THY - Ramazan

Zaman’a kayyım, Boydak’lara gözaltı!..

05 Mart 2016 Cumartesi

“Ne istediniz de vermedik?” çıkışı, aslında 17 Aralık ihanetinin vahametini de içinde barındırıyordu..

Daha önce de, çeşitli vesilelerle hatırlatmıştım.

17 Aralık öncesi Gülen grubuna karşı ne kadar iyiniyetli isek..

Ne kadar yumuşak yaklaşımlı isek.

Kendilerini ne kadar “kardeş” bilmiş isek..

17 Aralık sonrasında da..

O ihanetin ağırlığı ile..

O kadar mesafeli olduk. O kadar ağır eleştiriler yönelttik.

Bizi çizginin bir ucundan. 

Diğer ucuna savuran neydi?

17 Aralık ihaneti..

Şunu da belirtelim..

17 Aralık öncesindeki yaşanılanlar için..

Kimimiz “Din kardeşi” dedi.. Aldandı..

Kimimiz, “İyi insanlar” dedi, aldandı..

Kimimiz “Ne istediler de vermedik” dedi, aldandı..

Ama 17 Aralık ihaneti ile..

Artık gözler açıldı..

Aldanma için mazeretler bitti.

17 Aralık sonrasında da.. 

Gülen’e sempati ile bakmaya devam edenlerden.

“Hesap sorma” hakkı doğdu..

17 Aralık ihanetinin mimarı Gülen grubu ile ilgili olarak, dün iki gelişme yaşandı.

Birincisi; Kayseri’de Boydak grubunun üst yöneticileri gözaltına alındı.

İkincisi; Zaman gazetesine kayyım atandı.

Bu iki somut olayda da.. 

“17 Aralık öncesi destek” ve “17 Aralık sonrası destek” ayrımının önemi karşımıza çıkıyor.

Zaman gazetesi.. 17 Aralık öncesindeki dersane tartışmalarında da.. 17 Aralık sonrasında da.. 

En haince.. En vicdansızca yayınları ile.. Tavrını ortaya koydu.. 

Üsküdar’da, otopark olarak kullanılan, belediyeye ait bir arsa üzerine yapılacak camiye, “Yeşil katledilecek” sahtekarlığı ile  sergiledikleri düşmanlıktan tutun..

“Çamlıca Camii” için yaptıkları “kirli” nitelemesine kadar..

İmam hatiplere yönelik karalama haberlerine kadar..

İmza atmadıkları hainlik kalmadı..

Ateistlere köşeler yazdırdılar.. 

HDP’ye oy vereceğini açıklayan Marksistlere sayfalarını açtılar..

Bu ülkede başörtü yasağının yıllarca sürmesinin bir numaralı sorumlusu CHP’lilere belediye seçimlerinde, milletvekili seçimlerinde oy istediler..

Hiçbir ilkeye bağlı kalmadılar..

Hainliğin kralını yaptılar.

Bu hainlikleri..

Kendi paraları ile yapsalar..

“Sana ne? Nasıl haber yapacaklarını; neye, kime destek çıkacaklarını sana mı soracaklar?” diyebilirsiniz.

Ama..

Dindar insanların bağışları ile.. Zekat paraları ile.. Sadakalarla.. Kurbanlarla.. Himmetlerle..

Bu hainlikleri yapmışlarsa..

CHP-HDP-ateist yalakalığına soyunmuşlarsa..

İşte bu noktada..

Bizim de onlara, “Hainlik ediyorsunuz” deme hakkımız doğar..

Dolayısı ile..

Zaman’a kayyım atanmasına, yorumum şu:

“Kazdıkları kuyuya, düştüler!”

17 Aralık’ta, meşru hükümeti devirmeye kalkıştılar..

Akılları sıra, “Ava çıktılar!..”

İftiralar attılar..

Sahtekarlık yaptılar..

Yüzlerce arsaya kondukları halde..

Başkalarını “peşkeş” ile suçladılar..

Nihayetinde, gördünüz işte.. 

Avlandılar..

Bu tablo karşısında..

Ne, “Haksızlığa uğradılar” derim..

Ne de ellerinden tutarım..

Sadece acırım..

“Kendilerine de.. Müslümanlara da, yazık ettiler” demekle yetinirim..

Ama..

Dün yaşanan ikinci olay için..

Kayseri’deki Boydak’lara yönelik gözaltılar için..

Özellikle, Boydak’ların yakın tarihlerde yaptıkları açıklamalarla.. 

Gülen grubu ile hiçbir ilişkileri olmadığını, kalmadığını deklare etmiş olmalarına rağmen..

Gözaltına alınmalarına..

İddialar doğru ise..

“17 Aralık öncesi ve sonrası” kalın çizgisine dikkat edilmemiş ise..

Gözaltıların sebebi, “17 Aralık öncesinde, Boydak’ların Gülen grubu ile iyi ilişkileri” ise..

Bu yanlıştır..

Vahimdir..

“17 Aralık ihaneti”nin, sulandırılmasıdır.. 

Bir başka yanlışla, “17 Aralık”ın önemsizleştirilmesidir..

Bu vesile ile..

Belirtmeliyim..

17 Aralık öncesindeki “iyi ilişkiler” sorgulanacak olursa..

Sadece Boydak’lar.. 

Sadece şunlar, bunlar değil..

Biz de, topun ağzında oluruz. 

Sadece biz değil..

“Ne istediniz de vermedik” diyen, Tayyip Erdoğan da topun ağzında olur...

“Biz niye topun ağzında oluruz”u, kısaca  izah edeyim..

Daha önce de itiraf etmişimdir..

Tekrar hatırlatmış olayım..

Dersane tartışmaları başlayana kadar.. Gülen’i öven yazım hemen hemen hiç yoktur ama..

Gülen aleyhine yazdığım yazı sayısı da, üçü beşi geçmez. 

Onların içinde en sertlerinden biri Mavi Marmara’dır.. 

Diğeri “Başörtü furuattır” konusu.. 

Diğeri “Gülen’in darbecilere şirinlik yaparak, Erbakan Hoca’ya yönelik mesafeli duruşu”dur...

Dindar camiadaki, Gülen’e yönelik bu ortak itiraz konuları dışında..  

Dersane konusu çıkana kadar.. Fetullah Gülen’i “alnı secdeli bir insan” olarak görüp, onu eleştirmediğimi itiraf edip..

Açıkça söyleyeyim..

Durumdan vazife çıkaran birileri..

Belki yarın öbür gün.. Beni de derdest etmeye kalkabilir..

Benim bu iyiniyetli, İslam kardeşliği eksenindeki tavrımı, bazı fırsatçılar cezai soruşturma konusuna çevirebilirler..

Bunun sonu yoktur..

“Selam verdin”, gel içeri..

“Selam aldın”, gel içeri..

Bu yanlış bir tavırdır..

YORUM YAZ