Hürriyet ve CNN’de “Casusa telefonu iade edin” operasyonu!

29 Ekim 2017 Pazar

Aman bu oyuna düşmeyelim..

Hangi oyuna?

“ABD İstanbul Konsolosluğu’nda çalışan Metin Topuz’un kullandığı cep telefonunun şifresi kırılmış” oyununa..

Şifre mi kırılmış, telefonun sahibi şifreyi kendisi mi vermiş ayrı bir muamma ama..

İki ihtimalde de..

“Aman ha, aman” diyorum..

“Şifre kırıldı.. Dolayısı ile, artık her şey elimizde” havasına kesinlikle girmeyelim..

Nedir beni, böylesine tedirgin eden?

Pis kokular almam..

“Şifre çözüldü” operasyon haberinden önce idi..

Balyoz davası sanıklarını savunan avukatlardan birisi, “telefonun şifresi çözüldü” haberini yayınlayan grubun televizyon kanalı CNN’de, ısrarla “Ceza muhakemesi sisteminde, dijital aletlere el koyma diye bir şey yoktur..” diyordu..

Sözü nereye getiriyordu?

Aynı programdaki diğer katılımcıların bazıları, “Metin Topuz’un cep telefonuna el koymanın hukuki bir karar olduğu”nu savunmalarına rağmen..

Sözümona Balyoz davasında, ABD’nin TSK’dan tasfiye ettiği generalleri savunan ve dolayısı ile ABD karşıtı olması gereken, CNN’nin nerede ise kadrolu avukatı ise, “Hayır.. El koyma ile ilgili, dijital aletler konusunda özel madde var. El koyma olmaz.. CMK 134 açık.. Kopyalanır, dijital alet sahibine iade edilir” diyordu..

Azbuçuk dijital dünyasında neler döndüğünü bildiğimizden..

“Avukat doğru söylüyorsa, kanun üçkağıtçılara karşı tedbir almamış.. Hemen alet iade edilirse, belki de çok önemli gizli bilgiler, iade edilen alette kalacak.. Acaba kanunda boşluk mu var” diye düşündüm..

Ve Balyoz’da darbeci generalleri savunan avukatın bahsettiği CMK 134. maddeyi açtım.

Bekliyorum ki, avukatın dediği gibi, “Dijital aletlerle ilgili bir suç delili sözkonusu olduğunda.. Dijital aletin kopyası alınıp, hemen sahibine iadesi yapılır” denilsin..

Maddeyi size aynen aktarayım:

“Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma

Madde 134 - (...) (2) Bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerine şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması halinde çözümün yapılabilmesi ve gerekli kopyaların alınabilmesi için, bu araç ve gereçlere elkonulabilir. Şifrenin çözümünün yapılması ve gerekli kopyaların alınması halinde, elkonulan cihazlar gecikme olmaksızın iade edilir.”

Demek ki kural ne imiş?

Cihazların açılması sağlanmalı, kopyası alınmalı ve sonra iade edilmeli..

Tam bu noktada..

Olayın basit bir adli vaka olmadığını, casusluk suçlaması olduğunu hatırlatayım..

Casusluğun ABD gibi dünya devi bir ülke menfaatine yapıldığı iddiasının varlığını belirteyim..

ABD’nin, teknoloji konusunda, Türkiye’den daha ileri durumda olduğunu aktarayım..

Ve sonra sorayım..

“Siz yetkili kişi olsanız, ABD lehine casusluk yaptığı iddiası ile yakaladığınız kişide çıkan cep telefonuna, sıradan bir hırsızda çıkan cep telefonu muamelesi yapar mısınız? Yani, kopyasını alıp, hemen kendisine iadesini yapar mısınız?”

Kimsenin bu cevaba, “Evet” diyeceğini sanmıyorum..

Onun içindir ki, CNN’de bir avukat, “Kural açık, cep telefonunun imajı/kopyası alınıp iade edilmeli” derken. 

Hemen ertesi günü de, aynı grubun gazetesi, “Cep telefonunun şifresi çözüldü... Bak işte WhatsApp kayıtları” diye önümüze iki tane konuşma çözümünü yem olarak atarsa..

Benim de adli makamlara uyarı yapmam zorunlu hale gelir:

“Aman ha aman.. Bu baskılara boyun eğmeyin.. Operasyon açık.. ‘Benim müvekkilime ABD operasyon yapmıştı’ diyenler de söylese.. Bunların oyununa gelmeyin.. Şu an bunların sergiledikleri tavır, ABD lehine kamuoyu oluşturmaktır. ABD lehine yapılan casusluğun en önemli delillerinden olan cep telefonunu iade ettirip, en önemli delili ortadan kaldırmak istiyorlar.. ‘Telefonun şifresi çözüldü’ haberi de.. Aynı amaca hizmet etmektedir.. ‘Kanundaki şifre çözme olayı gerçekleştiğine göre, artık telefon kanun gereği iade edilmeli’ mesajı verilmek isteniyor. Oysa o telefonda daha ne şifreler vardır, belki birkaç ay inceleme yapıldıktan sonra ancak tespit edilebilir..”

Gerçekten de..

Hürriyet “Şifre çözüldü” diyor..

Verdiği, bir kişi ile yapılan, WhatsApp konuşması..

Ne yani, 17 Aralık darbesinden bu yana.. Metin Topuz denilen malum kişi.. Sadece 22 Mart’ta mı WhatsApp mesajlaşması yapmış?”

Veya şöyle soralım..

Hangi bilirkişi, “Ben bu cep telefonunun imajını aldım. Aldığım imaj ile, cep telefonu bire bir aynıdır. Aynı özelliklere sahiptir.. Bunun yüzde yüz garantisini veriyorum. Atladığımız hiçbir şey yoktur. Olamaz” diyebilir?

Karşımızdaki ABD..

Konu casusluk..

Önümüzdeki telefon, ABD’deki merkezden müdahale edilebilen, içi silinebilen veya uzaktan içine istenilen şeylerin yüklenebileceği dijital bir alet..

Dolayısı ile..

Yapılması gereken, o cep telefonunun kesinlikle iade edilmemesidir.

“Her şeyini çözdük” deseniz bile iade edilmemesidir..

Madem ki kanun, “şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması halinde çözümün yapılabilmesi” ifadeleri ile bu imkanı da veriyor..

“WhatsApp şifresi çözüldü. Ancak içindeki diğer programların şifresi henüz çözülmedi” denilerek, kanuna da uygun olarak, tartışmalı telefonun iadesinin yapılmaması gerekir..

Aksi takdirde..

Belki bugünkü teknoloji ile..

Veya bugün elimizdeki bilirkişiler ile o cep telefonunda göremediğimiz noktalar..

Birkaç ay sonra..

Belki başka dost ülkelerin uzmanlarından da yardım alınarak..

Çözülebilir hale gelebilir.

Telefon iade edilecek olursa..

Elimizdeki kopya ile yetinmek zorunda kalırız.

Belki de..

Kendi elimizle..

Çok önemli bir delili, suçluya iade etmiş oluruz..

Onun için diyorum ki..

Aman ha aman!

 

  • Hacı MuratHacı Murat21 gün önce
    Büyükada daki almanlarada casus diyordunuz,sessiz sedasız salıverdiler. adı geçen şahıs 20 senedir konsoloslukta çalışıyor.şimdi mi anladınız casus olduğunu?vah ki ne vah.