Şimdi sıra Kanal D’nin cezalandırılmasında!

04 Kasım 2017 Cumartesi

Türkiye’de “Mustafa Kemal” dediniz mi, akan sular durur..

Küçücük bir eleştiride dahi, hemen ceza kesilir..

Tamtam dansları yapılır..

Muhatap, canlı canlı tencereye atılıp, pişirilmeye kalkılır..

Hasan Akar’a yapılan bu idi..

Hiçbir hukuk kuralı dikkate alınmadan..

Sırf o günlerdeki  Mustafa Armağan ile Süleyman Yeşilyurt ekseninde başlatılan “Atatürk’e hakaret edildi” propagandasına malzeme yapmak için..

“Mustafa Kemal’e yönelik hakaretler artıyor” kanaatini pompalamak için..

Hasan Akar’ın yıllar önce yaptığı bir sohbet, ahlaksız medya tarafından servise konuldu..

İçeriğine katılmadığımı, o tarihte de belirtmiştim..

Ama yine o tarihte..

Verilen cezanın yüzde yüz yanlış olduğunu da hatırlatmıştım.. (http://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/ali-karahasanoglu/hani-nerdesiniz-sahte-adaletciler-20283.html

Gerçekten de..

Yıllar önce bir konuşma yapmışsınız..

Bu konuşma, sizin bilginiz dışında..

Rızanız olmaksızın..

Sizin karşıtlarınız tarafından televizyon ekranlarına taşınıyor..

Sizin bilginiz olmadan, yıllar önce yaptığınız konuşmanın ekrana getirilmesi gerekçe gösterilerek, cezayı yiyorsunuz..

Adalet mi bu?

Hak mı bu?

Dün, İstanbul İstinaf Mahkemesi, ayakta alkışlanacak bir karara imza attı..

Hem kartel medyasının estirmek istediği rüzgara boyun eğmedi..

Hem de hukuku tuttu, ayağa kaldırdı, yanlışları tek tek kimseden çekinmeden sıraladı..

Üstelik bunu, üç ay gibi çok kısa bir süre içinde yaptı..

Altını çizerek söyleyeyim..

Konuya ideolojik yaklaşanların bile çıt çıkaramayacağı netlikte konuyu izah etti..

İstinaf Mahkemesi’nin verdiği kararı, kısa kısa aktarayım..

Bu hukuki temel bilgiler, hepimize lazım:

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18’inci Ceza Dairesi, önce cezaya gerekçe gösterilen konuşmanın televizyonda gösterilmesine Hasan Akar’ın  rızası olmadığını belirtiyor.

Öyle ya..

Hasan Akar, yıllar önce yaptığı bir konuşmayı çok arzu ediyorsa, yeniden yapar, o zaman davayı da açarsınız, cezayı da verirsiniz..

Ama 15 yıl önce yapılmış bir konuşmayı, arşivden çıkarıp, Hasan Akar’ın rızası da olmadan yayınlayan kim ise..

Aslında cezayı da o hakediyor..

Onun için diyorum ki..

O günlerdeki farklı bir olay sebebi ile Atatürk’e hakaret suçlamasının tartışıldığı bir ortamda, sahtekarlık yaparak, farklı bir kişinin çok eski bir konuşmasını, rızası da olmaksızın, yeni imiş gibi yayınlayan kim ise...

Atatürk’e hakaret suçlamasına o televizyonun sorumluları muhatap olmalıdır..

Kim o televizyon?

Aydın Doğan’ın Kanal D’si..

O tarihte de hatırlatmıştık ama..

Dinleyen olmamıştı..

Şimdi İstinaf Mahkemesi’nin kararından sonra, Bakırköy Savcılığı, Kanal D televizyonunun sorumlularını çağırıp, “yıllar öncesine ait bir konuşmayı yeni imiş gibi yayınlayarak Atatürk’e hakaret ettikleri” için ifadelerini almalı ve iddianamesini düzenleyip mahkemeye yollamalıdır..

Yetmez..

RTÜK, Akit TV’yi adım adım izleyip..

10 Kasım’daki bir yayın için..

Hemen 11 Kasım’da ceza verdiğini hatırlayıp..

Şimdi İstinaf Mahkemesi’nin kararındaki uyarıları da dikkate alarak.. Kanal D’nin Atatürk’e hakaret içeren 6 ay önceki yayınından dolayı, bu kanala gerekli cezayı vermelidir..

Var mı öyle, “Atatürk’e eleştiri bile getirilse.. Muhatap dindar ise, cezayı bas.. Ama Atatürk’e en ağır küfür edilmesinde, muhatap laikçi birisi ise.. Olayı kapat..”

Madem ki İstinaf Mahkemesi de, “Yıllar önce yapılmış bir konuşma, yapanın rızası olmaksızın yayınlanmış ise, zamanaşımı süresi dikkate alınır” diyor..

Bu durumda..

Hasan Akar, rızası olmadığı için, yıllar önce yaptığı konuşmadan dolayı, 2017’de hakkında açılan davadan zamanaşımı sebebi ile yargılanamıyor ise..

Kanal D’de yayınlanan Atatürk’e hakaretlerin hesabını kim verecek?

Tabii ki Kanal D’nin sorumluları..

O videoyu kim yayına koydu ise..

Hatta, yayınlanması kararını veren..

Video yayınlanırken sunumu yapan..

Her kim iseler, hepsi hakkında savcılık soruşturması açılmalı ve gerekli cezalar verilmelidir..

Benim kanaatim, o yayında sadece Atatürk’e hakaret vardı, ayrıca halkı kin ve nefrete tahrik suçu yoktu ama..

Madem ki Kanal D ve avanesi o tarihlerde başlattığı “tamtam dansı”nda iki suçun da işlendiğini büyük bir iştahla halka aktarıyordu..

Şimdi kendisine açılacak davada, her iki suçtan da mahkum edilmelidir.

Eee.. Ne demiş atalarımız..

Keser döner..

Sap döner..

Gün gelir, hesap döner..

Aynı rezaleti, 28 Şubat sürecinde aynı patronun medyasında defalarca yaşamıştık..

Kanal D’de.. CNN’de.. Star’da..

Refah partili isimlerin yıllar önce yaptıkları konuşmalar, önü arkası kesilip ekranlara getirilir, ardından da dava üstüne davalar açılırdı..

Muhatapları, “Ben bu konuşmayı 10 yıl önce yapmışım. Konuşmanın öncesinde, şu şu bilgileri vermişim. Konuşmanın devamında şu şu hatırlatmaları yapmışım. Siz 1.5 saatlik konuşmada, 2 dakikalık bölümü kesip ekrana veriyorsunuz. Ardından da dava açıyorsunuz” dediyseler de..

“Ben yıllar önce o konuşmayı farklı anlamda yaptığım halde.. Şimdi çarpıtarak kim ekrana getirmiş ise.. Sorumlusu da o ekranın sahibidir..” demiş iseler de..

Hatta daha ilgincini söyleyeyim..

“Benim konuşmam, kapalı bir odada yapılan konuşma.. Bunu televizyon ekranında gösteren ben değilim.. Bari cezayı, televizyon ekranında yayınlanması sebebi ile artırmayın” dediyseler de..

Kimseye dinletememişlerdi..

Bugün cumhurbaşkanı olan Tayyip Erdoğan dahi..

Bu ahlaksız kumpasların mağduru olmuştu..

Nuh Mete Yüksel, AK Parti’nin kuruluşundan hemen sonra.. Benzer şekilde bir eski konuşmanın kaydının, televizyonlarda çarpıtılarak gösterilmesi üzerine..  

Tayyip Erdoğan’a, “Anayasal düzeni cebren değiştirmeye kalkışma” suçlaması ile soruşturma açmıştı..

Tayyip Erdoğan başta olmak üzere.. 

28 Şubat’ta benzer kumpasların mağduru olan tüm dindar siyasetçilerin hesabını hâlâ vermeyen Aydın Doğan’dan..

Belki bu vesile ile.. 

Bugün artık, bir hesap sorulur.. 

Daha açık söyleyeyim, sorulmalıdır.. 

 

  • BaşbuğBaşbuğ16 gün önce
    Kendi karanlık ve pis dünyanın tarifini yapıyorsun! Sizin ninenizi Yunan zulmünden , tecavüzünden kurtaran askerler ve onların komutanı Atatürk' e olan nefretini kusmak istiyorsan , çık konuş. Senin Yunan soyundan geldiğin çok belli. Atatürk' ü seven milyonlarca evladı var. Başaramazsınız, Rum artıkları!!!