Yeni Akit - M&S Asistans

Hodri meydan: İhsan hoca sözlerinde haksız mı?

06 Şubat 2018 Salı

Eğer öylece kalsaydı.

İhsan Şenocak hocanın 3.5 ay görevden uzaklaştırılmış olması, tek başına aslında vahim bir hata olsa bile..

“Canım, herkes Diyanet’e saldırırken, biz de mi saldıralım?. Diyanet’in bizzat kendisi bile, daha bir ay önce hedef tahtasına konulmadı mı? Linç edilmek istenmedi mi?.. Diyanet nelerle uğraşıyor.. Diyanet’e karşı biraz daha hoşgörülü olalım.. Onları rahatsız edecek şekilde, hatalarını, özellikle de düzeltildikten sonra tekrar tekrar dillendirmeyelim” deyip..

Kendi açımdan konuyu kapatacaktım..

İhsan Şenocak hocaya yönelik “tam tam dansı” yapanların, adeta “Alın size, 90’dan ağlara göndereceğiniz, yılın golü olacak pas” mesajı taşıyan “akılsız düşman” desteğine, bu çerçevede hiç değinmeyecektim..

“Bir hata, kısmen de olsa giderildi.. Göreve iade gerçekleşti.. ‘Sen dedin, ben dedim. Sen yaptın, ben yaptım’ tartışmasına girmeye gerek yok” deyip, suskun kalmayı tercih edecektim...

Ama.. Diyanet İşleri Başkanlığı..

Belki göreve iadeden sonraki ahlaksız medyada yer alan saldırılardan etkilenerek..

Belki de çok ince bir hesap ile.. 

Önce İhsan hocayı göreve iade edip, bizim gönlümüzü ferahlatırken... 

Sonra ise kafaya koyduğunu yaptı.. 

Göreve iade ettiği İhsan Şenocak hocayı, Samsun’dan Sinop’a gönderdi.. 

Önceki görev yerine kıyasla, nüfus olarak nerede ise onda bir oranındaki bir şehre atama yaptı.. 

Diyanet’in niyetini tam olarak bilemiyorum. Ama bildiğim şu: İhsan hoca göreve iade edildikten sonra.. 

Henüz daha Sinop’a (ceza gibi) atamasının yapıldığı açıklanmadan önce..

Dinî değerlere mesafeli mahalleden, yukarıda bahsettiğim gollük pas gelmişti..

Yazıyı dikkatle okumuş, okumam bittiğinde, “Yaş olarak yarım asrı çoktan tükettik.. Günlük hayatımın çok az bir zaman dilimi laikçi çevrelerle geçer.. Ama o azıcık zaman diliminde bile şahit olduklarım, gerçekten mide bulandırıcı.. Şunlara bir ‘hodri meydan’ desem.. ‘İhsan hocanın eleştirdiğiniz bu sözleri gerçek mi, değil mi, buyrun test edelim’ desem” diye düşünmüştüm...

Ama dedim ya..

“Göreve iade kararı açıklanmış.. Daha neyin kavgasını yapıyoruz” deyip, es geçmiştim..

Diyanet, hem göreve iade edip, hem de ceza gibi atama yaptığına göre..

Artık çekincelerimiz ortadan kalktı..

Biz de, atılan pasa dokunup, golü atalım..

Solcular, İhsan Şenocak hocayı yargısız infaza tabi tutmaya çalışırken, aslında toplumda pek konuşulmayan gerçekleri, nasıl hatırlattılar, gözler önüne serelim..

Neydi solakların, İhsan hocaya atfettikleri ve eleştirdikleri sözleri?

Yazının başlığı: “Diyanet’in İhsan Şenocak sessizliği”.

Diyanet’in görüşü merak ediliyormuş gibi yapılıp, baskı kurulmak isteniyor.. Ve konu, İhsan hocanın ağzından şöyle aktarılıyor: “Bir erkek iş arkadaşı(!) bir bayanla baş başa kahve içiyorsa aileleri hükmen dağılmıştır. Çünkü hariçte yakınlaşma ailede uzaklaşmaya gebedir.” 

Hemen belirtelim, İhsan hocanın sözleri arasında, “Taraflar boşanmış sayılır. Bu yapılan, kuytu köşede kimsenin olmadığı bir ortamda gerçekleşmese bile, dört dörtlük zinadır.. vs.” şeklinde bir yorum yok..

Ya hangi yorum var?

Bir erkek, eşi dışında bir bayan ile.. 

Başka tanıdık kişiler olmaksızın.. 

Baş başa kalarak kahve içiyorsa. 

Bunun sonrasında, o erkeğin ailesinin dağılması kuvvetle muhtemeldir.. 

Amerika’yı yeniden keşfedecek değiliz.. Kahve muhabbetini öğrenen eşin, ister istemez kıskançlık hissi baskın çıkacak.. Sonrasında aile içi tartışmalar başlayacak. 

Ve en sonunda da bu aile dağılacaktır..

Söylenilmek istenen bu.. Kastedilen bu..

Şimdi bu tespite, psikologlar mı cevap verir, laikçi bilim adamları mı karşı gerekçe sunar, “Ben de aile kurmuş bir bayanım.. Benim de kocam var” diyen çağdaş bayanlardan biri mi laf yetiştirir, bilmiyorum.

İsteyen, buyursun cevaplasın.. 

Bir tek kadın çıkıp da; diyebiliyorsa ki, “Kocam, benden habersiz, iş arkadaşı bir bayan ile.. Başka erkek veya bayan tanıdıkları olmaksızın.. Özellikle kendilerine baş başa kalacak bir pozisyon oluşturarak, kahve içme muhabbetine geçerlerse.. Ben de bunu haricen öğrenirsem. Ben bundan hiç rahatsızlık duymam. Bugüne kadar, eşimin iş arkadaşı bayan ile baş başa kaldığı muhabbetleri, sonradan duyduğumda, içimde hiçbir kıpırtı olmadı. Olumsuz hiçbir şey hissetmedim. Kıskanmadım.. Eşime karşı tavırlarımda hiçbir değişiklik olmadı. Yuvamız da, gül dolu bir bahçe gibi mutlu şekilde sürüyor..” 

Buyursun bunları söyleyebilen bir kadın varsa, söylesin, ben de elini öpeyim(!)..

İstediğiniz kadar çağdaş olun..  İstediğiniz kadar laikçi olun.  İstediğiniz kadar dini değerlere mesafeli olun.. vs. vs.. 

Kadının yaratılışında bu var.. 

Kadın kıskanır.. Kadın kıskandığını farkettirir.. Kadın kıskandığında kendini kaybeder.. 

Ve maalesef bu kıskançlık haklı veya haksız.. Abartılı veya dozunda.. Boşanma ile sonuçlanır..

Aynı şeyleri, erkekler için de rahatlıkla söyleyebilirim.. 

Bir erkek; eşinin iş arkadaşı ile, özellikle baş başa kalınacak bir pozisyon oluşturularak içilmiş kahve ve o sırada yapılmış muhabbeti duyduğunda, “Çok güzel hareketler bunlar.. Çağdaş bir erkek, eşi ile ilgili böyle bir bilgiye ulaştığında, hiçbir kızgınlık hissetmeyen, bilakis mutlu olan erkektir” diyebiliyorsa..

Biraz önce kadınlar için demediğimi, erkekler için diyeceğim.. 

Çünkü erkekler bu konuda sabıkalı..

Büyük ihtimalle o erkek, eşini aldatıyordur, kendi suçunun ortaya çıkmaması için, eşinin hatasını görmezden gelmeyi tercih ediyordur.

Aksini söyleyebilecek bir erkek veya kadın varsa, buyursun çıksın, açık yüreklilikle söylesin.. 

Ama lütfen, “Nerde akşam, orda sabah” türünden hayat sürenler, “Ben varım, ben varım” demesinler. 

Çünkü biz “aile”den bahsediyoruz.. İhsan Şenocak hoca, “aile”den bahsediyor..

¥

Başka ne demiş İhsan hoca?

Kendisi de bir erkek olmasına rağmen.. Erkeklerin dünyasında, sık sık karşılaşılan bir olumsuzluğu hatırlatmış:

“Sen belki işi, belki de dersi konuşurken o senin farklı farklı hallerini düşünür. Erkek erkeğe oturduklarında senden, bakışından, oturuşundan, kime yâr oluşundan söz eder. Eğer bir duysan erkeklerin neler konuştuklarını, bir daha onların yüzüne bakmaya bile tahammül etmez, ortamlarına girmemeye yemin ederdin.”

Bu yüzde yüz doğru “tespit”i, eleştiriye layık bulan solak yazardan başlayalım..

En iddialı kimler varsa, onları da arkasına alsın, hepsini dinleyelim.. 

 “Bizim erkek arkadaşlarımız arasında böyle muhabbetler hiç olmamıştır” diyebilen (dindar insanlar hariç) varsa, çıksın söylesin.. 

Hodri meydan..

İsterseniz, üniversitelilerin oturdukları kafelerde.. İsterseniz sosyetenin daimi mekanı lüks semtlerde.. 

Nereyi isterseniz, oraya bir gizli mikrofon koyalım.. Dinleyelim bakalım, erkekler ne konuşuyorlarmış? 

Görelim bakalım, o konuşmaları duyan bayanların, konuşulanlardan midesi bulanmıyor muymuş?

Hodri meydan!

 

YORUM YAZ