AĞAÇ AŞ

Tuvaletim geldi hakim bey!

21 Aralık 2017 Perşembe

Türkiye’de megastar olarak tanıtılan bir şarkıcı var..

Adı Tarkan..

Bir ödül hakkında kendisine soru yöneltiliyor..

“Ne düşünüyorsunuz?”

Şöyle allanan, böyle pullanan megastar ne cevap veriyor?

“Çişim geldi!”

Dünya devletleri arasında da, allanıp pullanan, “şöyle büyük devlet, böyle güzel bir ülke” diye gözümüzün içine sokulan ABD’de yaşanılanlar da..

Tarkan’ın “Çişim geldi” rezaleti kıvamında..

(Bakmayın siz, benim başlıkta “Tuvaletim geldi hakim bey” dediğime.. İfadenin aslı ‘Çişim geldi hakim bey’ de.. Başlıkta biraz nahoş kaçacak diye, değiştiriverdim...)

Birilerinin gözümüzde büyütmemizi istediği ABD’nin, aslında ne kadar seviyesiz, ne kadar ciddiyetsiz, ne kadar hukuksuz bir rezaletler ülkesi olduğunu, yaşayarak öğrenmiş oluyoruz.

Kudüs kararı ile birlikte, 14 ülkenin “yanlış” dediğine..

Sadece ABD’nin “Doğru” diyerek itiraz ettiği ve ABD’nin dediğinin geçerli sayıldığını, gördük..

“Ahan işte, büyük devlet. Tek başına, dediğini yaptırıyor” diyebilirsiniz..

Ama..

Bir günlüğüne bunu söylersiniz. Üç günlüğüne söylersiniz.

Nihai noktada, 14 devletin “yanlış” dediğine, bir devletin “doğru” diyerek, kendi sözünü dayatması, en kara vicdanı bile, bir gün gelir isyan ettirir... 

¥

ABD’deki, “çişim geldi” örneklerine, Rıza Sarraf davasında bol bol malzemeler sunuluyor.

Biz de böylece..

ABD’yi daha yakından tanımaya devam ediyoruz.

Rıza Sarraf davasının duruşmalarının başlamasının ilk günleri idi..

Hakim Berman, bir jüri üyesi için, “Epeyi de iyi uyudu” demişti..

Ve o jüri üyesini, evine yollamıştı..

ABD’ye tapan, ABD’yi gözünde büyüten kompleksli bazı isimler, “İyi ki, bir tekil olay bulmuşsun.. Çok mu hoşuna gitti” diye takılıyorlardı..

Sonrasında..

Dün de iki jüri üyesi daha, heyetten ayrılmış..

Zaten topu topu 12 olan jüri üyelerinin, dörtte birinin ayrılmasına yol açan son değişikliklerin sebebi ne imiş?

Aynen Tarkan’ın “çişim geldi” türünden gerekçeler..

Jürilerden birisinin, çok önceden planlanan bir seyahati varmış.. O seyahate katılması için devam eden duruşmalara katılması mümkün olmadığı için, ayrılmak zorunda imiş..

Diğerinin de..

Yüksek ateşi varmış.. Duruşmalara katılamayacakmış..

Sağlık bu..

Tabii ki, herkes hastalanır. Herkesin başına sıkıntı gelebilir..

Ama..

Rıza Sarraf davasını, “Şöyle önemli dava.. Böyle önemli dava” diyerek, şişirdikçe şişireceksiniz..

Sonra gelip..

Yargılanan tek isim olan M. Hakan Atilla hakkında, hukukçu olan hakimden önce.. “Suçlu olup olmadığına karar verme yetkisi”ni elinde tutan jürinin dörtte birini, şunun şurasında 1 aylık bir yargılama sırasında değiştireceksiniz..

Hastalık mazeretini bir kenara bırakalım..

Biri uyukladığı için..

Diğeri de, sanki adamı oraya silah zoruyla getirmişler gibi, “Bana ne ya, bana ne.. Ben önceden aralık sonunda seyahat etmeyi planlamıştım. Sizin davanızdan bana ne?” deyip..

Jürilikten ayrıldığını açıklıyor..

Rezalete tüy dikiyorlar..

¥

Rıza Sarraf davasının son duruşmasında yaşanan bir olayı daha aktarayım..

CHP’lisinden tutun, FETÖ’cüsüne kadar..

“Adamlarda her şey disiplinli arkadaş. Her şeyleri planlı.. Kurallar muntazam.. Bizim gibi değiller ya!” diyen herkese kapak olsun..

Rıza Sarraf, sanık iken, bildiğiniz üzere tanık oluverdi..

Kumpas olduğu her açıdan ayan beyan ortada olan; savcısı ile, hakimi ile FETÖ bağlantılı mahkeme de..

Rıza Sarraf’ı mahkum etmekten vazgeçti..

M. Hakan Atilla’yı..

Onun üzerinden de Türkiye’yi mahkum etmek için kolları sıvadı..

Rıza Sarraf ve M. Hakan Atilla taraflarının karşılıklı atışmalarında, mahkemeye çok önemli bir delil sunuldu..

Hani FETÖ’cüler, hemen herkesi dinleyip, 17 Aralık soruşturmalarında o tapeleri çarpıtıp, montajlayıp önümüze koydular ya..

O tapelerden bir benzeri, ABD’deki mahkemenin önüne konuldu..

Tapenin tarafları amca-yeğen..

Birisi Rıza Sarraf.. Diğeri de onun amcası..

Tapenin içeriğinde, Rıza Sarraf’ın ABD cezaevinde iken, amcası ile yaptığı bir konuşma var..

Rıza şöyle diyor, o konuşmada: “ABD’de hukukun üstünlüğü yok.. Yapmadığım bir şeyi de itiraf etmek zorunda kalabilirim..”

Hukuk okumanıza..

Hukuk ile ilgili bir bilginiz olmasına gerek yok..

Onlarca tape dinletilen bir mahkemede..

Kimin dinleme kararı talep ettiği, kimin dinleme kararı aldığı, kimin dinlediği belli olmayan onlarca ses kasedini jürinin bilgisine sunan bir mahkemenin, davada en güçlü delil olarak sunulan tanığın bu sözlerini de, jürinin bilgisine sunması gerekmez mi?

Gerekir..

Ama maalesef.

Hakim Berman..

“Bu ses kaydını jürinin bilmesine gerek yok” demiş.. Ve bu delilin jüriye aktarılmasına onay vermemiş..

Böylece bize de..

Davanın sonunda nasıl bir karar verileceğinin müjdesini göndermiş..

O delili jüriye verme..

Bu delili kabul etme..

Jüriden birisi “uyukluyor” diye değiştir.

Diğerini “Planlı seyahati var” deyip dışarı çıkart..

Öbürünü “Yüksek ateş. Vahim durum.. Hemen git dinlen” diyerek at..

Sonra da..

ABD’den adalet bekle..

Kimse kusura bakmasın..

Gözümüzde sadece ABD’nin yargılaması değil..

Tüm sistemi çökmektedir..

Bu somut olayları bizler izledikçe.. 

ABD’deki soytarılığı daha yakınen bilmiş, tanımış oluyoruz..

“Çişim geldi, ben gidiyorum hakim bey” modundaki seviyesizlikler, bu ayak oyunları ile davanın seyrini değiştirme operasyonları, aslında ABD’nin baştan aşağıya her şeyine (...) edildiğini göstermektedir..

 

YORUM YAZ