THY - İstanbul

Ben de “Barış” istiyorum!

25 Ocak 2018 Perşembe

Ne kadar tılsımlı bir kelime değil mi: “Barış.”

Karşı çık da göreyim, bu kelimeye..

Adamı katil de ilan etseler, canavar da ilan etseler, vahşi de ilan etseler.. Haklı olurlar..

“Barış” istiyorlar, çünkü!..

Ne kadar saf, ne kadar masum, ne kadar insani bir talep..

Bu talebe bırakın itiraz etmeyi, küçücük bir mırın-kırın etmeye kalkanın bile, insanlığından şüphe etmek lazım, değil mi?..

Evet..

Ama bu “barış” isteğinin, “her zaman” tekrarlanması.. “Her olayda aynı şekilde talep edilmesi” halinde bir değeri var..

“Olay”ları seçerseniz..

“Zaman” tercihi yaparsanız..

“O”nda değil, “bu”nda “barış istiyorum” derseniz..

O zaman siz barış falan istemiyorsunuz.. Düpedüz hainlik ediyorsunuz demektir..

Belki savaş isteyenlerden bile daha büyük hainsiniz demektir..

Durun kızmayın hemen..

“Soyut değerlendirmelerle, ahlaki bir kavramı bile, nasıl mahkum edersin” demeyin..

Somut örneklerini vereyim..

Mesela..

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gerçekleştirdiği operasyonlardan bir örnek vereyim..

Afrin operasyonu başladığında, “Barış istiyoruz” diyenler..

“Savaş istemiyoruz” diyenler..

“Fırat Kalkanı operasyonu”nda da aynı talebi tekrarladılar mı?

“Barış istiyoruz, savaş istemiyoruz” dediler mi?

Demediler..

Tam aksine, o operasyonu desteklediler.. Alkışladılar..

Çünkü “Fırat Kalkanı”nda, operasyonun hedefi DAEŞ idi..

Hedefte DAEŞ varsa, “Savaş istiyoruz..”

Hedefte bir başka terör örgütü YPG/PKK var ise, “Barış istiyoruz.”

Nasıl ahlaksızca bir tavır,  görüyorsunuz değil mi?

Örnekleri değiştirelim..

YPG’nin silahlanmasına karşı alınan tutumu masaya yatıralım..

ABD, YPG’ye 4900 TIR dolusu silah verirken, şöyle slogan attık mı: “Barış istiyoruz. Savaş istemiyoruz.. Silahları da almıyoruz!”

Öyle ya..

“Barış” derken, aslında ideolojik bir tarafgirlik yapmaksızın bir talepte bulunuyorsak..

Silahın kime verildiğini..

Kime karşı kullanılacağını hiç dikkate almadan..

“Barış istiyoruz. Silah istemiyoruz” dememiz lazım..

Afrin’e operasyon için, “Barış istiyoruz” diyenler, YPG/PKK’ya verilen silahlarda ne dediler?

“Ay şekerim.. Bana mı sordun.. Ne desem bilmem ki.. Şimdi ben böyle uluslararası konularda, kendimi pek yetkili hissetmiyorum da.. Yani..”

Süleyman Demirel’in, “Dün dündür, bugün, bugün” özündeki “çevir kazı yanmasın” taktiğine de eyvallah diyelim..

Dünü bırakalım..

Bugün itibari ile..

Afrin’e operasyon düzenlenirken, “barış istenildiği”ni, bunun da haklı bir talep olduğunu varsayalım..

O zaman buyrun..

Dün barış istemediğiniz için sizi suçlamayalım..

Ama bugün sadece TSK’ya karşı değil..

YPG’yi de muhatap alarak “Barış” isteyin..

Yine size alkış tutalım..

Buyrun.. YPG’nin Suriye rejimine yönelik saldırılarına karşı..

ÖSO’ya karşı silahlı faaliyetlerini kastederek, “Barış istiyoruz. Savaş istemiyoruz” deyin..

Deyin ki..

Barış isteğinizde samimi olduğunuza inanalım..

Bunlar böyle ahlaksızdırlar..

En kutsal kavramları bile, kendi ideolojileri için istismar ederler..

“Barış istiyoruz” dediklerinde..

Asla inanmayın, bu hainlere..

Onlar “Barış istiyoruz” diyorlarsa..

Onların teröristleri, kötü durumdadır.. Can veriyorlardır.. Sonları gelmiştir.. 

Bir kurtuluş ümidi ile “Barış istiyoruz” derler..

Ama..

Onların teröristleri, biraz palazlandı ise..

Bombaları hazırladılar.. Yollara döşediler.. Patlatmaya hazır bekliyorlarsa..

“Barış istiyoruz” sloganı duymazsınız..

Açın bakın arşivlere..

Ne zaman “Barış istiyoruz” diye bildiriler imzalanmış, gazetelere ilanlar verilmiş ise..

Hepsinde..

Teröristler zor durumdadır..

Teröristlerin güvenlik güçlerimize saldırdığı, şehitler verdiğimiz dönemlerde..

Bu bildiricilerin hiçbirisinin, “Barış” kelimesini ağzına aldığını göremezsiniz..

 •

Afrin’de barış..

Fırat Kalkanı’nda savaş..

Suriye’ye karşı mücadelede savaş.

PYD’ye karşı mücadelede barış..

Kobani’de DAEŞ’e karşı savaş..

Rakka’da DAEŞ’e karşı savaş..

Kandil’de PKK’ya karşı barış..

Hep ikircikli tavır.

Hep, yanar-döner tavırlar..

Bu vesile ile..

İlk okuduğumda (29 Ağustos 2012’de Taraf gazetesinde yayınlanmıştı), sinir küpüne döndüğüm bir yazıyı hatırlatayım..

 Şimdi darbecilikten cezaevinde olan Ahmet Altan yazmıştı..

İfade aynen şöyle:

“BDP Eşbaşkanı Demirtaş’ın cümlesi tarihe geçecek. ‘Çukurca-Şemdinli arasındaki 400 kilometre PKK’nın kontrolü altında’ dedi.”

Hatırlatayım..

Şu an Demirtaş da cezaevinde..

Hakkettiği yerde..

Devam edelim, yazıdan alıntıya: “400 kilometre dediğiniz mesafe, İstanbul’la Ankara arasındaki mesafe kadar, Demirtaş’ın söylediğine göre böylesine geniş bir bölge PKK’nın denetiminde. Demirtaş, o bölgede ordunun ‘operasyon yapmadığını, operasyonu PKK’nın yaptığını da’ söyledi. ‘Ordu ancak havadan karakollara lojistik destek götürebiliyor’ dedi.”

Efendim, duyamadım..

Neler demişsiniz sizler öyle..

400 kilometre PKK’nın kontrolünde imiş. Hem de Türkiye Cumhuriyeti toprakları içinde..

Haydi görelim şimdi..

PKK’nın kontrol ettiği yerleri..

Soralım bu utanmazlara..

TSK’yı tahkir etmek için, bu alçak ifadeleri kullananlara, o gün demiş miydiniz: “Barış istiyoruz. Savaş istemiyoruz!” 

O zaman kusura bakmayın.. Sizin bugün de “barış” istemeye hakkınız olamaz. 

Dün istediğiniz “savaş”ı, şimdi tepenizde bulursunuz!

 

YORUM YAZ