Sandıktan çıkan…

02 Nisan 2019 Salı

Türkiye belki de en gerilimli seçimlerden birini yaşadı pazar günü.

Seçim sonuçlarından önce konuşmamız gereken iki olay var, ki ikisi de son derece önemli. Birisi unutulmaya yüz tutmuş diğeri ise her gün öfkeyle bilenen yanımızla alakalı…

Bunlardan ilki Ak Partili Yusuf Özoğul’un yaşadığı hadise idi.

Yusuf parti broşürlerini dağıtmak için gittiği bir evde terbiye yoksunu muhalif bir partizan tarafından aşağılandı.

Yusuf’un tepkisi ise herekse örnek olacak nitelikteydi.

Tüm aşağılamalara, terbiye çizgisini, sükunetini hiç bozmadan cevap verdi Yusuf…

Tıpkı Yunus’un “Sövene dilsiz gerek” ifadesindeki gibi…

Yusuf’u aşağılayan bir muhalifti. Ancak Yusuf’un tepeden tırnağa edep dolu tavrı sadece siyasete değil belki daha çok medyaya, yani bizlere ve elbette bugünlerde iyiden iyiye kutuplaşan halka örnek olmalı diye düşünüyorum.

****

Diğer önemli olay seçim günü Malatya’nın  Pütürge ilçesinde yaşandı. Oy kullanacak yaşlı vatandaşa kabinde yardım etmek isteyen biri ve yanında bulunan fanatikler, buna engel olan Saadet Partisinin sandık görevlileri Hasan Aktaş ve İlyas Aktaş’a ateş açtılar. İki de sandık başında hayatını kaybetti. Köşelerinden “biz beka için evlat katletmiş bir geleneğin devamıyız” diyen yazarların içine su serpilmiştir muhtemelen!!!

Elbette sadece bu nedene bağlanamaz ama bu cinayette ülkenin vatanseverler-hainler,  yerli ve milliler- bölücüler, dindarlar- din düşmanları, cennet bileti alanlar ve almamakta ısrar edenler şeklinde bölünmesinin payı az mıdır? Hangimiz günlük hayatımızda, siyasetin öfkeli üslubunun etkisi olmadığını söyleyebiliriz. Bizi ailemizle, köylülerimizle, komşularımızla düşman haline getiren bir siyaset anlayışının çözümden çok problem getirdiğini anlamak için illa da böyle acı vakalar mı yaşanması gerekiyor?

****

Gelelim seçim sonuçlarına…

Öncelikle seçim sonuçlarının ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum.

Vatandaş büyük bir demokratik olgunlukla sandığa gitti ve siyasetin önüne gücün herkese belli bir miktar dağıtıldığı kartlar koydu…

Her ne kadar geçersiz oylarla ilgili çok sıcak tartışmalar olsa da kesin olmayan sonuçlara göre Ak Parti Ankara’yı, İzmir’i ve 94 yılından beri yönettiği İstanbul’u kaybettiği görünüyor.

Her işte bir hayır vardır...

İnsanların genel anlamda AK Parti’nin hizmetlerinden memnun olmadığını düşünmüyorum.   Zaten oylarda belirgin bir düşüş olmaması, neredeyse 24 Haziran’daki oy oranlarının korunması da  bunun bir kanıtı. 17 yıllık bir iktidarın yıpratıcı tüm faktörleri hesaba katıldığında bu sonuç, büyük bir başarı olarak okunabilir. Seçimin tayin edici hadisesi ise büyük şehirlerin kaybedilmesi idi…

Özellikle İstanbul baz alındığında sayın Binali Yıldırım’ın kötü bir kampanya yürüttüğüne inanmıyorum. Binali Yıldırım bakanlık döneminden başlamak üzere ülke kalkınmasına, altyapısına büyük hizmetleri olmuş, değerli bir siyaset adamımız. Aşırı söylemlere kaçmayan, kuşatıcılığı elden bırakmayan, temkinli, temiz bir propaganda yürüttü. Hatta “Ankara’ya değil benim söylediklerime bakın” bile dedi genel siyasetin sahadaki olumsuz etkisini fark ettiğinde. Partinin sahip olduğundan ayrı olarak, kendisinin ciddi bir oyu olduğunu sanıyorum, ki zaten sandığa yansıyan da budur bana göre.

Fakat ne yazık ki seçim sonuçlarını belirleyen bu dil değil Ankara’nın yürüttüğü “Beka, terör, bölücülük, zillet ve ihanet” eksenli propagandaydı. Seçimlerden önce aşırılıkçı söylemlere karşı uyarılarda bulunmuş biri olarak, bu noktada birkaç şey söylemek gerekir diye düşünüyorum.

****

Seçim sonuçları hadiseleri okuyabilenler için hiç de sürpriz olmadı.

Hatta aksine, her şey bir bando takımı gibi, göstere göstere, gürültüyle geldi…

Yereldeki icraatıyla iktidara gelmiş Ak Partinin, yerel yönetimlerde yaptığı sayısız hizmete değil de “Beka” adı verilen gündeme odaklanması stratejik bir hataydı bana göre. Yerel hizmetlerle ilgili söylenebilecek ve kimsenin inkar edemeyeceği çok şey vardı. 

iktidar, medya gücünü de yanına alarak, zaman zaman şahısları da hedef alan söylemlerde bulundu. Bazı muhalif adayların üzerine dört bir koldan gidilerek baskı uygulanması, vatandaşta o kişilerle ilgili mağdur imajı oluşturdu. Ve seçmen her zamanki refleksiyle mağduru sahiplendi. Mansur Yavaş hadisesi tastamam budur…

Siyasetin öfkeli dili medyaya da sosyal medyaya da hakim oldu. İnsanların aklıyla, vicdanıyla alay eden haberler yapıldı, manşetler atıldı. Ekrem İmamoğlu’nun Ülke TV’den Turgay Güler’in konuğu olduğu program, bazı medya mensuplarının nasıl bir fanatizme savrulduğunun kanıtıydı mesela. 90’lı yıllarda Ümit Zileli’nin kışkırtıcı, düşmanlaştırıcı, aşağılayıcı, kibirli tavırlarıyla yaptığı programlardan bir benzerine imza atıldı bu programla. Hiç yabana atmayalım, tek başına o program bile İstanbul seçimlerine % 1 oranında olumsuz bir etki etmiş olabilir.

Havanın kesafeti öyle arttı ki siyasete itidal tavsiye eden, nasihat eden yazılarımızdan dolayı biz bile kınandık, hakarete uğradık. Sosyal medyada iktidara yakın yotuberlar, amigolar, troller; iktidar adına, kendileri gibi düşünmeyenleri recm eden bir nefret propagandası yürüttüler. Bu aşırılıkçı propaganda “küskünler” oluşmasını sağladı. Sosyal medyada, gazete köşelerinde konuşlanan bu fanatik kişiler, yazarlar iktidar tarafından sadece izlendiler ne yazık ki.

Bu yüzden iftira, hakaret, aşağılama, ayrıştırmaya dayalı siyaset dili seçmenden veto yedi.

Seçimin kaybedeni bu çirkin üsluba dayalı siyaset ve medya anlayışıdır bana göre. Elbette tek faktör bu değildir ama bunun çok belirleyici olduğunu düşünüyorum. Diğer faktörleri zaten önlem alınması için, 24 Haziran seçimlerinin ardından https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/ali-osman-aydin/ak-parti-neden-oy-kaybetti-24828.html yazısıyla bir bir anlatmaya çalışmıştık…

****

On beş yılda on beş seçim geçirdik. Her seçim bir öncekinden daha sert ve daha kırıcı oldu. Toplumsal olarak çok yara aldık. Halk gerilimden, kavga üslubundan bıktı.  Bundandır ki icraatlarını beğendiği halde bazı belediyeleri iktidarın elinden alarak, yereldeki gücü  dağıtarak ona bir mesaj verme yoluna gitti.

Buna karşın CHP gibi yerel yönetim başarısı kuşkulu bir partiye, sert kimlik siyasetinden kaçındığı için belki de Türkiye’nin en büyük şehirlerinden bir kısmını vermeyi tercih etti. Halbuki horlamayan, kutuplaştırmayan, kuşatan, “hepimiz biriz” diyen müşfik  dil 94’te İstanbul’u,  2002’de iktidarı kazandıran, gayet iyi bildiğimiz bir dildi…

Büyük şehirlerde sonuç önümüzdeki günlerde değişir mi bilemem. Ancak sonuç değişse bile üslup konusundaki teşhis gerçekliğini, ehemmiyetini Pütürge olayındaki gibi can yakıcılığını koruyacaktır… Siyaset Türkiye’de yeni bir dile, biçime evrilmek zorundadır. Bunu doğru okuyan siyaseten varlığını sürdürebilecektir.

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Şirin AytaçŞirin Aytaç2 ay önce
    Hocam, takdire şayan fikirlerinizde devam ediyor oluşunuzun bizleri ne denli ümitvar kıldığını yorumlardan görüyorsunuzdur zaten. Yine doğru, direkt, dürüst bir yazı olmuş ellerinize sağlık.
  • MuhammedMuhammed2 ay önce
    İstanbulda oy kullandım. Gönlüm Binali Yıldırım dedi, ama Ankara’nın nefret dili yüzünden oyumu İmamoğlu’na verdim
  • DayiDayi2 ay önce
    Tarihe bir bakın davasından vazgeçen bir mogollar var birde Türkler. Türk milleti asimile edilmiş artık ne uzar ne kısalır.
  • halil yazıcıhalil yazıcı2 ay önce
    seçim boyunca yaşadığımız hislere tercüman olmuşsunuz tşk ederiz.
  • ahmettahmett2 ay önce
    ülke tv deki turgay güler denen şahsın Ekrem İmamoğlu'na saldırışı, gazetecilikle alakası olmayan davranışları bilakis İmamoğlu'nu daha da özel kıldı. turgay gibi silahşörlere bırakırsanız bu işi olacağı budur.
  • erhanerhan2 ay önce
    en başta hiçbu kadar sevindirik olma, çünkü AKP oy kaybetmedi ve cumhur ittifakının oyu hala %51,6 ve yönetim de ellerinde. Ve senin gönül verdiğin CHP, hdp nin desteği ile bazı şehirleri kazandı.Vegüya objektiflik,hümanistlik taslamışsın ama müthiştaraflısın
  • SakineSakine2 ay önce
    Çok güzel bir yazı sağduyulu
  • CabirCabir2 ay önce
    Abi kalemine sağlık tam size yakışır bir yazı helal olsun , Fakat ama sizi hala anlamayan dünyaya at gözlüğüyle bakan biri var . Kendisi Ayşe hanım bu kadın ne düşünüyor şizofren galiba bizim dünyada değil cahilim biri . Bu tip insanlar aslında okuma yoksunu galiba çünkü anlamada kıtlık çekiyor. Merak ediyorum bu insan o çiftlikte bulunan pembe kurdeleyi takan atı canlandırıyor yanlış anlamasın ben de oradaki Benjamin ı canladiriyorum . Ayşe merak ediyorsan hayvanlar ciftliginii oku.
  • CENK ERDOĞDUCENK ERDOĞDU2 ay önce
    Bravo..Harika bir yazı...İşte olay budur...Millet,daha doğrusu milletin bir bölümü artık kavgadan gürültüden, gerginlikten bıktı...Ağzından tükürükler saçarak ona buna ayar çeken politikalar ve politikacılar istemiyor artık...İstanbul'un kaybedilişi Akpartiye gösterilen bir sarı karttır...Bu üslup devam ederse millet ilk seçimde kırmızı kartı da gösterir..Kimse kendini vazgeçilmez sanmasın...Bu kadar net...
  • İbrahimİbrahim2 ay önce
    Deli oğlan isimli kardeş; İkazınız için Teşekkürler...Sözümden kasıt elbette %50 nin hepsi değil olamaz.İslamiyete ve Müslümanlara Kin güdenler için ...Ezanı ıslıklayan Sela için Bariz dalga ve küfür edenler için HÜKÜM neyse o diyeyim artık...ASIL MESELE SADECE İSTANBULDA 400.000
  • ELBRUZELBRUZ2 ay önce
    Ali Bey, bu yazinizı o çok bilmiş Saray Danışmanların tekrar tekrar okumalarinda fayda olacağı kanaatindeyim.Kimbilir belki biri çıkar "Kral çıplak" der ve bu rüyadan uyandırır Saray Ahalisini.Saray daki Onca makam mevki sahibi ne iş yapar bilemiyorum ama bildiğim tek şey biran önce kendilerine çeki düzen vermeleri gerektiğidir.Aksi taktirde bu Millet birdaha ki seçimdeöyle bir Şamar atarkineye uğradıklarını bile anlayamazlar.
  • ELBRUZELBRUZ2 ay önce
    AYŞE HANİM üslubunuza bakılırsa yayinlanmamiş olması gayet normal.Siz ALI leri karistirmis opabilirsiniz!.Siz gidin AK PARTİ fanatikliği yapan diğer Ali Beyin sayfasına yorum yapın.
  • Yapıcı Olmak LazımYapıcı Olmak Lazım2 ay önce
    Elinize sağlık. Çok güzel bir yazı. Ama AKP aklını başına almak yerine zorbalığa soyunuyor hala. İnsanlar aptal değiller. Yanlış yaptıklarını kabul etmek zorundalar. Utanmasalar hatayı seçmende arayacaklar. Yandaşlık dönemi kapandı artık.
  • Ayşe Ayşe 2 ay önce
    Sevinçten zil takıp oynuyor sun unutma vatan hainlerini sevindiren sonuç seni de sevindiriyorsa otur bu düşün benim yorum niye yayinlamiyor hakaret yok küfür yok
  • DELİ OĞLANDELİ OĞLAN2 ay önce
    İbrahim Bey: Yezide bile lanet caiz değilken DİNSİZLER DONSUZLAR diye %50'yi itham etmek Allah muhafaza sana zarar verebilir. İstiğfar et.
  • AnneAnne2 ay önce
    Bir kez daha şahit olduk İbn Haldun'un "organizmacı devlet"kuramına. Der ki;devlet de canlı varlıklar gibi doğar, gelişir, büyür, yaşlanır ve nihayet varlığını kaybeder
  • Cem İYİ Cem İYİ 2 ay önce
    Beka , zillet ,illet, iftiralar, ötekileştirmeler,harbiden sıktı. Millet patates , soğana muhtaç olmuşsa,zaten beka pamuk ipliğine bağlı demektir. Milleti öyle bir duruma getirdiler ki bir kıvılcımla kıyametler kopacak. Birbirimizden nefret eder olduk. İyi ki Ak-parti li komşum yok diyorum artık. İnşallah seçim çalışmaları için bir akepeli kapımı çalmaz diye dua ettim. Bu ruh halimizin tek sebebi Sayın Erdoğan ve Bahçeli'dir. Umarım üsluplarını değiştirirler. Yoksa yakın bir gelecekte birbirimizi yemeye başlarız.
  • Mehmet AltınkurtMehmet Altınkurt2 ay önce
    Ali Osman bey, yazdıklarınız doğru ama asıl belirleyici faktörü atlamışsınız bana göre. Büyük şehirlerde HDP nin CHP adaylarını sağlam şekilde desteklemeleri yanında MHP tabanının bu konuda Cumhur adaylarına tam destek olmadığını unutmayalım. Asıl belirleyici etki bu bence.
  • CananCanan2 ay önce
    Süper yazı
  • halis başarhalis başar2 ay önce
    elinize sağlık.ülkemizin bu gibi yazılara ihtiyacı var. teşekkürler. imza solda bir okur.
  • AbdullahAbdullah2 ay önce
    Ben saadetli biri olarak, bana terörist diyene oy nasıl vereyim? Beni öldürsünler yine de AKPye oy vermem bu saatten sonra.
  • İbrahimİbrahim2 ay önce
    HDP-CHP-İYİ PARTİ ZİLLETİ SEBEP OLDU. 400.OOO HDP OYU NEREDE PNA BAKIN SİZ.DİNSİZLER DONSUZLAR BİR OLDU AMA SAĞCILAR BİR OLAMADI.ZARARA KENDİ RIZASIYLA GİRENE MERHAMET EDİLMEZ,LÂYIK DEĞİLDİR...SAYGILAR ALİBEY

Günün Özeti