THY - Konya

Atma Hasan, (kabul edersen) din kardeşiyiz!

07 Aralık 2017 Perşembe

Fetullah Gülen’in avukatı Orhan Erdemli ve Hasan Günaydın hakkındaki iddianame mahkemeye yollanmış..

Her iki avukat da, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra, örgütün gerçek yüzünü öğrendiklerini ve ayrıldıklarını iddia ediyorlar..

Daha net söyleyelim, askeri  darbe girişiminden önce, bu yapıyı bir örgüt olarak görmediklerini, 15 Temmuz ile birlikte tüm vekalet görevlerinden de ayrıldıklarını söylüyorlar..

Hasan Günaydın’ı çok iyi tanımam..

Aynı adliyede, basın davaları sebebi ile duruşma beklerken görüşmüşlüğümüz vardır.

Aynı gerekçe ile Orhan Erdemli ile selamlaşma şeklinde diyebileceğimiz her biri 3-5 dakikalık görüşmelerimiz ise, çok eskilere, taa 1990’lı yıllara dayanır..

Hep birbirimize iyi dileklerde bulunmuş iken..

17 Aralık ile birlikte onlar Fetullah Gülen adına müşteki vekili oldular..

Ben de onların cezalandırılmamı istedikleri “sanık” oldum..

Ayrıca, Fetullah Gülen adına, manevi tazminat davaları da açtılar..

O davalarda da, Fetullah Gülen davacı, ben ve gazetemiz “davalı” olarak yer aldı..

Öyle ki..

Ben sanık sandalyesinde otururken..

Yıllar öncesinden tanıdığım bir meslektaşım, benden şikayetçi olan bir kişinin avukatı olarak önümden geçip, müşteki vekili sandalyesine oturdu..

Duruşmam bittiğinde.. Ben sonraki duruşmamı beklediğim için sanık sandalyesinde beklerken, o benim yüzüme bakmadan, geçip gitti..

O değil.. Ben; bir-iki defa, “Ne oluyor? Nedir bu iş” diye sordum, geçiştirdi..

Geldik bugüne..

Şimdiki savunmaları, “Biz profesyonel anlamda avukat idik.. Yapı ile birlikteliğimiz yoktu” diyorlar..

Kendim için değil..

Nefsî anlamda ego tatmini için değil..

“Ben dedim, sen dedin.. Ben haklı çıktım, sen haksız çıktın” kısır tartışması için değil..

Bizden sonraki nesillere, bir tecrübe olması için merak ediyorum ve soruyorum...

Bir insan, yıllarca selamlaştığı bir arkadaşına dava açarken.. Onun cezalandırılması için dilekçe yazarken.. İki dakika da olsa, “Şunu, şunun için yapıyorum. Bunu yapmaya şu sebeble mecburum” demez mi?

  Ben, demesi gerektiğine inanıyorum..

Ve FETÖ yapılanmasındaki o “gizemli sessizliğin”, yıllar öncesine dayanan selamlaşma arkadaşlığımız için de maalesef bozulmadığını yaşayarak görmüş oldum.. 

Ve acizane, hem bu iki isme hem de tüm FETÖ sanıklarına bir çağrım var..

“Allah için.. Bundan sonra, insanların benzer hatalara düşmemesi için.. Bildiğiniz her şeyi lütfen anlatın..”

Yok öyle..

“Profesyonel avukatlık” hikayeleri..

Hangi profesyonel avukat, meşru hükümetle dişe diş kavga eden müvekkilinin, dava dışındaki isteklerine boyun eğip, örneğin gidip o yapının bankasına para yatırır?

Hangi profesyonel avukat, onlarca, yüzlerce avukatı olan bir müvekkilinin, ihtilafa düştüğü bir gazeteciye karşı açmak istediği dava için, “Sizin dava açılmasını istediğiniz kişi ile benim bir selamlaşmam var.. Bu davayı bir başka avukat arkadaş yürütsün” demekten çekinir?

Tekrar altını çizerek söylemek istiyorum.

Olayı, ben-sen kavgası olarak görmüyorum..

Olayın, bugün tartıştığımız Rıza Sarraf davasından tutun..

Metin Topuz hainliğinden devam edin..

Can Dündar casusluğunu hatırlayın..

15 Temmuz darbesini.. 

17 Aralık darbesini..

Mit Tır’ları namussuzluğunu..

Ve daha nice hainliklerin arka planını çözmeye yarayacak bilgiler içerebileceği umudundayım..

Onun için önemseyerek söylüyorum.. 

Orhan Erdemli’nin de..

Hasan Günaydın’ın da..

Fetullah Gülen avukatlığı yaparken..

FETÖ’nün, Aydın Doğan’ı avuç içine almak için yaptığı operasyonlar (ki bunların büyük çoğunluğunun haklı gerekçelerle yapılan operasyonlar olduğunu da belirtmek zorundayım) sonrasında, nasıl Aydın Doğan avukatlığı yapmaya başladıklarını, açık açık anlatmaları gerekir..

Açık açık söylesinler:

“FETÖ, bizim bilgimiz dahilinde veya haricinde.. Aydın Doğan’ı şöyle şöyle takip etmiş.. Ona operasyon yapmış.. Aydın Doğan, bu yapıya karşı teslim bayrağını çekmiş.. Tek kurtuluş yolunun Fetullah Gülen’in avukatları olarak, bizim vekalet görevini üstlenmemiz olduğunu anlamış.. Bize çıkarılan vekaletin amacı, Fetullah Gülen’in yargıdaki gücünü kullanmaktı” desinler..

Veya..

Gerçek böyle değil de, başka türlü ise..

Onu anlatsınlar..

Kağıt üçkağıdı davasının, nasıl üçkağıda getirildiğini, bildikleri bütün ayrıntılarıyla anlatsınlar..

Kağıt üçkağıdı davasına bakan hakimin, o dosyadan nasıl çekildiğini..

İstanbul’a yeni tayin edilen ve Hasan Günaydın’ın hemşehrisi olan hakimin, kağıt üçkağıdı davasına bakacak mahkemeye yetkilendirilmesinde, kimlerin aracı olduğunu, açık açık anlatsınlar..

Sonra o hakimin, hangi görüşmeler sonunda beraat kararı verdiğini söylesinler..

Ben kendi kafamdaki senaryoyu size dikte ettirmiş olmayayım..

Olaylar, farklı şekilde cereyan etti ise, onu anlatın.

Ama lütfen “Biz profesyonel avukatız” demeyin.. Aydın Doğan’ın avukatı Erem Turgut Yücel’in size gelirken kimin aracı olduğunu, “Osman Karakuş” maskelemesinden kurtararak anlatın..

“Biz hemen her gün, Doğan medyasına, Fetullah Gülen adına dava açarken.. Şimdi ne oldu da.. Aydın Doğan geldi, bize vekalet veriyor, ‘Aman bizim davamızı siz takip edin’ diyor.. Niye ki acaba?” tereddütü yaşamadılarsa..

Bunun mantıklı bir izahını yapsınlar..

Ki; o “kağıt üçkağıdı” davası..

Maalesef ki maalesef..

Bugün akıbetinin ne olduğunu hiç kimse bilmiyor..

Burdan Adalet Bakanlığı’na da İstanbul Savcılığına da sitemlerimi aktarmış olayım..

Onlarla birlikte, SPK’ya da aynı sitemimi ekleyeyim..

Bu ülkede, Tayyip Erdoğan devrilmek istenirken, o dava da araç kılınmıştı.. O davanın özel ilişkilerle sonuçsuz bırakılacağına dair duyumlar alan Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, konuyu Adalet Bakanı’na sormasına yönelik telefon konuşmaları, 17 Aralık darbe girişimi sırasında, “yargıya baskı” yalanları ile medyada büyük tantanalarla yayınlanmıştı..

Kumpas kuranlar, Tayyip Erdoğan’ı o tarihte deviremediler..

Ama kumpas kuranlar ile, menfaatleri olduğu için o kumpas kuranlara çanak tutanların gerçek yüzleri, kamuoyunun önünde deşifre edilmedi..

1,5 yıl Ceza Genel Kurulu’nda beklettirilen dosya, şimdi tekrar beraat ile sonuçlandı diyorlar..

Ne SPK’dan bir açıklama yapılıyor..

Ne savcılıktan..

Ve o davanın en gizli görüşmelerine tanıklık eden iki avukat..

“Bildiğimiz her şeyi anlatıyoruz” derken bile...

Bilmediğimiz hiçbir şeyi anlatmıyorlar..

Lütfen beyler, lütfen..

Bizden sonraki nesiller için olsun..

İbret olması için..

Bildiğiniz her şeyi, anlatın da..

Aynı hatalar tekrarlanmasın.

 

YORUM YAZ