Çocuklar Eğlence Dünyasının Yeni Oyuncakları mı?

01 Ocak 2018 Pazartesi

TV8'de yayımlanan 'Yetenek Sizsiniz' programında yaşları 7 ile 11 arasında değişen çocukların şortlu, yarı çıplak dans gösterisi RTÜK'te büyük tartışmalara neden oldu. AK Partili üyeler geçen hafta yapılan RTÜK Üst Kurulu toplantısında kız çocuklarının ekrana şortla çıkması nedeniyle kanala ceza verilmesini istedi. Yapılan açıklamada: “Çocukluğun saflık ve masumiyetine tezat görüntüler içinde sahnede ‘arzı endam’ eden kızlar, yaşlarına uygun olmayan kıyafet ve makyajlarla dans gösterilerini tamamlamışlar, söz konusu yarışmada yayın yoluyla istismar edilmişlerdir.” dendi.

Bu açıklama kamuoyu tarafından da çokça tartışıldı. Bazı gruplar ceza isteminin bağnazlıktan başka bir şey olmadığını dillendirdiler. Kimileriyse bu sıradan eğlenceye tepki gösterilmesinin ülkenin geleceği adına kaygı verici olduğunu söyledi.

Ülkemizde kültür endüstrisini on yıllardır iflah olmaz derecede Laik, Batıcı ve Kemalist bir kesim elinde tutuyor. Bu kesimin bugüne dek ürettiği dizi, müzik ve programlar toplumda kötü örneklerin kanıksanmasına ve de çoğalmasına hizmet etti.

Bu diziler ve programlar sayesinde çıkar adına şiddet kullanılmasını kanıksadık.

Sevgisini zorbalık ve tecavüzle ispatlayan adamların el üstünde tutulmasını kanıksadık.

Kendini cinsel bir metaya dönüştüren kadın karakterlerin zaferinin anlatılmasını kanıksadık.

Kızını bir yatırım aracı gibi gören anne tipinin popülerleşmesini kanıksadık.

İntikam için cinayet işleyenlerin kahraman ilan edilmesini kanıksadık.

Para karşılığı kendini satan annelerin hikayelerini kanıksadık.

17 yaşındaki kızların haz nesnesine dönüştürülmesini kanıksadık.

Dansözlüğe, teşhirciliğe sanat muamelesi çekilmesini kanıksadık.

Striptiz kulübü işletmeciliğiyle televizyon yapımcılığı arasındaki benzeşmeyi kanıksadık.

Sevginin yerini cinsel aşka devrettiği sükseli dizileri kanıksadık.

Dizi diye hedonist iki ergenin haz maceralarını izlemeyi kanıksadık.

Yarışmalar dolayısıyla, ünlü olmak için yapamayacağı şey olmayan pragmatist insan tipini makul görmeyi kanıksadık.

Müzik adı altında erotizm pazarlanmasını kanıksadık.

Yarışma adıyla çıplaklığın bir formata dönüştürülmesini kanıksadık.

Bu yayınların kahir ekseriyeti de Laik, Batıcı ve Kemalist kesimin elinden çıkma…

ŞİMDİ İSE SAHNEYE ÇOCUKLARI SÜRÜYORLAR

Yetişkin ve gençler kesmemiş olacak ki şimdi de aynı çevreler 7-11 yaşlarındaki çocukları yetişkin eğlencelerinin parçası haline getirmeye çalışıyorlar. Yetenek Sizsiniz’deki çocukların oluşturduğu “Queens Of The Dance” gurubunun var oluş amacı tam da bu! Göstermek ve normalleştirmek…

Programın jüri üyelerinden biri: “Çocukları dans konusunda büyüklerden daha başarılı buluyorum. Ben çok teşekkür ediyorum size böyle bir şeyle uğraştığınız için.” diyerek gösteriyi gerçekleştirenleri onore ediyor ve ekran başındaki çocukları da dansa teşvik ediyor…

Aynı çocuklar ekrana dini bir maksatla çıksalar kopabilecek yaygarayı düşünün…

Kemalizm ve popülerkültürün uzun yıllara dayanan ittifakıyla toplumumuzda seküler bir ahlak ihdas edildi. Bu ahlakı baz alanlar, çocuk ve gençlerin teşhirinde değil, duygusal istismarında değil ancak fiziksel istismarında problem görülmesini istiyorlar. Bunu yeterli sayıyorlar. Halbuki Reklam Özdenetim Kurulu kararları gösteriyor ki çocukların tıpkı bu örnekte de olduğu gibi yaşlarının üzerinde bir duygusal şiddete maruz kalmaları çocuk istismarıdır ve suçtur…

Bu yaş çocuklarının, yaşlarının çok üzerinde bir görsellikle yine yaşlarından beklenmeyecek bir dans türüyle rekabetçi bir programda yarıştırılmalarıysa ayrı bir skandal…

Fakat programın yapımcıları bu durumun gayet kabul edilebilir olduğunu belirterek asıl bu tablodan rahatsızlık duyanların sorunlu olduğunu söylüyorlar. Seküler ahlakları çocukların yetişkin eğlencelerine meze edilmelerinde bir sakınca görmüyor.  

Çocukların ekranda bu şekilde görünme yoğunluklarıyla çocuk tacizlerinin artışı arasında duyarlı hiç kimsenin göz ardı edemeyeceği paralellikler olduğunu dikkatten kaçırıyorlar. 300 bin vakayla, 10 yılda % 300 artmış bir tablo söz konusu…

Bu noktada RTÜK’ün o çok çirkin yaftalama ve baskıları umursamaksızın doğru tutumunda ısrarı sürdürmesi icap ediyor. TV8’de yayımlanan bu yarışmada çocukların bir eğlence unsuru haline getirilmesine mani olunması gerekiyor ki bu giderek büyüyen bir formata dönüşmesin. Çocuklar ilkesiz yapımcılar tarafından yüksek reyting hedefinin sermayesi haline getirilmesin.

Belki bu konuda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının da devreye girmesi durumun ciddiyetini ortaya koymak adına faydalı olur. Bakanlık çıkarcı aileleri bu tip girişimlerden alıkoyacak ve hırslı yapımcılara geri adım attıracak bir yasal düzenlemeyle resmen işin önünü alabilir. Zira çocuk konusu toplumun tüm fertlerinin azami hassasiyet göstermesi gereken başlıca konulardan biri…

 

BU YILBAŞINDA DAHA DERİNDEN İDRAK ETTİĞİMİZ GERÇEKLER                      

1)    1850’lerde yalnızca gayrimüslimlerin mütevazı bir şekilde kutladığı yılbaşının, geçen zamanda Müslüman toplumun vazgeçilmez bir etkinliği haline gelmiş olmasına üzüntüyle şahit olduk.   

2)    Mısır, Mynmar, Suriye, Yemen, Etiyopya, Kudüs gibi konuların bazı Müslümanlar için sadece sosyal medya gündemi olduğunu anladık.

3)    Çam ağacı, piyango, Noel Baba gibi yılbaşı figürlerinin iyiden iyiye toplumun büyük kısmına sirayet ettiğini gözlemledik.

4)    Bir başka toplumun kültürel değerlerini bu kadar rahatça benimsemenin bir karaktersizlik göstergesi, adı konmamış bir travma olduğunun bir kez daha farkına vardık. 

5)    Dizi izleyen, pop müzik dinleyen, magazin seyreden, modayı takip eden, hasılı, popüler kültürle iç içe Müslümanların doğal olarak yılbaşını da kutlayacaklarını öngörüyorduk ve maalesef haklı çıktık. 

6)    Yılbaşı gecesi İstanbul’un ara sokaklarında pek çok Hristiyan ülkedekiyle yarışacak çapta havai fişek gösterileri tertip edildiğini gördük ve şaşırmadık.

 

YILBAŞI VE 2017’NİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Bütün bu göstergelerden sonra Türkiye Müslümanları için “şuurun” hemen her şeyden daha öncelikli olduğunu söyleyebiliriz. Bütün meselelerin önünde ve ardında şuursuzluğun yattığını yılbaşı eleştirilerine bazı dindarlardan da gelen tepkilerden anlamak mümkün.

Yılbaşı tartışmaları Türkiye’nin ahlaki bağımsızlığının bir takım dar muhitler hariç tamamen kaybedildiğini ortaya koyuyor. Kapitalizm kökenli popüler kültür, toplum üzerindeki tahakkümünün mutlaklığını, yılbaşı tartışmalarında ezici çoğunluğu ele geçirmesi ve yaşam tarzı savaşlarında bazı dindarları da safına katmasıyla ispat etti.

Müslümanların yaşadığı coğrafyalar 2017’de en kanlı dönemlerini geçirirken Türkiye’de tarihinin en çok sinema bileti kesildi. Üstelik bu biletlerin büyük kısmı absürt ve seviyesiz komedi filmleri içindi...

Düşük zekalı pervasız diziler ve müstehcen klipler 2017’de altın devrini yaşadı. Maganda duyguların anlatıldığı gayri ahlaki ve zevksiz şarkılar listelerin zirvesinden inmedi.

Bütün bu çıktılar, Türkiye’nin ahlaki bağımsızlığının, popüler kültürün tüm kurum ve sembollerine karşı katı bir muhalefetten geçtiğini bir kez daha ortaya koydu.

Dolayısıyla popüler kültür istilasına karşı uyanık ve aydınlanmış vatandaşları önümüzdeki günlerde sabırları zorlayacak bir milli ödev bekliyor: Temsil ve tebliğ…

  • SerebSereb15 gün önce
    Allah bizi azabından korusun fasıklara uydurmasın