Sincan darbe davası ve namert yalancılar

14 Eylül 2017 Perşembe

Sincan Ceza İnfaz Kampüsünde görülen Akıncı Davasına katıldım. Bir kurmay yarbay ve bir kurmay binbaşının savunmasını dinledim. Darbecilerin savunmalarını, inkârlarını, üç maymunu oynamalarını görünce nerdeyse küçük dilimi yutacaktım. 

Eski Yarbay Ejder Yıldırım, bir ay önce ilişik kesip ayrıldığı 26. Mekanize Piyade Taburuna o gece dönmüş, 60 asker alarak Ankara Emniyet Müdürlüğüne baskın vermiş. Terör saldırısı haberini aldıkları için emniyeti savunmaya gittiğini söylüyor. Dahası var, emniyetteki polislerin hedefi olmuşlar, kendilerine kumpas kurulmuş ve o gece orada vurulmuş, Üsteğmen Ali de vurulmuş ve bir başından isabet almış. 

Savunmadan çapraz sorgulama yapıldı. Koca yarbay şu sorulara cevap vermedi:

“Darbe yapmak için toplandığınız evde kimler vardı? Polise o gece teslim ol, dedin mi? Havadan yardım istedin mi? Sivillere ateş ettin mi?”

Kamera görüntülerine baktığınızda emniyetin havadan bombalandığını sabaha kadar alev alev yandığını, dumanların havayı boğduğunu, emniyetin önündeki tank ve zırhlı araçlardan sivillere ateş edildiğini, sivil vatandaşları yere serdiklerini görürsünüz.

Ejder Yarbay savunma amacıyla havaya ateş ettim, diyor. Erlerin ateş edip etmediklerini bilmediğini söylüyor.

“Türk halkının askerine ateş ettiğini hiç gördün mü?” sorusuna cevap vermiyorum, diyor.

Sabaha kadar darbe üssü Akıncılar’da bulunan harekât subayı, eski Binbaşı Ali Karabulut, Ejder Yıldırım’ı dinlemenin verdiği tecrübeyle savunma yaptı. Darbe üssünde gece yarısına kadar bulunduğunu, darbe olduğunu fark etmediğini, koridorlarda amaçsız bir şekilde koşuşturup durduğunu anlattı. Hem de uzun uzun. Darbeyi planlamadığını, kimin yaptığını bilmediğini, kimseye emir vermediğini, pilot olmasına rağmen uçmadığını hikâye etti. Çapraz sorguda sorulara “tanımıyorum, bilmiyorum, hatırlamıyorum” kelimeleriyle cevap verdi.

Darbe üssüne özel kuvvetlerden gelen kamuflajlı askerlere rehberlik yaptığı kamera görüntülerinde var, kendisine gösterilince komutanın misafirleriydi, onları tanımıyorum, kim olduklarını bilmiyorum, ne amaçla geldiklerinden haberim yok, diyor.

Mahkemenin önündeki Kahramankazan Belediyesi çadırında 15 Temmuz gazisi, ilkokul mezunu iki yiğitle tanıştım. Lokantacı Şinasi Kanat ve inşaat işçisi Satılmış Koçak… Kahraman Anadolu evlatları ikisi de saat 21.30 gibi köprünün askerler tarafından tutulduğu haberini almışlar ve darbenin farkına varmışlar. Samimi dostlarını da arayarak darbeyi durdurmak için Genelkurmay’ın önüne koşmuşlar. Sabaha kadar orada mücadele etmiş, hainleri uyarmışlar. Tankın üstüne çıkmış, İstiklal Marşı okumuş, tekbir getirmiş ve ihanet hareketini durdurmak için mücadele vermişler, vurulup gazi olmuşlar.

İkisi de gözlerini kurulayarak, şehitliği kaçırdık, gazilik nasip oldu, diyorlar. 

Bitik köyünün yiğit muhtarı Hicabi Bitik, akşamdan alçaktan uçan ve gökyüzünde müthiş gürültü çıkaran F16 sesini duyunca anormallik olduğunu anlamış, dostlarıyla bir-iki telefon görüşmesi yaptıktan sonra darbenin farkına varmış. Yeğenlerini almış, Akıncı nizamiyesine koşmuş, sabaha kadar darbecileri protesto etmiş. 

Uçakların görüş ufkunu kapatıp uçmalarını engellemek amacıyla pistin yakınına saman balyaları ve lastikler taşıyıp yaktırmış. 

Sabahleyin darbe başarısız olunca araziye kaçan hainleri jandarmaya ihbar ederek yakalatmış. 

Kahramankazan AK Parti ilçe başkanı Ali Yıldıztepe darbe haberini alır almaz, abdestini almış, eşiyle helalleşerek evden çıkmış, Kahramankazanlıları organize ederek Akıncı nizamiyesine götürmüş, sabahın dördünde hainler tarafından sivil halk taranıncaya kadar mücadele etmiş. 

Atış serbest komutuyla halka kurşun sıkan alçaklar, 9 sivili şehit, 103 masumu yaralamışlar.

Hikâyelerini “15 Temmuzda Destan Yazan Kahramanlar” kitabımda genişçe anlatacağım inşallah.

Sıradan vatandaşın akşamdan haber aldığı ve farkına vardığı darbeden söz ediyoruz. Kurmay subaylar gece boyu farkına varamadıklarını söylüyorlar. Hem de biri Akıncı Üssü’nde sabahlamasına, öteki zırhlı birliklerin başına geçip emniyeti kuşatarak teslim almaya gitmesine rağmen. 

Ejder Yıldırım hem tank ve zırhlı araçları alıp emniyeti basmaya gidiyor, oradan sivil halka kurşun yağdırıyor hem de hedef olduk, vurulduk diyebiliyor.

Bunlar kurmay subay. İddianameyi okudular. 

Savcılar iyi çalışmış. Kamera görüntülerini, telefon konuşmalarını, tanık ifadelerini bir araya getirip dört dörtlük iddianame hazırlamışlar. 

Buna rağmen kurmay subaylar darbeye katılmadıklarını, darbenin farkına varmadıklarını, ateş emri vermediklerini, halka ateş etmediklerini söyleyebiliyorlar. 

Ortada 149 şehit, 2193 gazi var. Milyonlar o gece sokakta. Kamera görüntüleri ve milyonlar şahit...

Darbeciler mert değil, yaptık diyemiyor, mahkeme salonunda yalan yarıştırıyorlar.

Sincan Ceza İnfaz Kurumları’ndaki duruşmalar hem ibret verici hem can sıkıcı. Koca koca kurmay albayların savunma yaparken yalanlarını dinlemek can sıkıcı. Milletin iradesine kastedenlerin hesap vermesi ibret verici. Belli ki darbeciler, milletin şamarını yiyeceklerini hiç hesap etmemişler, savunma yapacakları hiç akıllarını gelmemiş. 

O gece sabaha kadar AKOM’un önünde darbecilere meydan okumuş, uyumamış biri olarak onların hesap verdiklerini görünce memnun oldum. İnşallah, layık oldukları cezayı alırlar, bundan sonra Pentagon’dan emir alıp darbe yapmaya kalkışacaklara ibret teşkil eder.

 

  • ErsinErsin2 ay önce
    Erkan Bey sizin çocuğunuz Bolu'da okurken hangi dershaneye gitmişti !