THY - İmaj

Cumhuriyet’in dinozorunun 2023 yılbaşı hayali!

29 Aralık 2017 Cuma

Tabipler odasına başkanlık eden..

Cumhuriyet’te yazıları yayınlanan bir dinozor var..

Yılbaşı yaklaşıyor ya..

O da, 2023 hayalini yazmış.

Herkes hayal kurmakta serbesttir..

Ama bu dinozorun, başörtü yasağını 28 Şubat’ta diretenlerden birisi olduğunu hatırlarsak..

O hayalini sadece kendisi için değil..

Bizlere de dayatmak için kurduğunu tahmin edebiliriz.

Ne imiş, dinozorun hayali?

“Yılbaşında Elifler’de toplanacağız!” diye girmiş söze..

“Hediyeyi şimdiden vereceğim: Coldplay’den parçalar dolu bir flash bellek” diye devam etmiş..

Ve şöyle bitirmiş o bölümdeki sözünü:

“Oh oh neler var! Babanla flört ederken gittiğimiz konserleri anımsayacağız: Viva La Vida, sonra Speed of Sound... Clocks bile var..”

Türkiye’de yıllarca ulusalcılık şapkası altında doktorluk, tabipler odası başkanlığı yapan Selçuk Erez isimli adamın hayali işte bu..

“Viva La Vida..

Speed of Sound... 

Clocks...”

Ne ise bunlar?

Devam ediyor 80’lik ulusalcı Cumhuriyet yazarı, hayalini yazmaya..

Yılbaşı gecesi, Metin, Elifler’e gitti. Annesiyle babası evde kalıp televizyon izlediler. Türkiye’nin ilk kadın cumhurbaşkanı, yeni yılda halka seslendi: 

- Hem yeni yılınızı, hem de AB’ye katılışımızın ikinci yıldönümünü kutlarım! Bilindiği gibi, bu yıl dönem başkanlığı da bizde olacak!”

Mesajı görüyor musunuz?

Nasıl çaktırmadan, Meral Akşener propagandası yapıyorlar..

Adam solcu..

Aile boyu..

Arkadaş boyu..

Meslek boyu..

Gazete boyu..

Solcu oğlu solcu..

Ama, Tayyip Erdoğan düşmanlığı kafayı öyle bozmuş ki..

Aslında dindarlardan çok, milliyetçilere düşman olduklarını unutmuşlar..

MHP çizgisindeki Meral Akşener’i, cumhurbaşkanı olarak hayal ediyorlar..

Bana kalırsa, hayal etmeye de devam edecekler.

Sadece 2023 için değil..

Çok daha öte yıllara kadar.

Bu hayallerini sürdürecekler..

Devam ediyor dinozor, 2023’te hayal ettiği türkiye ile ilgili yazısına:

“Diyanet ve Alevi Federasyonu Başkanları, Ermeni Patriği, Rum Patriği ve Hahambaşı’nın söylevleri dinlendi. Meclis Başkanı da sağ kulağındaki gümüş küpeyi oynata oynata konuştu.”

Hayale bak..

TBMM Başkanı’nın kulağında küpe!

Oldu mu bu iş..

Başımız artık göğe erecek, demek ki..

Devam ediyor, dinozor: 

“TV kanallarında gezinirken Berlin Filarmonik’in yılbaşı konserlerine takıldı: Fazıl Say’ın iki piyano ve orkestra için yazmış olduğu ‘Gezi Parkı’ konçertosunu çalıyorlardı. Bitince dinleyiciler besteciyi ayakta alkışladılar.”

Çok güzel..

Fazıl Say, Gezi isyanı için konçerto bestelemiş..

Berlin Filarmonik de, içimizdeki bu adamının konçertosunu çalmış..

Ne güzel işler bunlar..

Buraya kısa bir parantez açarak söyleyeyim. Aslında bu ihtimal, bence bir hayal değil. Bugün dahi olabilecek bir şey. Adamlar, Can Dündar’ı beslerken, Fazıl Say’ın konçertosunu çalmayacaklar da, ne yapacaklar?

Ama Fazıl Say bu ülkenin çocuğu olsa..

Bu milletin bir evladı olsa..

Gezi isyanı için yaptığını bir kenara koyun..

15 Temmuz için bir şeyler yapardı..

O zaman da görürdük, Berlin Filarmonik, kendi adamlarına yaptırdığı 15 Temmuz darbe girişimine Türk milletinin direnişini övecek o eseri, çalıyor mu?

Cumhuriyet’teki dinozorun en son ve beni ürperten hayali ise şu:

“Metin eve döndüğünde anası ve babası çoktan uyumuşlardı. Sabah ezanı Türkçe okunuyordu.”

Çocuk sabaha kadar işrette..

Sabaha doğru eve geldiğinde de..

14 asırdır asli dili ile okunan ezan, 1930’lu yıllarda, tek parti döneminde denendiği üzere..

Tekrar Türkçe okunmak üzere hayata geçirilecekmiş..

Bunu hayal ediyor, Cumhuriyet’in dinozoru, Türkiye için..

Ve tam bu noktada..

Bizim tepemiz atıyor..

“Ey dinozor..

Sen cami bilmezsin.. Ezan bilmezsin.. Namaz bilmezsin.. Senin neyine, okunan ezanın hangi şekilde olduğundan?”

Öyle değil mi?

Cami ile, namaz ile alakaları yok.

Ama, bizim kılacağımız namaza çağrı olan ezanın, nasıl okunacağı ile dertleniyorlar..

Yani, sadece kendileri, elin gavurunun müziği ile hayallerini doldurmuyorlar..

Bizim dinimizi tağyir etmenin de hayalini kuruyorlar..

Planını yapıyorlar..

Hayal kurarken bile..

Güzellikler üzerinden değil..

Dayatma üzerinden..

Baskı ve zulüm üzerinden dünyalarını kurguluyorlar..

Sadece kendi çocuklarını işrete tahrik etmiyorlar..

Müslümanların da hayatlarını, zehirlemeye çalışıyorlar..

Onun için diyorum ki:

 “Ey Cumhuriyetçiler.. Gazetenizin yargılanan yöneticileri için.. Doğruluk şehadetinde bulunmak isterim. 

Kimsenin cezaevinde olmasını istemem.. Herkes hür olsun, herkes istediği gibi yaşasın isterim. 

Ama biliyorum ki.. Sizler buna layık değilsiniz. 

Sizler, elinize fırsat ilk geçtiğinde.. 

28 Şubat’ta yaptığınız gibi.. Dünyayı bize zehir edeceksiniz.. Müslümanları ezeceksiniz, ezdireceksiniz. 

Ezenlere alkış tutacaksınız..

Dolayısı ile, sizler için doğruluk şahitliğinde bulunamıyorum.. 

Sizlere güvenemiyorum.. Sizde adalet duygusu, özgürlük bilinci olduğuna inanmıyorum.. 

Sizin istediğiniz her kavram, sadece kendiniz için.. 

Özgürlük de.. Adalet de.. Haklar da.. 

Müslümanlar için ise.. İstediğiniz sadece baskı, dayatma..”

Bilmem, yanılıyor muyum? 

 

YORUM YAZ