Bir örnek: Danıştay katilinin kaydı hâlâ silinmemiş!

31 Ocak 2018 Çarşamba

Nedir şu odalardan çektiğimiz..

Barolar bir alem..

Mühendisler Odası başka bir alem..

Tabipler Birliği bambaşka bir alem.

Barolardan başlayalım..

2006’daki Danıştay cinayetini biliyorsunuz..

Kimdi fail?

İstanbul Barosu’na üye olan Alparslan Arslan.

Cinayetin üzerinden 12 yıl geçti..

Merak ettim, İstanbul Barosu levhasında, avukatlar arasında ismi duruyor mu, diye..

Durmuyor gibi...

Bir de Türkiye Barolar Birliği listesine bakayım, dedim..

Tam isabet..

Danıştay katili halen avukat..

Kaydı silinmemiş.

Hem de, İstanbul Barosu’na kayıtlı olduğu bilgisi veriliyor.

Gelin de şimdi, bu derin ilişkiler ağına gözünüzü kapatın.

Biri, “Bu şahıs bana üye değil” diyor. Diğeri, “Bakmayın siz onların dediklerine.. Alparslan Arslan, İstanbul Barosu’na üye” diyor.

Bu lakaytlık nereden kaynaklanıyor?

Devletin bunlardan ciddi şekilde hesap sormamasından..

Bunların da “Üyelerimizle iyi geçinelim ki.. Sayımız çok olsun. Güçlü olalım” taktiğinden..,

Aynı sebepledir ki.. Danıştay katilinin kaydını büyük ihtimalle gerçekte silmeyenler, tepki almamak için sitede görüntüde  ismini sildiler.. Ama dosyasına girilse, danıştay katili hala bir avukat!

Barolar Birliği, başka nasıl, “İstanbul Barosu’na kayıtlı” bilgisi verebilir ki?

**

2006’dan örnek verdiğim için sanmayın ki tek örneğim var..

Bir de geçen haftadan örnek vereyim.

PKK lehine yasa dışı gösteri ve yürüyüşlere katılarak, silahlı terör örgütü propagandası yaptığı ve gruba öncülük ettiği iddiasıyla Cizre 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce yargılanan İstanbul Barosu’na kayıtlı avukat Hasip Kaplan hakkında “Silahlı terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verilmişti. 

Bu ceza geçen hafta kesinleşti.

Bu ne anlama geliyor?

Avukatlık Kanunu 5. madde gereği, “Kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar”dan mahkumiyet sebebi ile Hasip Kaplan’ın baro kaydı da, resen silinmesi gerekir.

Peki silindi mi?

Önceki gün, akit’te  haberi de yapılmış olduğu halde, dün yeniden sorguladım.

Hasip bey, ağalar gibi avukatlığa devam ediyor..

İstanbul Barosu sağ olsun..

Terörden, cinayetten.. Hatta adi suçlardan mahkum olan birçok üyesinin kaydını silmeyen, silmemek için binbir bahane üreten İstanbul Barosu sağ olsun.

Üyeler korunsun.. Sonra da, ilgili-ilgisiz.. Gerekli-gereksiz her konuda, siyasi iktidara laf yetiştirilsin.. Muhalefete, destek çıkılsın..

**

Peki, mühendisler Odası ne yapıyor?

Onların da barolardan farkı yok.

DHKP-C’nin baş adamlarından Dursun Karataş yurtdışında kaçak yaşarken öldüğünde TMMOB salonunda basın toplantısı düzenlendiğini hatırlatayım. Varın artık gerisini siz düşünün.

Ya Tabipler Birliği? 

Hemen her gün, gazetelerin 3. sayfalarında “Hastasına cinsel tacizde bulundu”, “Hastasından bıçak parası istedi” türünden haberlere rağmen, aynı isimlerin bir süre sonra hiçbir şey olmamış gibi icrayı sanata devam ettikleri, hepimizin malumu değil mi?

Niye ki?

Çünkü, Tabipler Odası’nın, doktorluğun saygınlığını koruma diye bir derdi yok..

Onlar, sanki savaşı Türkiye çıkarmış gibi, “Savaşa hayır” demekle meşguller.

“Savaşa hayır” derken korumaya çalıştıkları PKK’lıların, PYD’lilerin baştan aşağıya ABD silahları ile silahlanıp, bölgedeki farklı etnik yapıdakilere hükmetmek için yaptıkları savaşı, savaştan saymıyorlar..

Gözlerini faltaşı gibi açmışlar, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 24 saatini masaya yatırıyorlar..

**

Bir not daha vereyim..

Bu odaların internet sitelerine bakın.

Üyeleri hakkında açılmış disiplin soruşturmaları ile ilgili bilgilere bir bakın.

Müvekkilinin alacağını tahsil edip, yıllarca zimmetinde tutandan.. Hastasına tecavüz eden doktora kadar.. Hiçbirisinin ismi açıklanmaz. Adamın kaydı silinse bile ismi deşifre edilmez.. Adeta korunur, kollanır.

“Hastasına cinsel istismarda bulunan A.Y.” der geçerler..

İyi de kardeş, kim bu A.Y.?

Adını söylesen de bilsek.. Soyadını söylesen de tanısak.. 

Böylece görüyoruz ki.. Şeffaf toplum isteyen sivil toplum kuruluşları, iş kendi üyelerinin işledikleri suçlar olduğunda, nasıl da kapalı toplum moduna giriyorlar..

Neyse ki, bıçak kemiğe dayandığından olsa gerek, Tabipler Birliği’ne gerekli soruşturma da, gerekli dava da açıldı.

Darısı diğer odalara.. Darısı açılan davaların hakkıyla yürütülüp, sonuçlarının alınmasına..

 

YORUM YAZ

  • ismail karaismail kara18 gün önce
    Sanki ben yazmışım. Elinize salik
  • hercaihercai19 gün önce
    Devlet bu kurumlari iki haftada bir denetlemeli! Kurum yoneticileri de, 6 ayda bir degistirilmeli, oylari da HALK vermeli! Her sehirden, her kasabadan ya da koyden doktorlar yoneticilige talip olmali.
  • Mikâil okuroğlu Mikâil okuroğlu 19 gün önce
    Sayın kardeşim Ali bey okuyucu ve vatandaş olarak bizede görev düşüyor sizden aldıklarımızı gerekli yerlere iletmemiz gerekiyor selamünaleyküm kolay gelsin allah CC yardımcımız.olsun.
  • Hikmet YıldızHikmet Yıldız19 gün önce
    Oda seçimlerinde oy kullanmaya gitmeyen ihale peşinde ( tanıdığım şirket sahipleri) koşanları yazın belki utanırlar. Bir ve beraber hareket etmeyi hala öğrenemediler. Belediye ve diğer kuruluşlardan aldığı ihalenin Hakkı'nı bile veremeyen bu asalaklar oldukça işimiz zor.
  • Kadir bashoruzKadir bashoruz19 gün önce
    Selam aleykum ali hocam derin bilgilerinize tesekurler sizinle okuyucu arasindaki fark bir gun dr benim cektirdigim rotgene bakiyor tabi bende bakiyom rotgende ban olani soyluyorbende baktim birsey goremedim allahim iyi dr sayisini artirsin kotuleride hasta etsin yatirsin tekrar tesekur ederim allah razi olsun kolay gelsin