THY - Yeni Havalimanı Promosyon - Antalya İzmir

Gezi isyancılarını yargılatmayanlar, şimdi KHK’ya karşı çıkıyor!

27 Aralık 2017 Çarşamba

Kimse kusura bakmasın..

Bunlara ahlaksız diyeceğim. 

Bunlara namussuz diyeceğim..

Bunlara dansöz diyeceğim. 

Kimlere diyorum, bu yakıştırmaları..

Son KHK’daki darbeye karşı direnenlerin eylemlerinin suç olarak tanımlanamayacağına yönelik düzenlemeye itiraz edenlere..

Çok basitinden ele alalım.

Ne istiyor bu arkadaşlar?

Darbe gecesi sokağa çıkan tankın altına yatıp, “Beni ezmeden burdan geçemezsin” diyen kahraman hakkında, “Memura mukavemet” suçundan dava açılmasını ve yargılanmasını istiyorlar..

Darbe gecesinde, uçaklar insanları bombalarken, Atatürk Havalimanı’nda tankların etrafını çevirip, işlevsiz hale getiren topluluğun tek tek tespit edilip, hepsi hakkında “Memura görev yaptırmamak için direnme” suçundan yargılama yapılmasını ve cezalandırılmalarını istiyorlar..

15 Temmuz darbesinde, o tarihteki adı ile Boğaziçi Köprüsü’nü kapatıp, “Asker yönetime el koydu.. Evinize gidin” diyen askerlere karşı, ellerinde Türk bayrakları ile meydan okuyup, “Siz kışlanıza gidin” diyen binlerce kişinin tek tek tespit edilip, hepsi hakkında “Askere karşı koyma, askeri malzemelere zarar verme” suçlarından yargılanmalarını istiyorlar..

15 Temmuz darbe gecesinde, savaş uçaklarından atılan bombalarla, başı kopup bir binanın çatısına uçan kadının hemen yanındaki yakınının, etrafındaki gençlerle birlikte çevirdiği bir tankın içinden bir subayı zorla çıkartması olayından dolayı, MOBESE kameralarından tespitlerin yapılıp, tankın engellenmesi, içindeki subayın darp edilmesinden yargılanmasını ve cezalandırılmasını istiyorlar..

Halkın üzerini makineli tüfeklerle tarayan helikoptere, cebinden çıkarttığı bozuk paraları fırlatan direnişçilere, “Kamu malına zarar verme, memura direnme, memuru darp” ve benzeri bir sürü suçtan ceza vermek istiyorlar.

Örnekleri böyle böyle sürdürebiliriz..

Yapılmak istenen özet olarak budur..

KHK’ya karşı çıkanların isteği budur..

Dahası var..

Darbeyi yapanları değil.

Darbeye direnenleri cezalandırma ile birlikte..

Darbe sırasında bombalanan, tanklarla ezilen, açılan ateşlerle yaralananların uğradıkları zararları da, “Darbeye karşı direnenler bu zarara sebebiyet verdiklerinden, kendilerinden müteselsil olarak zararların tahsili gerekir” talebi ile tazminat davaları açılmasını arzu ediyorlar..

Halkı sindirmek..

Korkutmak..

“Darbelerde sokağa çıkmak”tan çekindirmeye çalışıyorlar..

Açıkça dillendirmedikleri.. 

Ancak kapalı ortamlarda tartıştıkları şu:

“AK Parti hükümeti döneminde darbeye direnenleri yargılayamasak da.. Darbeye direnen bu insanları bir gün cezalandıracağımız tehdidi ile korkutmalıyız ki.. Bir daha denenecek olan darbeye, kimse direnmesin. Tankların altına kimse yatmasın. Darbeci askerin karşısına silahsız şekilde geçip, onun elinden silahı alıp, askeri de derdest edecek cesur yürekler çıkmasın..”

Amaçları bu..

“Yargı muafiyeti getiriliyor” diyerek tanımladıkları KHK’ya ter ter tepinerek karşı çıkışları bundan..

**

Darbeye direnen sivillerin yargılanmasını önleyecek düzenlemeye karşı çıkmak, başlı başına bir ahlaksızlık. Bir şeytanlık..

Ama dahası var..

Onu aktardığımda, eminim bunların şeytana bile pabucu ters giydirecek kadar ilkesiz olduklarını göreceksiniz..

Nedir o?

“Darbeye direnenler için dava açılmasın” düzenlemesine karşı çıkanların tamamının..

Solcusu ile.. Kemalisti ile.. Ulusalcısı ile..FETÖ’cüsü ile.. Hepsinin..

Aynı zamanda 2013’teki Gezi olaylarına destek vermeleri..

Gezi olayları sırasında sokaklara dökülenler hakkında dava açılmaması gerektiğini, göstericilerin yargılanmamaları gerektiğini, onlara ceza verilmemesi gerektiğini söyleyen olması..

Gezi olayları sırasında, Adana’da bir komiser, olayları önlemek isterken, bir köprüden düşerek hayatını kaybetti..

“Darbeye direnenler yargılanmasın” düzenlemesine karşı çıkanlar..

Adana’da Gezicilerin şehid ettiği komiser olayında, göstericilerin yargılanmamasını istediler..

Kanunda böyle bir düzenleme olmamasına rağmen.. 

Ve bilebildiğim kadarı ile.. Göstericiler yargılanmadı.. Olay kapandı, gitti.

Gezi olayları sırasında, Kabataş’ta bir polis aracı durdurulmuş, içindeki polisler linç edilmekten zar zor kurtulmuş, polis aracı devrilip, yakılmıştı..

Polise ve polis aracına karşı bu saldırıyı düzenleyenler için de, aynı talep dillendirildi, “Gösteri bir haktır.. Yer yer aşırıya kaçsa bile.. Bunun sorumlusu göstericiler değildir” diyerek, o polis aracını yakanlar için de yargılama yaptırmadılar..

Bu ve benzeri, daha onlarca örnek sayabiliriz.

Taksim harabeye dönmüştü. Sokaklarda, kaldırımlardan sökülen tretuvar taşları ile barikatlar kurulmuş, caddeler bile araç trafiğine kapatılmıştı..

Onlarca polis aracı devrilmiş, camları kırılmış, üzerine terör örgütlerinin isimleri sprey boya ile yazılmıştı..

Yine belediye otobüsleri kullanılmaz hale getirilmiş, camları indirilmiş, boyalarla terör örgütlerinin sloganları otobüslerin üzerine yazılmıştı.

Kamu binalarının camları kırılmıştı..

Dolmabahçe Camii işgal edilmiş, cami zarar görmüş, iki gün ibadet yapılmaz duruma getirilmişti.

Sokağa dökülen darbecilerin kimlikleri tespit edilemesin diye, MOBESE kameraları kırılmış, kamu mallarına zarar verilmişti..

Daha nice suçlar işlenmişti..

O suçları işleyenler için hangi yargılama yapıldı?

Kaç Gezici yargılandı?

Kimden, hangi kamu zararı tahsil edildi?

Bu soruların cevabı “Kimse ceza almadı. Kimseden zararlar tahsil edilmedi”dir..

Niye?

Çünkü bugün, 15 Temmuz darbecilerine direnenlerin cezalandırılmasını önleyecek KHK’ya karşı çıkanlar..

Gezi isyancıları için ise, tam tersi talepte bulundular: “Gezi isyancıları yargılanmasınlar. Onlar gösteri haklarını kullandılar.. Yargılanamazlar.”

Ahlaksızlığı gördünüz mü?

Darbeye direnen siviller yargılansın..

Ama darbe yapmaya kalkan Gezicilerin yaptığına sıra gelince..

“Onlar toplantı ve gösteri haklarını kullandılar. Yargılanamazlar..”

Tüküreyim hepinizin yüzüne..

Tüküreyim sizin vicdansızlığınıza..

 

YORUM YAZ