki onlara sevindin; kızın kot pantolonuyla erkeklerin bakışı arasında yürüyor, delikanlılar arkasına takılmışlar, arkasından gidiyorlar. Yavrunu cehenneme attın cehenneme."

Hoca bunları söylerken klasik ehli sünnet çizgisine muhalif bir şey söylüyor mu?

Hayır…

Konuyla alakalı ayetler, hadisler yok mu?

Elbette var…

Hatta Hocanın da belirttiği gibi Tahrim Suresi 6. Ayette Allah, “ Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyun” diyor.

Yani hocanın sözlerinin klasik İslam kaynaklarında konuya ilişkin söylenenlerden hiçbir farkı yok.

Peki Hocanın bu nasihati herkesi ilgilendiriyor mu?

Yine hayır…

Bu nasihat hemen anlaşılacağı gibi dinin emir ve yasaklarından kendini mesul kabul eden kişilere yönelik. 

Şenocak Hocanın bu haklı ikazına sözünü ettiğimiz oyuncu twitterdan nasıl bir karşılık veriyor dersiniz.

İşte bu çok manidar.

Zira oyuncu kendisinden beklenmeyecek bir cüretkarlıkla yamyamca bir fanteziyi dillendiriyor.

“Kadınca bir türkü geldi aklıma. Bu yobazları ne yapmalı? Kaynar kazana atmalı. ‘Yandım kadın’ dedikçe altına odun atmalı.” 

Yani hanımefendi kendi dünya görüşüyle çelişen bu ifadelere en uygun muamelenin ancak “kazanda kaynatılmak” olduğunu düşünüyor.

Peki tartışmanın özüne bakıldığında hanımefendinin asıl karşı olduğu şey ne?

Niçin bir takım bayanların başkalarının dikkatlerini çekmeden giyinmeleri hanımefendiyi birilerini kazanda kaynatmayı isteyecek kadar rahatsız ediyor.

Çünkü Hoca’nın çerçevesini çizdiği mesele, hanımefendinin geçimini temin ettiği eğlence sektörünün anti tezi bir dünya görüşünü ortaya koyuyor.

Hoca’nın ikazları uyarınca insanlar sorumlu oldukları ailelerini “ateş”ten korumak için ellerinden geleni yaparlarsa popüler kültür allak bullak olur, telaş bundan.

İnsanlar çocuklarını teşhirden uzak tuttukları gibi medyadaki teşhirci kişi ve yayınlardan da uzak tutarlarsa maazallah eğlence sektörü yerle bir olur da ondan.

İnsanlar “Bu dizi benim ne dünyam ne de ahiretim için bir fayda oluşturuyor aksine beni içerdiği şeytanilikle büyük günah bataklıklarına batırıyor” diye ailelerini ekran başından alırlarsa ne dizi sektörü kalır ortada ne de o yarışma programları…

Milyonluk bütçeli diziler, yapımlar biçilmiş başaklar gibi bir bir devrilerek televizyonun çöplüğünü boylar…

Teşhir etmenin cehennemi yanını idrak etmiş insanlar, teşhirciler galerisi olan magazin programlarını daha izleyebilir mi?

Ne olur o zaman o izlenmeyen programlar?

Ya insanlar Hocanın nasihatlerinde vurguladığı gibi ailelerini ateşten korumak için internete de filtre koyarlarsa…

Dizilerdeki cinsellik ve şiddet içeren videolar ertesi gün internette tekrar tekrar izlenmezse…

Magazin haberleri okunmazsa…

Pornografik fotogaleriler tıklanmazsa…

Ünlüleri doğum lekelerine kadar didikleyen sitelere bakılmazsa…

Ne olur?

Hanımefendi, Hoca’nın söylediklerinin ne kadar hayati olduğunu, bunun bütün sistemi kökünden sarsacak prensipler içerdiğini gayet net anlamış.

Öfkesinin tonu bu yüzden yüksek.

Tartışmaya bakıldığında Hanımefendinin asıl karşı olduğu dinin bu konudaki açık ve net talepleri olduğunu söyleyebiliriz…

Yani ayet ve hadislerle babalara bir vazife veriliyor ama bu kendisinde rahatsızlık uyandırıyor.

Bu “yakıcı” muhalefeti ne adına yapıyor?

Toplumumuzun batılılaşma serüvenine kılavuzluk yapan “Çağdaşlık, laiklik, özgürlük” değerleri adına…

İnsanlarca üretilmiş bu değer yargılarına zıt şeyler söylemeyi, daha açık ifadeyle din temelli bir dünya görüşünü yobazlık kabul ediyor Hanımefendi.

O, bu tepkisiyle beden teşhirini “cesaret” sözleriyle olumlayan ve tesettüre ilişkin mantaliteyi “kazanda yakılacak” bir unsur kabul eden Batılılaşma sevdalılarının, ülkemizin kültür patronlarının tezlerinden hareket ediyor.

Geçmişte Türkiye’de bir kadının saçının telini görmeyi istemek harp nedeni kabul edilirken, kadınlar bunun olmasındansa hayatlarını feda etmeyi yeğlerken, hanımefendinin sözcülüğünü yaptığı popüler kültür sayesinde bu tür şeyler kendiliğinden, gönüllüce oluveriyor.

Hatta insanlar kendilerini en kışkırtıcı halleriyle sergilemek için sokaklarla yetinmeyerek sosyal medyayı ve fırsat bulurlarsa TV’yi bile kullanıyorlar, kullanmak için “yarışıyorlar…”   

İhsan Hoca işte bu gönüllülük halinin kişiyi nasıl büyük bir felakete yuvarlayacağını hatırlatmaya çalışıyor. 

Popüler kültürün oluşturduğu bu şeytani algıda tüm oklar Hanımefendiyi haklı gösterirken Hoca gerçeği ifade ettiği için çağdışı bir anlayışın sözcülüğünü yapmakla itham ediliyor.

Hep belirttiğimiz gibi popüler kültür ilahi buyruklara taban tabana zıt ve onu“kazanda kaynatmaya”meyyal zalim, sömürücü ve şeytani bir ideolojinin adı.

İnsan dikkatli olmadığı takdirde böyle bir tartışmada propagandanın etkisiyle kendini şeytana hizmet edenlerin safında, onlara tezahürat yaparken bulabilir.

Popüler kültürün algı oyununa gelmemek için teyakkuzda olun.

Kendinizi ve ailenizi şeytanın sistemine destek olmaktan koruyun…

  • SerenSeren2 ay önce
    Allah milletimizi korusun