Ailenin yıkılmasından para kazanan çakallar!

11 Kasım 2017 Cumartesi

Önce olaya hangi gözle baktığımı daha iyi anlatabilmek için, avukatlık yaptığım dönemdeki kesin prensibimi söyleyeyim.

Avukatlık hayatımda hiç boşanma davası almadım..

Davacının avukatı olmadığım gibi..

Davalının da avukatı olmadım..

Bir ailenin yıkılması üzerinden para kazanmayı, ahlaki bulmadım..

Kim olursa olsun, çocukların annelerinden veya babalarından ayrılması sonucunu doğuracak kararların alınmasına aracılık etmeyi, etik bulmadım..

Ücretsiz olarak, “Hangi ihtimalde, ne karar verilir.. Ne talep edilirse, sonucu nereye varır” teorik bilgileri verdiğim insanlar olmuştur..

Ama..

Hepsinde öncelikle uzlaşmalarını önermişimdir..

Hiçbir boşanma talepli dava dosyasına da, ismimi vekil olarak yazdırmamışımdır.

Durduğum nokta, her ihtimalde erkekten yana olmak da değil..

“Kadın mutlaka mağdurdur” noktası da değil..

Yeniden uzlaşıp, aile hayatını sürdürebilirlerse ne güzel.. Her türlü desteği vereyim..

Ama yapamıyorlarsa, “Ben onların egolarını tatmine alet olmamalıyım” kanaatindeyim.. ..

Dolayısı ile..

Aile içindeki huzursuzlukları, para kazanma aracı olarak görenler..

Kendi egolarını tatmin etmek için, en kral avukatı tutarak, eşine ders verme amacı taşıyan, psikolojik rahatsızlık yaşayanlar..

Çocukları anne/babasına göstermeyerek, küçücük bebelerin anne veya babası ile ilişki kurmasını engellemekten gurur duyan manyaklar..

“Hayat benim değil mi? İster doğururum, ister düşürürüm” diyerek, ailenin anlamını idrakten aciz çatlaklar..

Bugünlerde televizyon ekranlarında boy gösteren, “Bu hükümet, arabuluculuk yasası ile, her konuda iş alanımızı daraltıyor.. İşçi-işveren davasında da bu.. Aile içi davalarda da bu.. Adım adım, avukatlık tasfiye ediliyor” diyerek, insanların birbiri ile mahkemelik olmasından zevk duyan embesiller..

Maalesef bu ülkede aile ilgili kanunlarda geçmiş dönemde söz sahibi oldukları için..

Bugün aileler, büyük bir travma yaşıyor..

Özellikle 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ve bu kanunun uygulanmasında öyle absürt olaylarla karşılaşıyoruz ki..

Eminim somut olaylar masaya yatırılsa..

Kamuoyu ile paylaşılsa..

Hepimiz ağzı açık “Yanlış olmalı.. Mümkün değil.. Olamaz, doğru değildir” tepkisi veririz..

Kocasından korumak için, sığınma evine konulan kadının, kendi anne babasından da kaçırılması örneği mi dersiniz..

Öz anne-babasının evine yakın bir yerde oturan, ancak eşi ile tartışması olduğu için uzaklaştırma cezası aldığından, yardıma muhtaç anne-babasının yanına yaklaşamayan insanlar mı dersiniz..

Onlarca, yüzlerce, binlerce içler acısı olay..

Somut olayları bir kenara bırakıp..

Kanunun mantığına bakalım..

6284 sayılı kanunun, 3. maddesinden örnek vereyim..

Bakın, aile içi tartışmalardan para kazanmayı düşünecek kadar çakallaşan, arabuluculuk sistemi gelecek diye ödü kopan namussuzların baskısı ile çıkartılan kanunda, aile içi kavgalar nasıl körükleniyor..

“Mülkî amir tarafından verilecek koruyucu tedbir kararları” başlığı ile..

“Bu Kanun kapsamında korunan kişilerle ilgili olarak aşağıdaki tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere mülkî amir tarafından karar verilebilir:” deniliyor..

Ve ilk tedbir şöyle belirtiliyor:

“Kendisine ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanması.”

Eyvallah..

Barınma tüm vatandaşlar için zorunlu..

Bir gaddar koca, eşini dövüp sokağa bıraktı ise..

Kadının anne-babasına gitme imkanı yok ise..

O kadıncağız, sokakta mı kalacak?

Tabii ki devlet, onun barınma ihtiyacını giderecek..

Devam edelim maddeye..

İkinci yardım da şu:

“Diğer kanunlar kapsamında yapılacak yardımlar saklı kalmak üzere, geçici maddi yardım yapılması.”

Tabii ki devlet, vatandaşının asgari bir hayat sağlaması için ona maddi yardım da yapabilir, yapmalıdır..

Devam ediyoruz, maddeye:

“Psikolojik, meslekî, hukukî ve sosyal bakımdan rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmesi..”

İş biraz çığrından çıkıyor değil mi?

Barınma, yiyecek derken..

Büyük bir çoğunluğu aile kavramına mesafeli boşanma avukatları eli ile bilgilendirmeler.. 

Büyük çoğunluğu, ailenin yürümesinden değil, bozulmasından yana tavır almaya endeksli kafaya sahip uzmanlar aracılığı ile psikolojik destekler..

Vs.. Vs..

Sonrasında..

“Hayatî tehlikesinin bulunması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine veya resen geçici koruma altına alınması.”

Bitmedi..

“Gerekli olması hâlinde, korunan kişinin çocukları varsa çalışma yaşamına katılımını desteklemek üzere dört ay, kişinin çalışması hâlinde ise iki aylık süre ile sınırlı olmak kaydıyla, on altı yaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık net asgari ücret tutarının yarısını geçmemek ve belgelendirilmek kaydıyla Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden karşılanmak suretiyle kreş imkânının sağlanması.”

Bu kadar tedbirleri kanunla düzenlediniz de..

Peki, ailenin kurtulması, yürümesi için aldığınız tedbirler nerede, sayın kanun düzenleyicileri?

Daha yeni yeni..

Arabuluculuk kanunu çıkarmaya kalkıştınız da..

Mevcut kanunu çıkarttıranlar, hemen ayaklandılar:

“Arabuluculuk da ne imiş? Taraflar anlaşamıyorlarsa, aileyi ayakta tutmaları için zor mu kullanacaksınız?”

Daha ne itirazlar, ne itirazlar..

Dertlerini tahmin ediyorsunuz..

Boşanma davalarında alacakları, üç kuruşluk vekalet ücreti için yapıyorlar, bu şaklabanlığı..

Toplumun temeli olan ailenin varlığına, kendi cebinin penceresinden bakanların sözü ile, olaya yaklaşırsak..

“Şu tedbir.. Bu tedbir.. O tedbir..” deriz de..

Aileyi yürütmek için alacağımız bir tedbirde..

Hemen..

“İstemezük.. Bırakın aile yıkılsın.. Siz tedbir alarak, bireyleri aile yıkmaya teşvik edin” isteği ile karşılaşırız..

Siyasi iktidar, tercihini yapmalı.. 

Aile ile ilgili düzenlemeleri, “Aile kurmamış” insanların gözü ile değil.. 

“Kendi vücudum.. İster doğururum, ister düşürürüm” diyenlerin penceresinden değil..

Eşcinselliği “cinsel tercih” olarak gösterenlerin bakış açısı ile değil..

Anayasa’daki “Aile, toplumun temelidir” yaklaşımı ile yapmalıdır..

 

  • ErgünErgün5 gün önce
    Doğru söylüyorsunuz. Toplumun yapı taşı aile ticari rant kapısı olarak görülüyor. İşin acıtarafı devletin bakış açısıda bu şekilde. Bu kanunu çıkaranların kendileride yargılanmalıdır. Bu kanunu sabote edip,bu kaos ortamından çıkar sağlayan hukukçular da yargılanmalıdır.
  • GökmenGökmen8 gün önce
    Sonuna kadar katılıyorum ALLAH RAZI OLSUN sizden ellerinize sağlık