THY - İmaj

“Atatürk’ü Anlatmak Benim İçin İbadettir”

03 Ocak 2018 Çarşamba

Uğur Dündar 30 Aralık tarihli yazısında Nazmi Kal’ın tanıklığıyla ilginç bir İmam Hatip tasvirine girişmiş. Nazmi Kal’ı benim gibi yeni tanıyanlar için kendisinin eski tüfek bir TRT belgeselcisi ve Dündar’ın “önemli kitaplar” dediği türden Kemalist kitaplar kaleme almış bir yazar olduğunu söyleyelim. Kal, kendisine Aydos İmam Hatip Okulunda “Atatürk’ü anlatması” teklif edilince şu cevabı veriyor:  “Atatürk’ü anlatmak benim için ibadettir…”

Asıl mizah bundan sonra başlıyor. Zira yıllanmış bir Kemalist’in İmam Hatip tasviri şaşırılmayacak, garipsenmeyecek gibi değil. Ben bu tasviri en çok, ilkellerin topraklarına giden o eski “misyoner”lerin gözlemlerine benzettim.  

Mesela müdür odasında asılı olan Atatürk fotoğrafıyla “Gençliğe Hitabe” şaşırtmış Kal’ı… Herhalde İmam Hatip deyince aklına Aczmendi dergahı geliyordu… 

Dinleyici koltuklarında “açık ve kapalının yan yana oturmasına” dikkat çekmiş muhterem… Milli Eğitim’e bağlı bir okuldan nasıl bir tablo bekliyorduysa…

Nazmi Kal söyleşide “Atatürk’ün din ile ilgili görüşlerini” anlatmış. Halbuki alanı ekonomi…

1929 yılına ait ilkokul 3. sınıf Din Dersi kitabını gösterip içinden bazı bölümler okudum.” diyor Kal ve 45 dk. sürmesi gereken söyleşiyi “devam, devam” haykırışlarıyla ancak 1,5 saatte bitirebiliyor.

Uyanıklık yapan Kal, öğrencilere okumak için doğru zamanın Din Dersi kitabını seçiyor. Zira biraz daha geç bir döneme ait Din Dersi kitabı seçmek istese bunu yapamayacaktı. Çünkü öyle bir kitap bulamayacaktı. 1927’den sonra aşama aşama ama 1935’te müfredattan tamamen din dersleri çıkarılmıştı çünkü.

M. Kemal’in din ile ilgili görüşlerinin anlatıldığı söyleşide “İkra bismi Rabbike safsatası.”, “Gökten indiği sanılan kitapların dogmaları.”, “Muhammed uzun bir devirdeki tefekkürlerin mahsulü olan ayetleri lüzum ve ihtiyaçlara göre takrir ediyordu.” ifadelerini, medreselerin kapatılmasını ve ezanın Türkçeleştirilmesini de ele aldı mı bilemiyoruz…

Ama değinmemiş olmalı ki İmam Hatip öğrencileri, Kal’ı kuvvetlice alkışlamışlar. Üstüne, Kal’ı okula davet eden müzik öğretmeni sahneye fırlayarak “Mustafa Kemal özgürlük demek…” marşını çocuklara coşkuyla okutmuş… Bu  arada müzik öğretmeni de sınav sorularında Atatürk’ün yerine Erdoğan’ın olmasından yakınarak “Yazıklar olsun” diye feryat eden bir Kemalist…

Nazmi Kal söyleşinin sonunda ortaokul öğrencilerinin “Atatürk dinimizi yok eden değil yaşatan kişidir” çıkarımlarına da mazhar olmuş ve çok duygulanmış.  Bu tablo, Türkiye’nin en güvenilir gazetecisi(!) Uğur Dündar’ı da etkilemiş.

Daha önce “Yaklaşık 50 öğrenci cuma namazı kılıyor. Hepsinin üzerinde de okul üniforması var” diye haber anonsları geçen, “İmam hatiplere gitmeyi teşvik eden bir iktidar zihniyeti Türkiye'yi yönetiyor.” diyen  Dündar’ın içini, Aydos İmam Hatip Okulu öğrencileri umut ışığıyla doldurmuşlar. Yani Dündar gibiler için öğrencilerin Atatürk’e yakınlaşması övgüye değer ama namaz kılarak Allah’a yaklaşmaları yergiyi hak eden bir şey…

90’lı yıllarda İmam Hatip düşmanlığında ön saflarda yer alan Dündar ve yine Kemalizm savunusu yapan Nazmi Kal gibi isimlerin kendi ülkelerinin sosyolojisine, düşmanlık besledikleri çevrelere karşı ilgi ve bilgilerinin düzeyi, çapı işte bu!

O okulların içinde Hugo, Dostoyevski, Said Havva, Paul Aster, Muhammed Hamidullah, Gazzali, Şekspir okuyan; enstrüman çalan, sinemadan anlayan, musiki icra eden, şiir okuyan, skeç yazan, karikatür çizen, oyunculuk yapan pırıl pırıl, kültürlü gençler olduğuna bakmadan, sırf kendi ideolojik bağnazlıklarından dolayı o okullara operasyon çektiler. Bu kısır bilgileriyle yıllarca İmam Hatip öğrencilerini DEAŞ teröristlerini lanse eder gibi hedef gösterdiler. O dönemleri hatırlayın, hak vereceksiniz…

Şimdi de İmam Hatip’ler konusunda fikirleri değiştiği için bu övgüleri düzmüyorlar.

Amaçları Kemalist öğretmenler eliyle popüler değerlere meyil oluşturup bu okulları asimile etmek…Bakın ufak ufak başarıyorlar da.

Aydos İmam Hatip Okulu yönetimi ise söyleşiyi “Atatürk ve Din” başlığından hiç bahsetmeden sadece: “birçok isimle röportaj yapmış olan yazar Nazmi KAL okulumuzda konferans verdi.” ifadeleriyle sitesinde duyurmuş.

Niye acaba? 

KIZ ÇOCUKLARININ TAYTLA DANS ETMESİ NORMAL DE ÖRTÜNMESİ ANORMAL Mİ?             

Şanlıurfa’nın Bozova ilçesindeki bir ortaokulda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Gamze İ. kız çocuklarının başlarının örtülmesi ile ilgili 'kapanma partisi' adında ilginç bir etkinlik düzenlenmiş. Bu tip mumlu, pastalı etkinlikleri sempatik bulmadığımı söyleyeyim ama çocukların benim gibi düşünmedikleri de gerçek.

Partide kalp şeklinde hazırlanmış 'Hamdolsun kapandım', 'İnşallah size de nasip olur','Rabbimin emri diye yaptım', 'Kapandım mutluyum', 'Şükür ki kapandım’, 'Tesettürle mutluyuz', 'Haydi sen de kapan' yazılı dövizleri taşıyarak poz vermiş öğrenciler. Bu mutlu günün fotoğraflarını, sosyal medyada da paylaşmışlar. Zaten ne olduysa bundan sonra olmuş.

İl ve ilçe milli eğitim müdürlükleri derhal öğretmenle ilgili soruşturma başlatmış. Ardından da okul yönetimiyle ilgili soruşturma gelmiş…

Merak ediyorum milli eğitim müdürlükleri Hoca Hanımı hangi gerekçeyle soruşturacaklar. Tamam, pedagojik açıdan örtünenlere dönük bu tip bir etkinliğin belki mahzuru olabilir. Ama okullarda yılbaşı süslemeleri, yılbaşı hediyeleşmesi, dans etkinliği, yıl sonu gösterilerine dönük propaganda rahatlıkla yapılabiliyor. Hatta o günlerle ilgili özel, gece kıyafetleri, Noel baba kostümleri, dans elbiseleri almaları için veliler mecbur tutulabiliyor. Milli eğitim bu tip bir popüler kültür propagandasını sorun olarak görmüyor. Ama din dersinde benzer bir şey olduğunda, kıyamet kopuyor.

Bir din dersi öğretmeninin, üstelik imam hatip okulunda, diğer pek çok dini emirle birlikte örtünmeyi de anlatmasından, bunu desteklemesinden daha normal, daha doğal bir şey olabilir mi?

Ortada bir dayatma mı var?

Hayır!

Şikayetçi olan mı var?

Hayır!

Örtünen öğrencilerin velileri : “Bu olayın basına yansıması ve böyle büyütülmesi bizleri çok üzdü. Bugüne kadar öğretmenimizden zerre kadar bir baskı görmedik. Öğretmenimizden çok memnunuz biz kesinlikle öğretmenimizin arkasındayız." diyorlar açıkça.

Sınıfta düzenlenen etkinliğe katılan öğrencilerden Hilal Ö. ise "Öğretmenimiz bize zorla başörtüsü veya eşarp takmadı. Biz kendi isteğimizle kapandık. Allah için kapandık" diye açıklamış düşüncelerini.

E öğrenci memnun, veli memnun ve ortada İmam Hatip’in eğitim mantığına ters hiçbir şey yok.  Şu halde milli eğitim bunun neresini soruşturacak ve bunu neden yapacak?

Hatırlarsanız en son yazıda “Yetenek Sizsiniz” deki çocukların dans gösterilerinden bahsetmiştik. Bu ülkede 7-11 yaş aralığındaki çocukları taytla dans ettirmek serbest de “kapanma partisi” yapılması mı yasak?

Öğrenciler ve veliler bu durumdan memnunsa, memnun olmayan kim, sorabilir miyim?

Milli eğitim cevap verebilir mi?

YORUM YAZ