Sabredenlerden olabilmek

27 Ağustos 2017 Pazar

Rabbim sabredenlerden olmayı nasip etsin duasına AMİN diyorum. Değerli okurlarım adına hayat dediğimiz yaşam profilimizdeki anaforlar farklı yerlerimizi dengeleyip düzelterek hayttan tat almamızın önünü açıyor. 

 Bu sayede bitmez tükenmez dediğimiz zamanlar geçiyor. Çekilmez denebilen acılar ızdıraplar paylaşılsın paylaşılmasın azalıyor yok oluyor, şöyle ya da böyle ömür hazinemiz biterek dar-ı bekaya doğru hızla yol alıyoruz. 

 Ağustos ayı eyyam-ı bahuru ve içinde barındırdığı zaferler ile coşku ile beklenen bir zaman dilimi. Milletimiz için de çok daha farklı anlamlarla da yüklü.

 Fırat kalkanı harekatı geçen yıl bugünlerde başlamıştı. Alparslan bugünkü yurdumuzun kapılarını yine bir ağustos ayında açmıştı. Kurtuluş savaşı zaferi de bu ayda nasip olmuştu.

 Sevgili babam yaklaşık bir aydır ciddi bir rahatsızlıkla karşı karşıya ve ağustos ayı bitmek üzere ve biz hâlâ hastanede imtihanımız devam ediyor. 

  Bir hekim olarak  hastanede bankonun hasta tarafında bulunmanın çaresizliğini ve acısını yaşıyorum.

 Elbette şikayetçi olma hakkım olamaz. Rabbimizden gelene amenna diyoruz. “Kul olmak aynı zamanda aciz olmaktır” gerçekliğinden olsa gerek; savrulmamak mümkün değil. Bir tarafta kaygı, başka bir tarafta ard arda gelen çaresizlikler… 

 Savrulmalarda en büyük destekçim doğal olarak ailem ve yakın çevrem. Sağ olsunlar yapılması gerekenleri yapıyorlar. Ama dün kızımın gönderdiği mektup beni adeta silkeleyerek biraz da olsa kendime getirdi.

 Mektup uzun ama özeti, “Kendisinin zor zamanlarında en büyük destekçisi olan can babası nasıl bu kadar savrulma yaşar?” 

Bu soruya cevap arıyordu mektubunda. Çabalarımın boşa çıkmasının bende oluşturduğu çaresizlikten kaynaklı acıyla yüzleşmemi istiyordu. 

 Gayretin vicdanı rahatlatsa bile iç huzurun ancak tevekkül ile elde edilebileceği gerçekliği ile beni buluşturdu. 

 Böyle dönemlerde şeytani düşüncenin mahsulü pişmanlıkların hepsini elimin tersi ile iterek Rabden gelene rıza göstermemin en kısa kestirme ve doğru yol olduğunu hatırlatarak içimi bir nebze de olsa ferahlattı.

 Kendi yaşadığı çaresizliklerden başka örnekler vererek zamanın en önemli tedavi edici ilaç olduğunu, teknoloji ürünü ilaçların ise pek bir işe yaramadığı gerçekliğini de kabullenmemi özellikle rica etti.

 Uzayıp giden mektup elbette haklı ve yerinde gerçekliklerle beni bir kez daha yeni taze ve doğru düşüncelere yöneltti. Ancak tâ içerlerden gelen kaygı ve bunun alevlendirdiği kor ateşin ferinin azalması zamanla olacak gibi.

 Allah’tan unutma diye bir mucizevi yönümüz var. Bugünleri de acısı tatlısı ile unutacağız. Yeter ki ebedi imtihanı kaybetmeyelim.

 Değerli dostlar meslek hayatım boyu hastalarımla empati kültürü içerisinde birliktelik oluşturmaya çalıştım. Hatasız kul olmaz gerçekliği ile hatalarımı asgariye nasıl çekerimin hep takipçisi oldum.

 Hasta hekim ilişkisine azami önem vererek tetkik tedavi ve takipte ölçümü kaçırmamaya özen göstermeye çalıştım.

 Şimdi sabır sebat ve dua zamanı. Sabrederken cennetimizi kazanmamız mümkün olacak. Sebat ederken kaç paralık adamlar olduğumuz gün yüzüne çıkacak. Dua ile de olmazların olmasını bekleyeceğiz.

 Dua silahı öyle yerlerde devreye girer ki, kendimizden menkul sandığımız birçok şeyi evirip çevirerek sahili selamete bizi götüren bir katalizör olur.

 Babam Kahramanmaraşımızda tanınmış bir alim. Çok sayıda seveni var. Sevenleri öğrencileri ve yetiştirdikleri arıyor soruyor ve dua ediyor. Sıkıntımızı paylaşarak üzerimizdeki yükü hafifletiyorlar.

 İyi ki dostluk ve dostlar var. İyi ki hâlâ adam gibi adamlar var. İyi ki omurgası ile örnek olmaya azimli ve kararlı meslektaşlarımız var.

 Ben tüm arayan soran yardımcı olan dostlarıma kalbi teşekkürlerimi arz ediyorum. Sağ olun var olun.

 Bugünlük de bu kadar. Kalın sağlıcakla.

 

  • Refigul BaltaciRefigul Baltaci2 ay önce
    Sayin Dr.Ali Erkan Bey Sizlere gecmis olsun dileklerimi iletiyorum.insallah en kisa zamanda Sevgili Babaniz sifa bulacaktir Allah a emanet olunuzSelam ve Dua ile