Parayı veren Hans, öttürülen düdük ‘Cumhuriyet’!

02 Kasım 2017 Perşembe

Laf cambazlığına gelince..

Edebiyat yapmaya gelince..

Ona buna meydan okumaya gelince..

Yanlarına bile yanaşamıyorsunuz..

“Cumhuriyet gazetesi bağımsız ve sadece okurlarının desteği ile ayakta kalan bir gazetedir” diye ahkam kesmeye bir başladılar mı..

Susturabilirseniz, aşkolsun..

Başkalarını suçlamada da, kimseye pabuç bırakmazlar..

Taaa 1991’de, çok sevdikleri başyazarları Uğur Mumcu’ları, imamlara ve muhafazakar basına atıyordu en rezil iftirayı, “Rabıta’dan para alıyorlar” diye..

Şimdi geldiğimiz noktada..

Cumhuriyet gazetesinin nasıl beslendiğini atlayarak..

Çünkü o çok eski yıllara dayanan bir alışkanlık imiş..

Şimdi yeni süreçte ise..

Kendileri gidip, para dileniyorlarmış..

İşte bu kapsamda.. 

Kendilerine nasıl patron/para aradıklarını, duruşma zabıtlarına geçen “görüşme notları”ndan okuyoruz..

Önceki günkü Cumhuriyet davası duruşmasından aktarıyorum..

Cumhuriyet gazetesinin “Ben sadece gazeteciyim” diyen Genel Yayın Yönetmeni Aydın Engin ile..

Kendisini profesör olarak tanıtan.. Bilim adamı olduğunu iddia eden..

Cumhuriyet gazetesi ile ilgisi de, hatıra binaen orada köşe yazmakla sınırlı olduğu ileri sürülen Ahmet İnsel arasında bir görüşme yapılmış..

O görüşme sonrasında, Aydın Engin, durumu milyarder patron Osman Kavala’ya şöyle aktarıyor:

“Osman, aşağıda Ahmet İnsel’e gönderdiğim mesaj. Ahmet’le daha sonra telefonda da konuştum. O da bana burada (Brüksel’de) kimlerle, hangi kurumlarla konuşmam gerektiği üstüne Osman’a danışalım dedi.

Ahmet,

11 ayın sonunda mali darboğazın en dar noktasına geldik. Maaşları ödemekte aşırı zorlanıyoruz. Ay başında pek çok kişinin ücret ödemesini sünnetli yapacağız. Kimilerimize (Mesela ben, Akın, Murat, Bülent vb...) ise onu da yapmayacağız.

Belli yerlerden reklam desteği ya da borç bularak bu ayı, Ekim sonunu, hatta Aralık ayını zor bela ve eksik gedik halledebiliriz ama sonrası için durum berbat.

Daha kalıcı bir çözüm için Avrupa Birliği fonlarına ya da benzer kaynaklara başvurup destek istemeyi düşündüm. Konuştuğum (içerideki ve dışarıdaki) arkadaşları da ikna ettim.

Benim yurt dışı çıkış yasağım var, o yüzden sana yazıyorum.

Cumhuriyet son bir yıl boyunca AB ülkeleri medyasının ve siyasetinin en tepelerinden büyük ilgi gördü. Konumum gereği ev sahipliğini ben yaptığım, onlara ben bilgi verdiğim için bunun dolaysız tanığıyım.

Bu yüzden AB fonlarından ya da AB ülkelerindeki meslek örgütlerinden ya da AB ülkelerindeki sivil toplum örgütlerinden Cumhuriyet’e mali destek için koşulların çok çok elverişli olduğu kanısındayım.

Şimdi...

Brüksel’e gitsen ve bu fonlarla ilgili neyi nasıl yaparız, ne gibi projeler sunmalıyız ve hangi fonlara başvurmalıyız gibi konularda ön görüşme ve bilgilenmeyi üstlensen. Tek bir fondan değil birkaç fondan sorunların üstesinden geliriz. Sonrası allah kerim.

Aksi takdirde ceza davası ve vakıf davasından yenilmeyeceğiz ama mali darboğaza yenik düşebiliriz; hatta düşeceğiz.

O yüzden AB yetkilileri ile görüşmede mali destek için aksi takdirde Cumhuriyet’in susacağını iyice anlatmak ve açıklamak gerek. Yani rastgele bir tanıdık bunu beceremez. Bunu senden istemem işte bu yüzden.

(..) Sevgiler

Aydın

Not: Brüksel gezisi için yol ve konaklama giderlerini ben hallederim.”

Her şey ayan beyan ortada değil mi?

Şimdi buyursun Cumhuriyet’in anlı şanlı yazarları..

Savunucuları..

Hatta cezaevinde iken bile, iki gün önce duruşmada ahkam kesen yöneticileri cevaplasınlar bakalım..

“Siz maaşlarınızı dahi, fonla, yardımla temin ediyorsanız.. Bağımsız olduğunuzu nasıl iddia edebilirsiniz ki?”

Bilmiyorum ki.. Bu arkadaşlara, Nasreddin Hoca’nın fıkrasını mı anlatalım..

“Parayı veren, düdüğü çalar” ile mi gerçekleri yüzlerine vuralım..

Yoksa..

Kanuni Sultan Süleyman’a atfedilen, “Bugün borç alan, yarın emir almaya başlar” sözünü mü hatırlatalım..

Gerçi görünen köy kılavuz istemez.

Cumhuriyet gazetesinde de, borç alma ile birlikte, “yarın” dahi beklenmeden, başlamış emirleri yerine getirme..

Ki, casuslukla suçlanıyorlar..

Ülke menfaatine ne varsa, hepsinin aleyhine yayın yapma ile suçlanıyorlar..

Devletin savcısına yönelik saldırıyı överek yayınlamakla suçlanıyorlar..

Terör örgütleri ile içli-dışlı olmakla suçlanıyorlar..

Bu suçlamalar sonrasında, bir genel yayın yönetmenleri de, yurtdışına kaçmış.

Diğer genel yayın yönetmenleri, cezaevine girmekten, yaşlılık sebebi ile kurtulmuş..

Ama hâlâ gözleri, dışardan gelecek paralarda..

İşin vahim yanı ise..

İçerdeki patronları o derece soyup soğana çevirmiş olmalılar ki..

Türkiye’nin sayılı zenginleri arasında yer alan milyarder Osman Kavala’dan para istemeyi çoktan aşmışlar..

Şimdi o zengin işadamı ile..

“Yurtdışında kimlerden para toplarız” muhabbeti yapıyorlar..

“Sana dokunur mu ya.. At şuraya üç yüz keklik.. Bu ayı da atlatalım” diyemiyorlar..

Kimbilir kaç ay bunu demişler, krediyi bitirmişler..

Sonuçta da..

Para bulma işi, adet haline gelmiş olmalı..

Sizin anlayacağınız, öyle kriz falan değil..

Normal günlük hayatları bu..

Parayı alıyorlar.

Parayı aldıkları yerden emiri de alıyorlar.

Ondan sonra bize “haber” diye yutturmaya kalkıyorlar..

Biz de saf saf..

“Yahu ülkede her şey mi böyle kötü gidiyor.. Biz mi göremiyoruz.. Siz mi çok akıllısınız?” diye, beyefendilerin yurtdışından aldıkları talimatlarla yaptıkları yayınları, “haber” mantığı ile okumaya kalkıyoruz..

Önceki gün Cumhuriyet davası duruşmasında, son genel yayın yönetmenleri Murat Sabuncu şöyle diyordu:

“Biz gazeteciliği mahkemelerden mi öğreneceğiz? Yaşı kadar gazetecilik yaptığım bilirkişi mi öğretecek, bize gazeteciliği?”

Aydın Engin’in yazışmasında belli oluyor, bu arkadaşların gazetecilik yapıp yapmadıkları..

Bunlar eğer gerçekten gazetecilik yapsalardı..

“Bizim ürettiğimiz haberlerin, eleştirilerin okuru yok.. Karşılığı yok.. Biz bu dükkanı kapatalım.. Yurtdışından para alarak, onların boyunduruğuna girmeyelim” derlerdi..

Ya da.. “Biz bu işi ideal için yapıyoruz. Maaşsız da devam ederiz” demeliydiler..

Bunları dememişlerse..

Onları yaptıkları “gazetecilik” değil, kusura bakmasınlar ama, “uşaklık”tır.

 

  • Cambaza bakCambaza bak15 gün önce
    Yfirar etmiş genel yayın yönetmenininargılaması devam ederken yargılamaya müdahale eder gibi silivriye nöbete giden türk milleti adına cübbe emanet edilenlerle ilgili bu devlet gereğini yapıyormu