Ne istiyorsunuz: Darbeye direnmek suç mu olsun?

26 Aralık 2017 Salı

Dün şöyle bir değinip geçmiştik ama..

Sorun çok daha derin imiş..

Sadece solaklar falan değil..

Tüm AK Parti karşıtlarının birleşeceği ve yeni bir kalkışma için gerekçe gösterecekleri kadar kendilerine güçlü bir malzeme olarak kullanacakları bir konu imiş.

Ulusalı, kemalisti, CHP’lisi, laikçisi, kapitalisti, FETÖ’cüsü.. 

Dahasını söyleyeyim..

Abdullah Gül de topa girdiğine göre..

AK Parti içinden bazıları da..

Bir araya gelip, “istemezük” söylemini seslendirdiklerine göre..

Bir koku alınmış..

İşaret fişeği yollanmış..

Şimdi bunların sergileyecekleri hokkabazlıkları seyretmeye başlayacağız..

Yeni darbe için zemin hazırlamak isteyenler..

Acık açık söyleyemeseler de..

Neyi istemiyorlar?

Dün teknik anlamda madde metnini de yazmıştım. Bugün sadece genel ifadelerle belirteyim..

15 Temmuz’daki FETÖ darbe girişiminin devamı niteliğinde bir kalkışma olursa.. 

Vatandaşlarıın direnmesini istemiyorlar..

Bunun için de..

Tanklara karşı vücudunu siper edeceklerin eylemlerinin suç olmadığına ilişkin düzenlemeye itiraz ediyorlar..

Bana soracak olursanız..

KHK ile getirilen düzenlemeye hiç gerek yok..

15 Temmuz darbesi yapılırken, kanunlarımızda benzer bir düzenleme var mıydı?

Yoktu..

Olmamasına rağmen, halkımız sokağa döküldü, darbecilere karşı direndi..

Cezadan falan korkmadı..

Şimdi, 15 Temmuz darbe girişimini yaşadıktan sonra..

Hükümet bir çekinceyi gidermek istemiş..

Böyle bir darbe yaşanırsa, halkımız bu darbeye karşı “gönül rahatlığı ile dirensinler” diye, bir düzenleme yapmış..

Hiç kimsenin..

“Acaba ileride bana bir dava açılır mı? Benden, ‘Sana ne ki, darbeye direndin, sokağa çıktın.. Tanka karşı vücudunu siper ettin..’ denilerek hesap sorulur mu?” tereddüdüne düşmemesi için..

KHK’da konuyu düzenlemiş, “darbeye direnmek için yapılan eylemler, suç değildir” mealinde bir düzenleme yapmış.

Gerçekten de..

Doğrusunu söylemek gerekirse..  

Kanunları lafzı ile uygulamaya kalkarsanız..

15 Temmuz darbe girişimi sırasında, tankların önüne yatan kahraman direnişçilerimizin hepsinin, ceza mahkemelerinde yargılanmaları gerekirdi..

Bir tank sokağa çıkmış olsa bile..

Kanunları lafzı ile yorumladığımız takdirde..

O tankın önüne, sivil hiç kimsenin çıkmaması gerekir..

Hatta..

Resmi görevlilerin dahi, kendiliklerinden o tankların karşısına çıkması, şekilci yorumla değerlendirirsek, suçtur..

Peki, lafzi yorumla düşünecek olursak.. Tankların sokaklara çıktığı ihtimalde, ne yapılır?

Tankların sokağa çıkması emrini vereni bulup, onun emrini geri alması sağlanmalı..

Bunun için de, tankı sokağa çıkartan subayın amiri bulunup, onun emir vermesi sağlanmalı..

Biliyorum..

Kıs kıs gülüyorsunuz..

Gerçekten de..

15 Temmuz’da, bizzat Başbakan Binali Yıldırım’ın başından geçenleri hepimiz biliyoruz.

Savaş uçaklarının, kendi halkını bombalamasını önlemek için, Başbakan kendi sesi ile telefonda bir generale verdiği emirde, muhatap komutan “Yazılı emir isterim” diyordu..

Savaş uçaklarını kaldırtanlar, halkı bombalatanlar kimseden “yazılı emir” almamışlar ama.. 

Savaş uçaklarının suç işleyen pilotlarını önlemek gerektiğinde..

Görevli komutan, “yazılı emir talebi”nde bulunuyor..

Bu işler maalesef böyledir..

Durumumuz bu.. Halimiz bu..

Bu duruma göre de..

Hükümet, bir düzenleme yaptı..

Halkın darbeye karşı direnmesine, lafzi kanun yorumları ile dahi, ceza verilememesi için kanuna bir madde ekledi..

Şimdi “istemezükçü”lerdeki soytarılığı seyrediyoruz..

Kimisi diyor ki: “İsteyen istediğinin kafasına sıkar”..

Kimisi diyor ki, “İç savaş çıkar..”

Kimisi diyor ki, “Kafasına esen, ‘ben darbe oluyor sandım’ diyerek, istediğini vurur.”

Bunu söyleyenler..

Hukuk adamı unvanı taşımasalar..

“Garip adamlar.. Hukuku, kanunu bilmiyorlar.. Ne yapsınlar” diyeceğim de..

Hukukçu olduğunu söyleyenler.. 

Bu dalda akademik titri olanlar..

Koca koca avukatlar, şunlar bunlar..

Hepsi tek ağızdan, benzer cümleleri sarfedince..

Bizim de, “Hop dedik.. Siz neyin peşindesiniz” hatırlatması yapmamız gerekiyor..

Sahi..

Bu akl-ı evveller, nereden çıkartıyorlar, bu itirazları?.

Sokaklara tanklar çıkmadan.. Halkın üzerine savaş uçakları ile bombalar atılmadan..

Kim kimin kılına dokunup, ardından da “Ben darbe sandım” diyebilir?

Derse, onu kim dinler?

Somut örnek vereyim..

Bugün kanunda “meşru savunma” diye bir düzenleme var..

Kişi, bir saldırıya uğrayacak olursa..

Saldırı ile orantılı bir şekilde, kendi canını savunabilir..

Bu savunma sırasında, bazı hallerde saldıran ölmüş olsa bile..

“Meşru müdafaa” dediğimiz düzenleme gereği, öldüren kişiye ceza verilmez.

Bugüne kadar kaç tane, “Meşru müdafaa halinde idim, vurdum öldürdüm” diyen ve durup dururken bir başkasını öldüren kişi gördünüz?

Kaç tane, “Hakim bey.. Ben kendimi savundum.. Ben saldırmadım” diyerek, ortada hiçbir saldırı yokken, bir başkasını öldüren kişi gördünüz?

Görseniz dahi..

Mahkeme onları dinledi mi?

“Aferin oğlum. Karşındaki adamda tabanca yok. Başka bir silah yok. Sen çekmişsin tabancayı, vurmuşsun adamı.. Olsun.. ‘Beni öldürecekti, ben onu öldürdüm..’ dediniz mi.. Tamamdır. Beraatinizi veriyorum..” diyen oldu mu?

Meşru müdafaada, bu tür uyanıklığa kaçanların savunmaları dinlenmiyorsa..

Kendi kafasından hayali bir darbe iddiası ile, birisini vurana, yarın mahkemeler, niye “Darbeye direnmiş” gerekçesi ile beraat versin ki?

Nerde görülmüş bu!

Hangi akıl sahibi, hangi mantık bunu söyleyebilir?

Tayyip Erdoğan karşıtlığı, aklını köreltmiş olanlar dışında..

 

YORUM YAZ