THY - Nevşehir

Bu barolar sayesinde, avukatlar dans öğrenmeye başladı!

08 Şubat 2018 Perşembe

“L.O.T.S

Lawyers on the stage

Vokal: Av. Esin İrgül.. Bas gitar: Av. Elvan Özkervancı.. Gitar: Av. Arda Balkan.. Gitar: Soner Özarpacı.. Davul: Uğurcan Yörükalp..

Tarih: 22 şubat 2018

Saat: 20.00

Bios Bar..

İZMİR BAROSU”

Viyuuuu!.. Yaşasın!..

Avukatların haklarını korumak için kurulan ve devletin sübvanse ettiği  barolardan birisi olan İzmir Barosu’nun, şu mübarek günde yaptığı duyuruya bakın..

Afrin’de askerimiz canını dişine takmış, teröristleri temizlemeye çalışıyor..

Hemen her gün şehit haberleri geliyor..

İzmir Barosu ise..

Her işi bitmiş..

Afrin operasyonunda bir tankımızı vurarak, 6 askerimizi şehit edenlerin kullandıkları silahın menşeine kadar giderek, hangi davaları açabileceğimizin tetkikini yapıp, davaları da açmış..

“Şimdi biraz dinlenmek bizim de hakkımız” der gibi.

Vokalde, bilmem kim avukat..

Bas gitarda bir başka avukat.. 

Gitarda bir başka.. 

Davulda bir başka avukatın Bios Bar’da vereceği konsere çağrı yapıyor..

İstanbul Barosu da..

Terörist saldırılar falan demeden..

Tango dersleri vermeye başlamıştı, yakın tarihte..

Baronun internet sitesinden duyurusunu yapıp, avukatları “tango dansı” öğrenmeye davet ediyordu..

Avukatlık ve tango dansı..

Ne ilgisi var?

Normalde bir ilgisi yok ama..

Baro yönetimlerinin son açıklamaları ile bir ilgi kuracağım ben galiba..

Avukat arkadaşlar kızacak ama..

Bana değil, baro yönetimlerine kızsınlar..

Nedir o ilgi?

Alacaklı avukatlığında farklı..

Borçlu avukatlığında farklı argümanlarla sahaya çıkmadaki beceriklilik için..

İstanbul Barosu da..

Tango dansını bir zorunluluk olarak düşünmüş olabilir..

Öyle ya..

Davacı avukatlığında farklı..

Davalı avukatlığında farklı söylemlerle savunma yapma becerisi geliştirmek için, dans etme yeteneğini artırma gerekli olabilir..

Öyle klasik dans da yavaş kalır..

Çok hızlı dans etmek gerekiyor olmalı ki.. 

Tangoyu seçmişler.

İşi gırgıra vuruyorum ama..

Konu çok ciddi..

Ben de biraz düşününce..

Eski dosyalarımı açınca..

Son olaylarla ilgili baroların açıklamalarını tekrar gözden geçirince..

Gerçekten avukatlık ve dans ikilisinin, mevcut baro yönetimleri açısından hayli faydalı bir egzersiz olduğu kanaatine varıyorum..

Nedir beni bu kanaate iten?

Geçtiğimiz hafta hazırlık yapmıştım..

Başka konular araya girdi, yazıyı değiştirdim..

Aydın Baro Başkanı Gökhan Bozkurt.. Ankara Baro Başkanı Hakan Canduran.. Ve daha birçok baro yönetimi, iki sene önce Akit TV hakkında suç duyurusunda bulunmuşlardı..

Gerekçeleri ne idi?

Mustafa Kemal’e hakaret etmek..

O suç duyurularında, “Akit TV yöneticilerini, sunucusunu, tüm yetkililerini hapse atın” diyorlardı..

“Mahkum edin, bir daha böyle bir eleştiride bulunamasınlar” isteği ile, savcıya dilekçe üstüne dilekçe yağdırıyorlardı..

Duruşmaları da, şimdiye kadar hiç kaçırmadılar.

Büyük ihtimalle Baro kasasından verilen paralarla, Ankara’dan, İzmir’den, Aydın’dan gelip, duruşmaya katılıyorlar..

“Hapse atın şunları” diyorlar..

Tamam, olabilir.. Adamların düşüncelerine göre, bir haber sunumu da, hapis cezası almayı gerektiren bir fiil olabilir..

“Hali ile bunu talep etmek hakları” deyip, geçeceğim ama..

Tabipler Birliği’nin Afrin operasyonu ile ilgili yaptığı skandal açıklama üzerine, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan resti çekince..

Aaa.. 

Bir de ne görelim?

Aydın Barosu da.. 

İstanbul Barosu da.. 

İzmir Barosu da.. 

Ve tüm bunları temsilen Barolar Birliği de..

Her şeye rağmen, haklarını yemeyelim..

Afrin operasyonuna Tabipler Birliği’nin baktığı açıdan bakmıyorlarsa da..

Tabipler Birliği’nin açıklaması için soruşturma açılmasını da, bütün bu barolar ve Barolar Birliği, “hukukdışı bulduklarını” ilan ediyorlar..

İşte burada dansın, özellikle de tangonun büyük rolü olmalı..

Yoksa..

Akit’e gelince, “Atın şunları cezaevine.. Ne demek ifade hürriyeti? Ne demek düşünce hürriyeti? Her şey söylenir mi kardeşim” diyen baro yönetimleri..

Bir de baktık ki..

Kıvrak bir vücut hareketi ile..

Bambaşka bir moda geçmişler..

Bambaşka bir söyleme geçmişler..

“Düşünceler açıklanmalı.. Bunlar sert de olsa, bize kötü de gelse, basın açıklamaları için, düşünce ifadesi için savcılık soruşturmaları açılmamalı” diyorlar..

Öyle sözde kalmasın, bunların yaptıkları açıklamalar..

Somut olarak Aydın Barosu’nun, Afrin operasyonu ile ilgili Tabipler Birliği’nin açıklaması hakkında ne dediğini, tam olarak vereyim, Akit hakkında yaptıkları açıklama ile karşılaştırın:

“Düşünce açıklamasına verilebilecek cevap karşı bir düşüncenin açıklanması olabilir, susturulması, hele bunun yargı tarafından yapılması değil. Yargının görevi, düşünce özgürlüğünü yok etmek değil, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınmış bulunan bu özgürlüğü sonuna kadar korumaktır.”

Vay vay vay.

Söz konusu olan Akit olunca..

Böyle demiyordunuz ama..

“Vurun” diyordunuz..

“Öldürün” diyordunuz..

Şimdi?

“Yargının görevi, düşünce özgürlüğünü yok etmek değil”miş!

Devam ediyor, MHP’den kaçma Gökhan Bozkurt’un başkanlığındaki Aydın Barosu’nun açıklaması:

“Açıklanan bildirideki düşünceye kimse katılmak zorunda değildir. Ancak bu düşünceye suç yüklemeye çalışmak başka bir şeydir. Bu nedenle, ‘HERKES İÇİN HUKUK, HERKES İÇİN ADALET’ diyerek, başta yargı organları olmak üzere bütün kişi ve kurumlara hukuka uygun davranılmasının bir tercih değil, hukuk devletinin gereği ve görevi olduğunu hatırlatıyoruz.”

Bir soru: “Afedersiniz.. Dansçı beyler.. Açıklamanızdaki ‘Herkes’in içine, Akit yöneticileri de dahil mi?”

 

YORUM YAZ