THY- Euroleague

Barış isteyen Amerikancı solcular!

11 Şubat 2018 Pazar

Adamlar o kadar utanmaz ki..

O kadar şirazeden çıkmışlar ki..

Hem Türkiye nüfusunun çok küçük bir azınlığını oluşturuyorlar.

Hem de Türkiye’ye yönetmek istiyorlar..

Küçük küçük itirazlar oluyor da..

Ordan bir bürokrat..

Burdan yürekli bir insan, “Hop kardeş! Ne yapıyorsun sen orda” diyor da..

Bunların şirretliklerine “O kadar da değil ama” diyerek set çekiyor da..

Haberimiz oluyor..

Haberi de, aslında bu utanmazlar kendileri veriyorlar..

“Engelleniyoruz..” diyerek..

“Sansürleniyoruz” diyerek..

“Demokrasi katlediliyor” diyerek, sergiledikleri rezaletlerin önlendiğini duyuruyorlar..

Biz de haberini almış oluyoruz: “Adamlar azınlıkta olmalarına rağmen, borularını nasıl öttürüyorlarmış!”

Somut örnekleri vereyim..

Kemal Dinç isimli bir solcu varmış.. 

“Hangi çağda yaşıyoruz, hangi iktidar dönemindeyiz” demeden..

“Biz bu ülkede gerçek oyumuz % 1.. Ulusalcıların, diğer solcuların da birlikte toplandığı CHP gibi örgütleri baz alsak bile.. Topu topu % 25’iz.. Bizim ne haddimize, üniversitelerde konser vermek.. Marjinal söylemlerimizi üniversitelere taşıyıp, oraları karıştırmaya kalkışmak!” özeleştirisi yapmadan..

Karabük Üniversitesi’nde konser vermeye kalkıyorlar.

Neyse ki rektörlük uyanık davranmış..

Konser vereceği söylenen Kemal Dinç’in sosyal medyadaki söylemlerini araştırmış..

Bir müzisyenden çok, PKK terör örgütü destekçisine benzediğini tespit etmiş. 

Ve “Kusura bakmayın, üniversitemizi karıştırmanıza izin veremeyiz” demiş..

Müzisyen olduğunu iddia eden Kemal Dinç, hemen vaveylayı basmış: 

“İnsanları susan, onaylayan veya karşı olanlar gibi sınıflandırmamak gerektiğini düşünüyorum.”

Girişte, müzik ile ilgili bir tek kelime var mı?

Yok..

Görüntü konser ama..

Konser adı altında yapılmak istenenin ne olduğu, giriş cümlesinden anlaşılıyor zaten..

Devamında da şöyle diyor Kemal Dinç efendi: 

“Zira değişen dengeler düşünceleri de etkileyebiliyor. Savaşa alkış tutan sanatçıların gerçekte ne savaşı desteklediklerini, ne de bu iktidarla barışık olduklarını sanmıyorum. Onları ilgilendiren güç taraftarı olup mevki ve kariyerlerini korumak, yani mesele vatan millet değil!”

Başka sanatçıları, “güç taraftarlığı” ile suçluyor ama..

Kendisi, “Dünyada en güçlü benim. Benden başka güçlü tanımıyorum” diyen emperyalist devlet ABD ile iş pişirmeye çalışıyor.

Söyleyin, yalan mı?

PYD’yi, Afrin’de korumaya çalışan..

Daha öncesinde 30 bin kişilik ordu kurduğunu söyleyerek, TSK’nın Afrin’e girmesine zemin hazırlayan, hatta mecbur eden, ABD değil mi?

Solcular ne derlerse desinler..

Biz TSK’dan yanayız..

Bu solak müzisyen bozuntuları da açıklasınlar..

Kimden yanalar?

Boşverin “Barıştan yanayız” mavallarını..

Kimden yanasınız, söyleyin?

Nihai noktada, “PYD’den yanayız” demekle de bitmez bu iş..

PYD’nin de arkasında, ABD olduğuna göre..

Aslında  bu solcu görünenler, ABD’den yana değiller mi?

Demek ki “güç”ten yana olan kimmiş?

“Savaş istemiyoruz” diyerek..

“Kuklaların sonunu ötelemeye çalışan sözde barışseverler”miş..

PKK güçlü gibi göründüğünde, “barış” kelimesini ağzına almayan..

Teröristlere operasyon başlayınca, “barış” diye sokağa çıkan sahte barışseverler..

Ve bunlar..

“Güç”ten yana olduklarını açık açık halkın karşısına çıkıp söyleyemedikleri için..

Konser.. Tiyatro.. Sanatsal çalışma maskeleri ile yapıyorlar.

Suçüstü olunca, “Sansürleniyoruz” savunmasına sığınıyorlar..

“Biz barıştan yana idik.. Niye kısıtlanıyoruz” diyorlar..

Konserden örnek verdik.

Bir de tiyatrodan verelim..

Bu da Manisa’nın Akhisar ilçesinde, okulda oynanmak istenen tiyatro imiş..

“Çevreci Afacanlar” başlığı ile, sözde bir tiyatro oyunu hazırlanmış.

Utanmazlığa bakın..

% 51 ile iktidar olmuş AK Parti’nin döneminde..

Hem de devlete ait resmi okullara gidip.

Orda, devletin kararını eleştirecek, siyasi iktidarın iradesini topa tutacak, kendi % 3-5’lik marjinal ideolojilerinin propagandasını yapacaklarmış..

Neyse ki İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, oyunun farkına varmış..

“Siz oyun adı altında, bizi oyuna getirmek istiyorsunuz” demiş..

Tiyatro oyunundaki bazı söylemlerin, oyunun başlığı ile, esas konusu ile bir ilgisi olmadığını belirterek, “Kusura bakmayın.. Bunu siz gidin, Komünist Rusya’da oynayın” demeye getirmiş.

Tiyatro oynayarak, bize oyun yapmaya kalkanlar kıyameti kopartmışlar..

“Aaaa.. Kafaya bak.. Küçük çocukları bile sakıncalı buluyorlar. Ne diyor bunlar, neyin kafasını yaşıyorlar?” diye itiraz etmeye kalkışmışlar..

Merak ettim..

“Acaba oyunda, gerçekten siyasi bir söylem yok mu?” diye..

Aslında Afrin operasyonundan önce yazıldığı anlaşılan tiyatro oyununa, öyle belli olacak şekilde, Afrin eleştirisi pike etmişler ki..

Sırıtıyor..

resmen sırıtıyor..

“İşte o replikler” diye haber yapmışlar..

Onlardan alıntıladım:

“BİLGİCAN: Yeter... Böyle bir anda bile kavga ediyorsunuz. Biz çocuklar kavgalardan, savaşlardan bıktık artık. Kavgasız savaşsız ve tertemiz mutlu bir dünya istiyoruz.”

“Kavgalardan” kelimesine kadar her şey normal.

Ama kavgadan sonra, birden bire, “savaş”a geçiyor, uyanık solcu..

Kavga nire, savaş nire?

Çocuk nire, savaş nire?

Çocuklar kavga ederler de..

Savaş yaptıklarını, ilk defa duyuyorum..

Yazıyorsunuz bir oyun..

Oynamak istiyorsunuz bir oyun..

Bari biraz, mantıklı olun!

 

YORUM YAZ