THY- Euroleague

ABD işte budur: 14 küçüktür 1’den!

20 Aralık 2017 Çarşamba

Bir mahkemede..

10 üye olsa..

Bu üyelerden 9’u, dava hakkında kabul, bir üye ise “red” dese..

Dava reddedilir mi?

Reddedilirse, adalet olur mu?

Bir kişiye tanınan o üstünlük, adaletsizliğin kanıtı olmaz mı?

Yargılamanın tiyatroluk olduğunu göstermez mi?

Veya..

Bir belediye meclisinde, 40 üye olsa..

39’unun verdiği karara, bir üye muhalif kalsa..

Sonuçta açıklanan karar, “red” şeklinde ve tek üyenin tercihi yönünde olsa..

Buna demokrasi değil, hokkabazlık desek, yanlış mı tespit yapmış oluruz?

Bir mecliste..

100 üye olsa..

Bir kanun yapılacağı zaman..

99 üyenin “evet” dediği kanuna..

1 üye “hayır” dese..

Ve o “bir üye”nin kararı ile, kanun çıkmamış sayılsa..

Buna halkın kendi kendisini idare etmesi sistemi denilebilir mi?

Tüm bu örnekleri niçin veriyorum?

Türkiye’deki bir ilçede.. Bir ildeki belediye meclisinde böyle bir uygulama olduğu için değil..

Türkiye’nin Millet Meclisi’nde böyle bir örnek bulunduğu için değil..

Türkiye’de de..

Batı’da da..

Batı ötesi ABD’de de..

Böyle bir örnek yok..

Ne illerinde. Ne eyaletlerinde. Ne genel meclislerinde..

Ama demokrasinin..

Çoğunluğun tercihinin..

En çok takdir görmesi gereken Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sıra gelince..

Orada “akıl tutulması” yaşanıyor.

Okullarımızda bize öğretiliyor..

Hatta hukuk fakültelerinde öğretiliyor..

“Uluslararası teşkilatlar şöyle güzel, böyle şahane..” deniyor..

Ama, bu rezaletin üzerinde hiç durulmuyor..

“Çoğunluğun tercihi”ni çöpe atan bu kural, hiç tartışılmıyor.

Son somut örnek..

Dün verildi..

ABD Başkanı Trump, Kudüs’ü, İsrail’in başkenti olarak kabul ettiğini ve ABD’nin büyükelçiliğinin buraya taşınacağını açıkladı ya..

Bu açıklamaya karşı Türkiye’nin öncülüğünde, BM Güvenlik Konseyi’ne, “bu karardan vazgeçilmesi” şeklinde bir karar tasarısı sunuldu..

Oylama yapıldı..

Sadece halkı müslüman olan devletler değil..

Hristiyanı, komünisti, ateisti, değişik inançtan, değişik siyasi çizgiden devletler, lehte oy kullandı..

İçlerinde daimi üyelerden Rusya var.. Çin var, İngiltere var, Fransa var..

İçlerinde geçici üyeler Bolivya var, Mısır var, Etiyopya var, İtalya var, Japonya var, Kazakistan var, Senegal var, İsveç var, Ukrayna var, Uruguay var..

Bunların hepsi “Evet” diyor..

Ve bunların karşısında sadece ve sadece ABD, “Hayır” diyor..

Ve karar açıklanıyor:

“Karar kabul edilmemiştir!”

21. yüzyılda, bilim ve fennin ışığında, insan hakları ve demokratik ilkelere saygılı yönetim anlayışına göre alınan bu kararı, ne yapalım?

Sadece kararı değil, böyle bir kararın alınmasına imkan sağlayan sistemi tümü ile çöpe atalım..

İnsanların vicdanında, mahkum edelim..

¥

Bu somut olayda, şöyle bir ilginçlik de var..

Kararın geri alınması için çağrıda bulunulmasına karar verilmesi istenen devletin kendisi, ABD..

Bir benzetme yapacak olursak..

Sanık sandalyesinde oturan..

Haydi sanık demeyelim, “davalı” sandalyesinde oturan devlet, ABD!

Ve sanığın..

Haydi kibar söyleyelim.. Davalı olarak gösterilen tarafın kabul etmemesi ile.. 

Teklif edilen karar, tüm hakimlerin olumlu oylarına rağmen, kabul edilmemiş sayılıyor..

Yani, ancak sanık kabul ederse ceza verilebiliyor..

Ancak davalı “olur verirse” dava kabul edilebiliyor.

Ne saçma bir düzen, değil mi?

Ne kadar aldatmaca bir sistem değil mi?

Necip Fazıl’ın tanımlamasıyla..

“Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul;

Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.

Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa;

Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!”

¥

Şimdi bu düzenin tıkır tıkır işlemesini sağlayan ABD..

Bin türlü konuda, bize, başka ülkelere “insan hakları”ndan tutun..

“Demokrasi”ye kadar birçok konuda nasihatlerde bulunmaya kalkıyor..

“Şu konuda tereddütlüyüz” diyorlar..

“Bu konuda endişeliyiz” diyorlar..

Ulan alçakoğlu alçaklar..

Sizin şu sisteminiz, hiç tavizsiz yürürken..

Sizin neyinize bizim, demokrasimiz..

Sizin neyinize, bizim insan haklarına saygımız..

Sizin neyinize, bizim hukukumuz, yargılamamız, yönetim anlayışımız..

Siz busunuz işte..

“14 küçüktür, 1’den” diyen bir sistemin failisiniz siz!

Sizin kime, insan hakları dersi vermeye hakkınız olabilir?

Sizin kime, demokrasi nasihati yapma hakkınız olabilir?

Bu başlık altında soralım..

ABD’deki Rıza Sarraf davasını, kim ciddiye alabilir?

Adamların en tepe konularda dahi, mantıkları bu..

Anlayışları bu..

Bu mantıktan, doğru bir sonuç, doğru bir karar çıkabilir mi?

Bunlar açıktan açığa yapamasalar da..

“Jüri 11 üyesi ile toplandı, 10 üyenin muhalefetine karşı, 1 üyenin kararı ile, sanığın mahkumiyetine” diyebilecek bir sistemi temsil ediyorlar..

Bize, bu vicdansızlığın savunmasını yapıyorlar.

Onun içindir ki..

Türkiye’deki CHP kafalılar da..

Dünya genelindeki FETÖ’cüler de..

Bizim karşımıza, “ABD şöyle.. ABD böyle” diye çıkmasınlar..

ABD, işte bu..

“Dediğim dedik, çaldığım düdük” kafasında..

Hani Kudüs konusunda durduğu nokta, tartışmalı bir konu olur..

İnsan hakları ile ilgili bir konuyla bağlantılı olur..

“Yorum farkı var” deriz..

Ama.. 

Kabul ettiği karar ile, ne bir insan hakkını hayata geçirmiş olacak. Ne demokrasi kültürünü yaşatmış olacak.. 

Ne de, dünya barışına bir katkı sunmuş olacak.

O karar sebebi ile, 20’ye yakın Filistinli şehid oldu..

Bundan sonra da.. Hem Filistin tarafından hem de karşı taraftan insanların öleceği bir süreç başlatılmış oldu..

Ne için?

“Ben öyle istiyorum!”

Başka hiçbir gerekçesi yok..

Bunun adı demokrasi değil, olsa olsa tiranlıktır!

“İnsan hakları”, “demokrasi” maskeli tiranlık..

 

YORUM YAZ