THY - İmaj

Sözün gücü

30 Temmuz 2017 Pazar

Meşhur olduğu için birçoğumuz bilir. Sözün gücünü anlamamız için de kâfi aslında. “Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı. Söz ola ağulu aşı, bal ile yağ ede bir söz.”

Aşık Yunusumuza ait olan bu deyiş demek istediğimin aslında özü.

Nerede ise 40 yıl olacak meslek hayatıma başlayalı. Her meslekte önem arz etmesine rağmen, hekimlik gibi insanın zar ve zor günlerinde iş gören bir mesleğin olunca sözün kudretli gücünü anlamak daha kolay oluyor.

Söz ve beden dili ile kurulan iletişim bizim meslekte çok daha önemli. Hasta-hekim ilişkisi sağlam temeller üzerine kurulduğunda ancak sağlıklı sonuçlara ulaşmak mümkün olabiliyor.

Günümüz sağlık sisteminin saç ayağında iletişim bacağının zayıflığı maddi ve manevi ciddi kayıpların ana sebebi. Sağlık kuruluşlarımız ki, birçoğu sağlık teknolojisinde zirveleri zorluyor. İstanbul’daki MR cihazı sayısı tüm İngiltere’dekinden daha fazla. Nerede ise her hastanemiz teknolojik donanım bakımından birbiri ile yarış halinde.

İlaca ve tedaviye ulaşma hızımıza yetişmek mümkün değil. Hasta aynı gün muayene-tetkik ve tahlillere ve ilaca ulaşabiliyor. Buraya kadar her şey çok güzel. Sorun bundan sonra başlıyor.

Sorun ne? Söz yok. Ana ve çok önemli sorun hekim hasta iletişimindeki zayıflık. Nereden biliyorum. Her gün karşılaşıyorum. Hastalar hastalıkları ile ilgili yeterli bilgilendirilmedikleri için tetkiklerindeki siyah puntolu bilgileri internetten araştırarak kaş yapayım derken gözlerini çıkartıyor.

Ya da verilen ilacın dozu, yan etkisi, aç tok alımı ve günlük kullanımı, tedavi süresi gibi basit konularda yaşadıkları kararsızlıkta çözüm ortağı bulamıyorlar. İnternet, eczacı kalfası veya konu komşu gibi karga kılavuzların azizliği ile kaş yapalım derken diğer gözlerinden de olabiliyorlar.

Demek istemem o ki, reçete memurluğu ile hekimlik yapmak gibi bir yere doğru savrulduğumuz sürece sağlık bütçesini şişirmemiz sadece teknoloji firmalarına ve ilaç tröstlerine yarar.

Aklımızı başımıza almaz ve inadım inat demede inat edersek çok övündüğümüz bu sistem devletimizin başına bela olur.

Amerika gibi bir ülke günlerdir ObamaCare ile yatıp kalkıyor. Dev bütçesinden küçük bir parçayı bile ayıramıyor. Buradan ibret almalıyız. Aynı durum tüm Avrupa için de geçerli.

Pacebo ve Nosebo iki iksirli kavramı hasta hekim ilişkisi ile birlikte değerlendirmeye almadığımız sürece çok yol aldığımızı zannettiğimizle kalabiliriz.

Placebo, ilaç olmadığı halde hekimin iletişim gücüne göre gücü olan ilaç olarak tanımlanabilir.

Nosebo ise bilerek ya da bilmeyerek hekimlerimizin kafa yaparken göz çıkarmaya sebep olan kötü iletişimi. İlaçtan zarar göreceği inancı veya hastalıkla ilgili abartılı algılar bu kategoriye giriyor.

Değerli dostlar gördüğünüz gibi söz çok önemli. Sağlıkta çok daha önemli. Onun için atalarımız tatlı söz yılanı bile deliğinden çıkarır demişler.

İletişim çağı diye boşuna denmiyor. Günümüzde olumsuz iletişimler ve kaygı düzeyini artıran paylaşımlarla felaket senaryoları bol kepçeden üretilip bol soslu ve süslü olarak satılıyor.

Akıl süzgecinden geçirilmemiş olanları satın alırsanız sadece ağzınız yanmaz mideniz ve sindirim sisteminiz yanında ruh sağlığınız da bozulabilir. Benden hatırlatması.

Müftü nikâhı

Doğal afetlerle sık yüzleşmeye başladığımız bu günlerde bir de feministlerin kuru gürültüsü ile uğraşıyoruz. Neymiş efendim; müftü nikâh kıyarsa kadın hakları çiğnenirmiş. Laiklik elden gidermiş.

Belediye memuru, muhtar, gemi kaptanı hatta papaz kıyarsa bir sorun yok. Müftü kıyarsa Türkiye’miz bölünür parçalanırmış. Laik yobaz kardeşim geçti Bor’un pazarı.

Yetti artık, çiğnediğiniz sakız bu aziz milleti rahatsız ediyor. Hiç olmazsa susun ki sizi adam sansın.

Eski Türkiye özlemcisi kardeşlerim, böyle eften püften bahanelerle arz-ı endam edeceğinize dünya zindelerinin şımarık veled-i zinası İsrail’e karşı bir duruş sergileyin de milletimiz had tanımaz hadsizliğinizi affetsin.

Bu ülke hepimizin. Dostluk ve kardeşlik hamurunu muhabbet mayası ile kabartarak farklılıklarımızı ortak zenginliğimiz olarak kabul edelim. 

Ülke düşmanlarına karşı birlik ve bütünlüğümüzün arasına ayrık otu dikenlere fırsat vermeyelim.

 Bugünlük de bu kadar.

 Kalın sağlıcakla. 

 

YORUM YAZ