Dışarıdakiler, içeridekiler.. Tüm muhalifler çatlıyor!..

24 Ekim 2017 Salı

CHP tarafından bakarsak..

İktidarda değiller..

Ellerinde önemli illerin belediye başkanlığı yok..

Milletvekili sayıları, TBMM’de bir kanunu geçirmeye yetecek oranda değil..

Ayrılıp gittikleri partinin de, bir geleceğinin olduğu söylenemez..

Böylesi bir CHP’den..

Bir milletvekili istifa ediyor..

Daha kurulup kurulmayacağı bile belirsiz olan, kurulsa dahi barajı geçip geçmeyeceği belirsiz Meral Akşener’in partisine kaydolacağını açıklıyor..

Sizin anlayacağınız.. Çaresizlikler içinde yüzerken, farklı bir çaresizliğe yelken açma..

Bir de AK Parti’ye bakalım..

İktidardalar.

Her şeyin dört dörtlük yürümesi mümkün değil..

Gönül kırgınlığı da olabilir..

Yanlış anlamalar da olabilir..

Dolayısı ile..

İstifa en çok, iktidardaki partiden beklenir..

Ama AK Parti’de istifa diye bir kavram, yok gibi..

Ne milletvekillerinden, ne belediye başkanlarından, kimse istifa etmiyor..

Başkan, 2019’a hazırlık sürecinde..

Yeni bir planlama yapıyor..

Bazı belediye başkanlarına “İstifa eder misin” diyor..

İstanbul ediyor..

Düzce ediyor..

Niğde ediyor..

Bursa ediyor..

Ankara, Cumartesi günü istifa edeceğini açıklıyor..

Ama hiçbirisi..

“Partimden de istifa ediyorum” demiyor..

“Belediye başkanlığından ayrılıyorum” diyor.

“Partimde ne görev verilirse, ona devam edeceğim” diyor..

Bir yanda, zaten yönetimde bir yeri olmayan CHP’den yine de yaşanan partiden ayrılmalar.

İktidardaki AK Parti’de ise, kazandığı seçim gereği 1.5 yıl daha başkanlık yapması en tabii hakkı olan isimlerin, başkanlığı bırakıp, partide görev yapmaya devam etmeleri..

Bu tabloyu, CHP kafası ile anlamak mümkün mü?

Hiç sanmam..

Eminim fıttırıyorlardır.

“Biz muhalefette olmayı bile paylaşamıyoruz..

Adamlar iktidardan feragat etmeyi kabullenebiliyorlar.. Bu nasıl bir iş?” diye şaşkınları oynuyorlar..

Şöyle düşünün..

Muhalefetin iddia ettiği üzere..

AK Parti, menfaat üzerine kurulu bir siyasi oluşum olsaydı..

Şurda rant, burda kıyak dağıttığı için.. 

Dağıtırken “Bal tutan, parmağını yalar” felsefesi ile birileri zenginleşseydi..

Koca koca büyükşehirlerin içinden, bir tanesi de “Yok kardeşim.. Ben başkanlıktan niye istifa ediyorum ki?” demez miydi?

Menfaat üzerine kurulu birlikteliklerde, haydi hepsinden beklemeyelim ama..

İkisinde, üçünde, böyle bir itiraz gelmesi gerekmez miydi?

Kimseden itiraz gelmiyor..

Pensilvanya’sından Amsterdam’ına.. Kern’den Merkel’ine.. Rasmussen’inden Trump’ına.. Kılıçdaroğlu’ndan Akşener’ine.. Koç’undan Doğan’ına..

Tüm muhalifler, çatlıyor..

Şöyle düşünelim..

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’na “İstifa et” dese..

Sizce olumlu cevap alır mı?

Yüzde bir ihtimalle “Evet istifa eder” diyen var mı bu soruya?

Hiç sanmam..

Bırakın Büyükşehir Belediyesi’ni..

Bornova Belediye Başkanı’na denilse “İstifa et” diye.. 

Eder mi acaba?

Onun için de benim kanaatim, sıfır ihtimal..

Ama AK Parti’de 6 il gündeme geldi..

4’ü istifa etti.. Biri Cumartesi ediyor.. Sonuncusu kaldı..

Bu tabloya, hem makamda bulunanların feragatte bulunabilmeleri açısından bakın..

Hem, partide görevlerine devam edeceklerini açıkladıklarına göre, gönül kırıklığı yaşamamaları açısından bakın.

Hem de.. Onlardan bir şey istediğinde, sözü dinlenen genel başkanın “liderliği” açısından bakın..

Ve AK Parti ile CHP arasındaki farkı görün.

KOÇ HATASINI KABUL ETMİYOR, 

HAKARET EDİYOR

Dün Abdülmecid Efendi Köşkü’ndeki rezil sergi ile ilgili haberimiz yayınlanmış, ben de çıplak heykel ve resimler üzerinden eleştiride bulunmuştum..

Koç Holding dün bir açıklama yaptı..

Beklerdim ki, “Biraz haddimizi aşmışız.. Aşırıya kaçmışız.. O kadar çıplak heykel ve resme gerek yoktu.. Sıkıntı oluşturan heykel ve resimleri kaldırıyoruz. Tüm İstanbulluları sergimizi ziyarete davet ediyoruz” açıklaması yapsınlar..

Boş bir beklenti imiş bu..

Kısacık açıklamada, halka yapılan hakaretlere bakınız:

“yanlış ve manipülatif bilgi..”

“itibarsızlaştırma kampanyası..”

“saldırılar fiili bir şekle dönüşmüş..”

“küçük bir grubun saldırısı..”

“haksız kampanyanın fiili bir saldırıya dönüşmesi..”

“kutsal değerlerine saldırılıyormuş gibi bir algı..”

“hayal gücü ve aşırılıklar üzerinden tehdit ve baskı unsuru olarak kullanmaya çalışmak..”

“sığ bir yaklaşım..”

Bu hakaretleri, özellikle “sığ yaklaşım” suçlamasını aktardıktan sonra..

Koç Holding yöneticisi Ömer Koç’a bir çağrım var..

Dün hatırlattığım, çırılçıplak resim ve heykelleri yanına alıp, bir basın toplantısı düzenlesin..

Basın mensuplarının huzurunda, “Bu çıplak kadın resimleri, birer sanat eseridir.. Tamamen çıplak olan bu erkek heykelleri sanat eseridir” desin..

Diyebiliyorsa..

Ve halktan da buna destek alıyorsa..

Sorun yok..

Ama..

Bu yiğitliği gösteremiyorsa..

Lütfen, kimseye “sığ” hakaretinde bulunmasın..

Hele hele..

Protesto hakkını kullananlara “Pislikler” diyerek hakaret eden sergi ziyaretçilerini “Sanatsever” olarak bize tanıtmaya, hiç kalkmasın..

 

  • akınakın23 gün önce
    SEÇİLEN SEÇİMLE GİTMELİ.VARSA Bİ SUÇU MAHKEMELER NE GÜNE DURUYO.YENİ TÜRKİYE DEMOKRASİSİ BUMU OLACAKTI Bİ DÜŞÜNÜN ELİNİZİ VİCDANINIZA KOYUN. EĞER SİZLERDE VİCDAN VARSA.................