Yeni Akit - M&S Asistans

Başörtüye savaş açandan, barışsever olur mu?

01 Şubat 2018 Perşembe

Başörtülüleri ölüme terk edenler, şimdi karşımıza geçmiş, bize felsefe yapıyorlar: “Doktorlar, yaşatmaktan yanadırlar. Onun için savaştan değil, barıştan yanadırlar”

Oysa sorsak bu hokkabazlara: “Bu ülkede yıllarca uygulanan başörtü yasağında, siz hangi safta idiniz? Öldürme safında mı? Yoksa yaşatma safında mı?”

Verebilecekleri bir cevap var mıdır acaba?

Dün, annesi Fusun Sayek’in 28 Şubat sürecinde TTB Konsey Başkanlığı yapmasını gerekçe göstererek, onun hatırı için TTB’ye desteğe giden Selin Sayek Böke’ye soralım: “Annen de bir doktordu. Başörtülüleri yaşatmak için ne yapmıştı?” 

Ben söyleyeyim.. Hiçbir şey.

Hatta “başörtüsüz fotoğraf vermedi” diye Çapa Tıp Fakültesinde bir servisten diğerine sevki yapılmayıp, ölüme terk edilen Medine Bircan olayında, katillerin avukatlığına soyunup, “ölüm başörtüsüz fotoğraf verilmemesinden değil” diyerek, aklama-paklama vazifesini üstlenmişti.

Yanlış anlamayın..

Tabipler Birliğinde bir kişi, iki kişi ile sınırlı değildir; “Savaşa hayır” sloganı atarken, “Başörtülülere ölüm” bayrağı açanlar.

Dün, TTB’de, gözaltına almaları protesto için basın açıklaması yapan Ali Çerkezoğlu da aynı riyakarlığın sembol ismidir. Bırakın yasağın sürdüğü yıllarda “başörtülü doktor çalıştırılmasın” diye yaptıkları ayrımcılıkları, yasak kalktığında bile, yasağın sürmesi için nasıl ayak sürttükleri, hafızamızdan silinmedi henüz.

Barışsever olmaları için hepsinin özgürlükçü olmaları lazım ama..

Hepsini boşverdik.. Gözaltına alınan 11 Tabipler Birliği yöneticisinden bir tanesi bile, “Ben barıştan yana olduğum için, başörtülülere de destek vermiştim” diyemez.

Hepsi yasakçı. Hepsi, örtülülere karşı savaşçı!

** 

Sadece doktorlar için değil yasak istekleri.

Tıp Fakültesi öğrencileri için de aynı istekleri dillendiriyorlardı...

Üniversitelerde başarılı olamayınca, en son olarak, ortaokul öğrencilerinin psikolojileri bozulur iddiası ile kalıplaşmış yasakçılıklarını devam ettirip, çirkefliklerini tescillemişlerdi.

Peki sonunda ne oldu?

Ortaokulda başörtü yasağı kalkınca, öğrencilerin psikolojileri bozuldu mu?

Tek bir örnek verebilirler mi, bu başörtü düşmanları..

Ne üniversite için. Ne lise için. Ne ortaokul için..

Ne doktorlar için. Ne de avukatlar, öğretmenler için. Başörtü serbestliği sebebi ile yaşanmış olumsuz tek bir örnek gösterebilirler mi?

Gösteremezler..

Ama çirkefliği elden bırakmazlar.

Dindar insana hayatı zindan etmek için ellerinden ne gelirse onu yaparlar..

O dindar insanın tek bir kanuna aykırı fiilini bulamasalar bile, ya okutmazlar, ya mesleklerini yapmaktan alıkoymaya çalışırlar..

Bunun karşısında bir ateist gördüler mi.. Onun elindeki silahı bile görmezden gelip, ya “Savaş istemiyoruz” diyerek ya da “Eline silah aldı diye öldürmek mi lazım. Biz barıştan yanayız” diyerek..

Dindara karşı.. Ateist teröriste dost olmayı sürdürürler.

**

Ben başörtü düşmanları deyince, anlıyor olmalısınız..

Başörtü düşmanlığı demek, aynı zamanda eğitim düşmanlığıdır. Aynı zamanda, insan katlidir. Savaştır. Öldürmedir. Cinayettir.

Niçin?

Tıp fakültesindeki başörtülü öğrenci için, “Kaçıncı sınıfta olduğu önemli değil. 6. sınıfta bile olsa, fakülteden at” diyorsanız, eğitime düşmansınız demektir. Bu aynı zamanda, fakülteyi bitirip, ülkemizde had safhada ihtiyaç olan doktorluğu yapamayacak başörtülülerin hizmet vereceği hastaları da ölüme terk etmek, öldürmek demektir..

Başörtü sözkonusu ise, fakültenin 6. sınıfına da gelmiş olsa öğrenciyi de öldürürler bunlar, hastayı da ölüme terk ederler..

Ama teröriste sıra gelince, savaşı başlatanın o olduğunu da görmezden gelip, hümanist kesiliverirler hemen.

**

Bakmayın CHP Genel Başkanının, CHP kafalıların Tabipler Birliği yöneticilerinin gözaltına alınmalarına itiraz edip, hukuksuzluk iddiasında bulunmalarına.

Türk Tabipler Birliği Kanunu’nun daha 1. maddesi bakın ne diyor: Türk Tabipleri Birliği; tabipler arasında mesleki deontolojiyi ve dayanışmayı korumak ve meslek mensuplarının hak ve yararlarını korumak amacıyla kurulmuş kamu kurumu niteliğinde mesleki bir kuruluştur.”

Hani nerede, “başörtülüleri diskalifiye edin” emri?

Nerede, “İşi gücü bırakın. Devlet politikalarını kendinize iş edinin. Savaşa karşı çıkın. Savaşı kimin başlattığına da bakmadan, kendi teröristlerinizi korumak için basın açıklamaları yapın” talimatı?

Var mı böyle bir görev?

Görev ne imiş? Tabipler arasında etik kuralları ve dayanışmayı gözetmek, tabiplerin haklarını korumak..

Bunlar ne yapıyorlar?

Teröristlerin haklarını korumaya, teröristlerin hayatlarını kurtarmaya çalışıyorlar..

Hem de hangi teröristlerin?

Onlarca doktorun kanına giren PKK’lı teröristlerin.

Şimdi gelin de, bunların “Barış istiyoruz” söylemlerine inanın..

Kendi katillerine “barış”, hiçbir zarar görmedikleri dindarlara ise “savaş” isteyen terör sevicileri!!

 

YORUM YAZ