THY- Banjul

Tıp fakültelerinde, bu tilkilikler mi öğretiliyor?

27 Ocak 2018 Cumartesi

Benim ilkem şudur:  

Dost düşman, farketmez..

İnsanlar dürüst olsunlar, kendi çizgilerinde yürüsünler.. 

Zikzak yapmasınlar..

Saygı ile yaklaşırım..

Ama..

Yanardönerlik yapılırsa..

Rüzgara göre konum belirlenirse..

Bir öyle, bir böyle dansözlük yapılırsa..

O an için benden yana da tavır alsalar..

O insanlarla işim olmaz..

Sözü Türk Tabipler Birliği’ne getireceğim..

Afrin operasyonu için..

Direkt, hiç tartışmadan. 

Haklı kim, haksız kim bakmadan.. 

“Beni orası ilgilendirmiyor” havaları atarak..

“Ben bir doktorum.. Ben sebepler, olaylar vesaire ile ilgilenemem. Ben sağlık alanında faaliyet gösteriyorum. Savaşa da sağlık açısından bakıyorum. Her savaş öldürür.. Bu açıdanben ‘Savaşa hayır’ diyorum” diye görüntü verenler..

Gerçekten bu çizgiyi her olayda korusalar..

Her konuda “Biz doktoruz. Sağlığı önceleriz.. Babamız gelse, sağlıktan taviz vermeyiz” deseler.. Ve bunu gerçekten yapsalar..

İdeolojileri ne olursa olsun. 

Benimle ne kadar zıt fikirlere sahip olurlarsa olsunlar..

Saygı duyarım..

Onların düşüncelerini ifade etmeleri için, kendilerine destek veririm..

Peki, TTB yönetimi, Afrin operasyonu için yaptıkları son açıklamada sergiledikleri “Savaşa hayır” söylemini, farklı somut olaylarda, aynı çizgide tekrarlıyorlar mı?

Aktüel bir konudan örnekleme yapacağım..

Dün itibari ile, sözde açlık grevlerine son veren Nuriye Gülmen ile Semih Özakça olayına, Türk Tabipler Birliği’nin yaklaşımından örnek vererek, samimiyet sorgulaması yapacağım..

Hatırlatayım, bu ikili solak öğretmen ve asistan.. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra, KHK ile işten atıldılar..

Atılma haklıdır, haksızdır ayrı konu.

Zaten onun hukuki süreci sürüyor..

İçişleri Bakanlığı onlarca belge çıkartıyor, “Adamların öğretmenlik falan yaptıkları yok. Sabah akşam nerede gösteri varsa, orada bitip, terör örgütlerine destek veriyorlar” diyor.

Açlık grevine soyunan ikili ise, “Biz demokratik hakkımızı kullanıyoruz” diyor..

O tartışmayı bir kenara bırakalım..

Bir doktorun, doktorların yönetimde olduğu bir meslek kuruluşunun, “açlık grevi”ne nasıl bakması gerektiğini soralım..

Yukardaki ilkeleri uygularsak..

“Biz doktoruz. Olayın arka planı ile.. Sebebi ile.. Şunla bunla ilgilenemeyiz. Biz olaya sağlık açısından bakarız” temel ilkesini uygularsak..

Açlık grevine doktorların bakışı net olmalı..

Nasıl ki, “Ama”sız, “Mama”sız “Savaşa hayır” diyorlar..

“Savaş öldürür” diyorlar..

“Ha o taraftan, ha bu taraftan. Sonuçta savaşta mutlaka insanlar ölür” diyorlar..

Ve “Bizim ülkemizmiş.. Bizim vatanımızmış.. Bizim askerimizmiş.. Bizi bunlar ilgilendirmez. Biz Hipokrat yemini ettik. Bizi yeminimiz ilgilendirir” diyorlar..

O zaman..

Açlık grevine de..

“Bizi sebep ilgilendirmez. Bizi kişilerin haksızlığa uğradığı, uğramadığı ilgilendirmez. Açlık grevi öldürür.. Açlık grevine karşıyız” demeleri gerekir..

Peki..

Bu arkadaşlar..

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça olayında, “Açlık grevine karşıyız. Açlık grevi öldürür” dediler mi?

Hayır, demediler..

Dahası var..

“Atlamışız. Olaydan da, açlık grevinden de, gerekçesinden de haberimiz yoktu” demiyorlar..

Ya ne yapıyorlar?

Açlık grevine yatan iki kişiyi, belli aralıklarla ziyaret edip, sırtlarını sıvazlayıp, çıkışta açıklama yapıyorlar..

“Elleri tutmaz durumda. Yürümede zorluk çekiyorlar. İç organlar mafiş. Dönüşü olmayan sonlar yakındır. Yetkililer bir an önce buraya kulak vermeliler.”

Haydaaa..

Hani siz doktordunuz? Sağlıkçı idiniz?

Olaylara sağlık açısından bakardınız?

“Savaşlar öldürür.. Aksini mi iddia ediyorsun, kardeşim” diye çıkışıyordunuz?

Ne oldu?

Açlık grevinde niye aynı tavrı takınmıyorsunuz?

“Biz sağlıkçıyız. Savaş da öldürür.. Açlık grevi de öldürür.. Biz sebeplerle, arkasında yatan gerekçelerle meşgul olamayız” niye demiyorsunuz?

Bırakın bu yönde bir açıklama yapmayı..

Bir de tam bir militan söylemle, açlık grevinin sonunun ölüm olduğunu hatırlatarak, bundan vazgeçilmesini talep edeceğinize, açlık grevinin arkasında yatan gerekçelerle ilgilenip, yetkililerin olaya çözüm bulmasını istemeye kalkışıyorsunuz?

Niye?

Söyleyin, de bilelim, yanardöner, Tabipler Birliği yetkilileri..

Haksızlık ediyorsak..

Biz de bilelim..

Haksızlık etmeyelim..

Ama öyle görünüyor ki..

Siz kendinizi çok akıllı sanıyorsunuz..

Bilemiyorum, tıp fakültelerinde size, toplum sağlığı, hematoloji, pediatri derslerinin yanı sıra, tilkilikler de mi öğretiyorlar..

Sizin işiniz, sağlık..

Bırakın bu tilkilikleri..

Bırakın bu teröristlere destek çıkma amaçlı numaraları..

 Bu vesile ile, Mühendisler Odası’na da iki çift laf edelim..

Kobani’de DAEŞ işgali olduğunda..

Burdan bir ekip görevlendirip, Kobani’ye yollayarak, orayı yeniden inşa etmeye bile kalkışmışlardı..

Şimdi de Afrin’e yönelik operasyon vesilesi ile gündeme geldiğine göre..

Afrin’i PYD’liler işgal etmişler..

TSK da, o işgali sona erdirmek üzere..

Haydi mühendis odaları.. Bir ekip daha kurun..

Afrin’e yollayın..

Sizin derdiniz, insani kaygılar ya..

Bu amaçla Kobani’ye gitmiştiniz ya..

Aynı gerekçe ile, buyrun Afrin’e gidin..

Gitmiyorsanız..

Riyakarsınız..

Halkı aptal yerine koyuyorsunuz..

Teröre destek çıkmak için Kobani’de varsınız..

Yine teröre destek çıkmak için, Afrin’de yoksunuz demektir!

 

YORUM YAZ