Mahkeme kadıya mülk değil

24 Eylül 2017 Pazar

Bulunduğumuz coğrafya ve taşıdığımız miras yükü uyanık ve akıllı olmamızı mecbur kılıyor. Ya aklederek yaşayıp tüm dünyanın kaymış omurgasını düzeltmeye çalışacağız, ya da aylak aylak gezerek piyon olmaya razı olacağız.

Cumhurbaşkanımızın yerinde ve zamanında duruşunu ve mücadele ediş şeklini örnek alabilsek içimizdeki birçok açmazdan da kurulabiliriz. Bu duruş aslında, hem dinimize hem de dedelerimizin dünyaya örnek olmuş tarzına uygun.

Ülkemiz gündemindeki son bir haftayı masaya yatırarak düşünmeye ne dersiniz. Burnuna çok kötü kokuların gelmesine rağmen kelle koltukta Amerika’ya gitti. BM de iki yüzlü değil yüzsüz suratların karşısında tüm dünyaya sesin çıkabildiği kadar gerçekleri haykırdı. 

Dünyanın beşten çok büyük olduğu gerçekliğini örnekleri ile bir kez daha ispat etti. Sonra TV kanallarında bu böyle gitmez oynadığınız tiyatrodan vazgeçip hakiki gündeme dönmelerine davet etti. Trump ile bir saat oturup her şeyi, yalan söyleyen gözünün içine bakarak konuştu ve apar topar ülkemize döndü.

Durmak dinlenmek yok. Ayağının tozu ile MGK ve Bakanlar Kurulu’na başkanlık etti. TBMM’de tezkereyi uzatır uzatmaz İran ve Rusya ile görüşmelere başlayacak. Bu tempo insanın sadece başını döndürmez. Bu tempoya can da beden de dayanmaz. Rabbim yar ve yardımcısı olsun. AMİN.

Rabbimizin yardımı milletimizin ferasetli duruşu ve düşmanlarında akılsızlığı sayesinde onlar ektikleri fırtınaları biçerken biz de tüm olumsuz beklentileri boşa çıkartarak adeta düşman çatlatıyoruz.

Ülkemizin REİSİNİN pürmelali bu. Asıl soru ise bu hengamede bizler birey olarak neler yapıyoruz? Bu soru en çok da REİSİMİZİN güvenerek sorumluluk emanet ettiği yakın çevresine ve bürokratlarına ve şehreminlerine sorulmalı. 

Her canlı fanidir ve muhakkak ölümü tadacaktır evrensel gerçekliğine göre yaşayışımızı dizayn edebiliyor muyuz? Cevabını gerçek dostlarımız olan aynaların karşısına geçerek verelim.

Mahkemenin kadıya mülk olmayacağı gibi makamlarımız, sırça köşklerimiz, lüks araçlarımız vs. bizlere mülk değil. Hiç ölmeyecek ve oturduğumuz koltukları terketmeyecekmişiz gibi bir yaşam tarzımız varsa vay halimiz.

Dün İstanbul’umuzun şehremini mahkemenin kadıya mülk olamayacağı gerçekliğini hatırlayarak yapması gerekeni yapıp gitti. Bu gidişten, kendine ders çıkartacak o kadar çok başkan ve bürokrat varki, inşallah kendilerine ders çıkartırlar ve yamuk ve çirkin görünen taraflarını düzeltirler.

Halkımızın içinde bulunan ve mesleği gereği halkla çok yakınlığı olan bir vatandaş olarak mağdur ve haksızlığa uğramış çok sayıda kardeşimizden sözlü yazılı bir sürü garabet işitiyorum. Duyduklarım bazen beni bile utandırıyor. 

Bir dostum rüşvetin pazarlığının emniyetli olduğu için camide yapıldığını söylemişti. Ne kadar doğru test etmedim ancak durum sanılandan çok vahim. Böyle gitmemeli. Herkes İstanbul gibi koca bir şehrin şehremini Kadir abisinin gidişinden kendine bir pay çıkartarak kendi sorumluluk alanında bu gazi millete hizmet etmeli. Uzun süre iktidarda kalmaktan dolayı başı kıçı dönenler, ne oldum delisi olanlar, nefse ve şeytanın desiselerine karşı direnemeyenler derhal oturdukları koltukları terk etmeli. 

Yoksa bu millet 2019’da faturayı Reis’e kesmek zorunda kalır. Kesilen fatura sadece REİSİMİZE olsa başüstüne. Ümmetin hali ortada. Gâvurların el ovuşları ve duruşlarını hep beraber gözlüyoruz. İçimizdeki hain güruhun akıllanmak gibi bir niyeti de yok.

Maddi ve manevi olarak savrulduğumuz şu günlerde herkes aklını başına alarak ellerini şakaklarına götürüp çok iyi düşünsün. Son pişmanlığın para etmediği gerçekliği ile ah vah etmeden devletine milletine sahip çıksın. Gemimizin içine su doldurarak batırmaya çalışanlar var. Gözümüzü kulağımızı dört açalım ve aklederek kurtulanlar sınıfına terfi edelim diyorum.

Bugünlük de bu kadar. Kalın sağlıcakla.

 

  • TürkiyeTürkiye1 ay önce
    Hocam haklisin bürokratlar işleleri safsafyliyorlarreis gibi kimse çalişmiyorher şeyden tabiki reisin haberi olmaz ama fatura reise kesiliyor benimde bir sorunlarim var on yildir gidip geliyorum köyüme tapu isleri karişik işin içinden cikilmiyor suclu kim diyorsun devlet diyorlar kisacasi Bizim köy tarlalari baska kisilerle bitişik yazmişlar kirk dönümden aşagisini bölmüyorlar yani yine faturayi reise kesiyorlar